
Dünya genelinde tarımsal üretimi artırmaya yönelik çalışmalar hız kazanırken, uzmanlar gıda güvenliğinin yalnızca daha fazla üretmekten geçmediğini vurguluyor. Çünkü hasat edilen ürünlerin önemli bir bölümü tüketiciye ulaşmadan önce kayboluyor. Bu nedenle tarım sektöründe yeni bir soru öne çıkıyor: Daha fazla üretmek mi gerekiyor, yoksa mevcut üretimi daha iyi korumak mı?
Tarımda verim artışı, yeni çeşitler, dijital teknolojiler ve sulama yatırımları sıkça gündeme geliyor. Ancak üretim zincirinde yaşanan kayıplar çoğu zaman aynı ölçüde tartışılmıyor. Oysa uluslararası kuruluşların verileri, küresel tarım sisteminde önemli miktarda ürünün hasat sonrası süreçlerde kaybedildiğini ortaya koyuyor.
Her 100 kilogram ürünün 13 kilogramı tüketiciye ulaşamıyor
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre, dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık %13,2’si hasat sonrası süreçlerde kaybediliyor. Bu kayıplar; hasat, depolama, taşıma, işleme ve dağıtım aşamalarında meydana geliyor.
Başka bir ifadeyle, hasat edilen her 100 kilogram ürünün yaklaşık 13 kilogramı tüketiciye ulaşamadan sistemden çıkıyor. Özellikle meyve ve sebzeler, yüksek su içerikleri ve hassas yapıları nedeniyle kayıpların en yoğun yaşandığı ürün grupları arasında yer alıyor.
Kayıplar neden oluşuyor?
Uzmanlara göre ürün kayıplarının önemli bir bölümü yetersiz depolama koşulları, soğuk zincir eksiklikleri, taşıma sırasında meydana gelen fiziksel zararlar ve pazarlama süreçlerinde yaşanan gecikmelerden kaynaklanıyor.
Özellikle yaş meyve ve sebze grubunda ürünlerin hassas yapısı, kayıp oranlarının daha yüksek seviyelere çıkmasına neden olabiliyor. Bu nedenle hasat sonrası süreçlerin etkin yönetimi, üretim kadar önemli görülüyor.
Sorun yalnızca üretim aşamasında yaşanmıyor
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Bu miktar, tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık %19’una karşılık geliyor.
Rapora göre israf edilen gıdanın %60’ı hane halklarından, %28’i gıda hizmetlerinden ve %12’si perakende sektöründen kaynaklanıyor. UNEP verileri ayrıca dünya genelinde her gün 1 milyardan fazla öğüne denk gelen gıdanın israf edildiğini ortaya koyuyor.
Kayıplar yalnızca ürünü değil, kaynakları da tüketiyor
Gıda kayıpları ve israfı yalnızca ekonomik bir sorun olarak değerlendirilmiyor. Üretimde kullanılan su, enerji, iş gücü ve tarım arazileri de kaybedilmiş oluyor.
UNEP verilerine göre gıda kaybı ve israfı, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %8-10’unu oluşturuyor. Başka bir ifadeyle, tüketilemeyen her ürün yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda boşa harcanan doğal kaynaklar anlamına geliyor.
Türkiye için de stratejik bir konu
Türkiye, yaş meyve ve sebze üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle hasat sonrası kayıpların azaltılması yalnızca ekonomik açıdan değil; ihracat potansiyeli, kaynak verimliliği ve gıda arz güvenliği açısından da stratejik önem taşıyor.
Uzmanlara göre depolama altyapısının geliştirilmesi, soğuk zincirin güçlendirilmesi, sınıflandırma ve ambalajlama süreçlerinin iyileştirilmesi, üretim kadar kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Geleceğin rekabeti değişiyor
İklim değişikliği, kuraklık, artan üretim maliyetleri ve sınırlı doğal kaynaklar, tarım sektöründe yeni bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Artık mesele yalnızca daha fazla üretmek değil, üretilen ürünü mümkün olduğunca koruyabilmek.
Uzmanlara göre geleceğin tarımında rekabet yalnızca verimde değil, hasat edilen ürünün ne kadarının tüketiciye ulaşabildiğinde de şekillenecek. Bu nedenle tarımın yeni sorusu artık yalnızca “Ne kadar üretiyoruz?” değil, aynı zamanda “Ürettiğimizin ne kadarını koruyabiliyoruz?” oluyor.
Kaynaklar: FAO Food Loss Index
UNEP Food Waste Index Report 2024

