
Yeniliklerin öncüsü AR TARIM, her fırsatı değerlendiriyor, her bilgiyi topluyor ve hem ürün hem şirket bazında stratejik bir yol haritası çiziyor. 2016 yılından bu yana belirlediği bu strateji doğrultusunda faaliyetlerine devam eden şirket, yarattığı fark ve kazandığı güven ile gurur duyuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu açıklamalarına göre temmuz ayında fiyatı en çok düşen tarım ürünü patates oldu. Yıllık bazda yani Temmuz 2024’ten Temmuz 2025’e kadar patatesteki fiyat artışı sadece yüzde 13,31 olarak gerçekleşti. Patates üreticisi artan maliyetlerin altında eziliyor ve ürününü değerinde satamadığı için zor yıllardan geçiyor.
Katıldıkları DLG Potato Days Fuar’ında AR TARIM’ı ziyaret ettik. AR TARIM Genel Müdür’ü Ekrem Suad Sadak, sektöre dair değerlendirmelerini ve sektörde yeniliklerin öncüsü unvanını korumak için neler yaptıklarını Tarım Gündem Dergisi ile paylaştı…
Patates sektörü, zor bir yıl geçiriyor diyebilir miyiz?
Türkiye’deki üretim fazlasının ve kontrolsüz üretimin etkileri maalesef 2024 yılında oldukça hissedildi ve patates sektörü zor bir yıl geçirdi. Aynı tablo maalesef 2025 yılında da devam ediyor. 2025 yılını ve hatta 2026’yı da aynı şekilde geçireceğimizi, 2027 yılında bu zorlukların biraz hafifleyeceğini düşünüyorum.
Bu durum, birkaç yılda bir yaşanan bir döngü halini aldı. Bu döngünün kırılması için neler yapılmalı?
Ülkemizde koşullar giderek zorlaşıyor. Sektördeki bu olumsuz döngünün kırılması için tüm sektör paydaşlarının değişen koşullara kendini adapte etmesi gerekiyor. Yalnızca ürün üretimine değil ürünün farklı yöntemlerle pazarlanmasına da odaklanılmalı ve dünyadaki yeniliklerin takipçisi olunmalı. Türkiye’nin patates ihracatı sınırlı olduğu için maalesef yalnızca Türkiye koşulları ve ihtiyaçları düşünülerek hareket ediliyor. Bu da döngünün kırılamamasının en önemli nedenlerinden biri. Sektör maalesef yakın geleceği planlamak üzere hareket ediyor. Ancak dünya çok hızlı değişiyor ve değişime açık olmak oldukça önemli. Kendimizi geliştirmek adına, bilgi sahibi olmak büyük fayda sağlayacak. Bu da kişisel çabaya bağlı.
Bu konuda devlete de büyük görev düşüyor değil mi?
Üretim planlaması şart. Bu yalnızca patateste değil tüm tarımsal ürünler için geçerli. Türkiye, dünya piyasasında global bir oyuncu olmak adına her türlü imkana sahip ancak dünyada neye ihtiyaç varsa buna göre üretim yapılmalı. Patates, Türkiye’nin iç tüketimi için stratejik bir ürün ancak tüm dünyada üretiliyor. Türkiye’nin iç tüketimi 4 milyon ton. Siz 7 milyon ton üretime izin verirseniz fazlalık 3 milyon ton ne olacak? Bu noktada tek seçenek ihracat. Bu yüzden hangi ülkelere gönderim şansı var araştırılmalı ve ihracata yönelik ürün politikası belirlenmeli.
Türkiye’nin atması gereken en büyük adım odaklanmak herhalde?
Hollanda, belki klişe ama oldukça başarılı bir örnek. Yüz ölçümü olarak dünyanın en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen en büyük ihracatçıları arasında yer alıyor ve yıllık 150 milyar avroluk ihracat hacmine sahip. Türkiye olarak biz de bu ortamda kendimizi konumlandırmalıyız. Örneğin İsviçre, küçük ama dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Peki ne yapmış? Küçük ülkelerin üretim merkezi olması mümkün olmadığı için finansa odaklanmış ve kendini dünyanın finans merkezi olarak konumlandırmış. Bazı ülkeler turizm, bazı ülkeler teknoloji merkezi olabilir. Bizim de bu konuda bir karar vermemiz ve buna göre bir politika belirleyip alt yapısını hazırlamamız gerekiyor.
AR TARIM olarak kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Konumlandırma dediğimizde sektörü iyi tanıyor olmak ve dinamiklerini, isteklerini doğru okumak oldukça önemli. Biz AR TARIM olarak önce bu analizi yaptık ve sonrasında kendimizi konumlandırmak üzere çalıştık. Bu doğrultuda değerlerimizi, vizyonumuzu ve misyonumuzu belirledik. Bundan sonra da kendimizi nerede görmek istediğimize karar verdik, buna göre hedeflerimizi belirledik ve tüm adımlarımızı bu hedefler doğrultusunda attık. Tabii bu yeni bir durum değil, biz bu çalışmalara 2016 yılında başladık. Bu yüzden araştırma ve geliştirme çok önemli diyorum. Biz bulduğumuz her fırsatı değerlendiriyor, her bilgiyi topluyor ve hem ürün hem şirket bazında stratejik bir yol haritası çiziyoruz.
Peki AR TARIM olarak siz nasıl bir yıl geçiriyorsunuz?
AR TARIM olarak biz tohumluk patateste, yerli üretimde istediğimiz sonuca ulaştık ve ithalatta da memnun olduğumuz bir talep vardı. Tohumluk patateste pazar payımız yüzde 6 yükseldi ve ağustos ayı itibarıyla gelecek yıl hedeflerimizin yüzde 50’sine ulaştık. Rakiplerimizle karşılaştırdığımızda üreticilerimizin bizim tohumlarımızı tercih ettiğini görmek gurur verici. Ancak bu tercih ediliş yalnızca tohum kalitesinden kaynaklanmıyor, sunduğumuz bütünleşik hizmetin bir sonucu. Fark yaratmak adına çalışıyoruz ve bu üreticilerimiz tarafından fark ediliyor. Böyle bir ortamda güvenilirlik en büyük faktör ve AR TARIM olarak üretici bize güveniyor.
AR TARIM’ın yeniliklerini konuşmak artık bir gelenek. Üreticileri neler bekliyor?
AR TARIM olarak bizde yenilikler bitmez. Böyle olması için de çok çalışıyoruz. İlk yeniliğimiz dijitalleşme konusunda. Hem iç hem de dış iş süreçlerimizi tamamen dijitalleştirmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve uygulamamızı geliştiriyoruz. Bu sayede müşterilerimiz, alışveriş yapmak haricinde bizimle olan bütün ticari faaliyetlerini ve iş akışını uygulama üzerinden takip edebilecek.
İkinci yeniliğimiz ‘Young Farmers Club’ olacak. Genç müşterilerimizi ya da mevcut müşterilerimizdeki genç jenerasyonu tarıma bağlamak adına bu kulübü kuruyoruz. Konsepti hazır ancak detayları paylaşmak için henüz erken. Yalnızca akademinin bir parçası ve 35 yaş üst sınırı olacağını paylaşabilirim. Katılımcılarımıza farklı ayrıcalıklar sunuyor olacağız.
Son olarak ‘AR TARIM Bonus’ programı hazırlıyoruz. Uzun yıllardır bizi tercih eden ve bizimle olan müşterilerimize hak ettikleri değeri gösterebilmek adına sadakat ödülleri sunduğumuz bir program olacak.

