14.11.25

Tarımda Üretim Krizi ve Desteklerin Yetersizliği

Son iki ayına girdiğimiz 2025 yılı, tarım sektörü açısından kabuslarla dolu bir yıl oldu. Kuraklık, zirai don, desteklerin yetersiz kalması, birçok üründe üretici fiyatının geçen yılın altında kalması ve ürünlerin satılamaması, hayvancılıkta şap hastalığı, süt krizi ve daha birçok sorun hepsi bir arada yaşandı.

Bu kadar olumsuzluğun yaşandığı bir yılın ardından 2026 yılına çiftçi ne yazık ki umutla bakamıyor. Bütün bu sıkıntıların, sorunların katlanarak devam edilmesinden endişe ediliyor. Özellikle iklime bağlı olumsuzlukların devam edeceği endişesi var. Uygulanan yanlış politikaların yarattığı büyük tahribat var.

Kışlık ekimlerin yapıldığı bu dönemde birçok bölgede yağış olmadığı için ekim yapılamıyor. Çiftçi yağış bekliyor.

Ekim dönemi mazot zamları can yakıyor

Ekim dönemine girilirken en çok kullanılan girdilerden biri olan mazotun fiyatına zam üstüne zam geliyor. Sadece Kasım ayının ilk haftası mazota litre başına 5 liradan fazla zam yapıldı. Mazotun litresi 58 lirayı geçti, 60 liraya dayandı. Tam da kışlık ekimin yapılacağı, mazotun en çok kullanıldığı bir dönemde yapılan bu zamlar çiftçinin maliyetini artırıyor. Mazot ve gübre desteği fiilen kaldırıldı. 2026 yılı için çiftçiye yapılacak temel destek dekar başına 310 lira açıklandı. Bu destek 2027 yılı bütçesinden ödenecek. Yani iki yıl sonra. Çiftçiye verilecek destek sabit kalırken o zamana kadar mazota, gübreye, tohuma, ilaca daha ne kadar zam geleceğini şu anda tahmin etmek zor. Ancak daha şimdiden desteğin eridiğini tahmin etmek zor değil.

Üretimde büyük düşüş var

Türkiye İstatistik Kurumu’nun bitkisel üretime ilişkin 2. Tahminine bakıldığında 2025 yılının ne kadar zor geçtiğini ve üreticinin özellikle meyve üreticilerinin bu yılı büyük kayıplarla geçirdiğini çok net olarak görünüyor. Kaldı ki zirai don felaketinin verdiği zararın 2026 yılına da belli oranlarda yansıması bekleniyor. Kuraklığın olumsuz etkileri devam ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 Yılı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ne göre meyve üretimi toplamda yüzde 30,4 azaldı. Bazı meyvelerde kayıp oranı yüzde 70’i buldu. Bu yılın Şubat, Mart ve Nisan ayında yaşanan zirai donların etkisi ile TÜİK’e göre meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretimi geçen yıla göre yüzde 30,4 oranında azalarak 28 milyon 389 bin tondan 19 milyon 767 bin tona düşecek.

Meyve üretimi büyük hasar aldı

Özellikle taş çekirdekli meyveler olarak adlandırılan şeftali, nektarin, erik, kayısı, zerdali, kiraz, vişne gibi ürünlerde üretim kaybı yüzde 60,6 oldu. 2024 yılında 3 milyon 794 bin ton olan taş çekirdekli meyve üretimi 1 milyon 496 bin tona gerileyeceği tahmin edildi.

Ürün bazında bakıldığında geçen yıla göre, kiraz üretimi yüzde 70,6 azalarak 726 bin 500 tondan 213 bin 300 tona düşeceği tahmin edildi. Vişne üretiminde yüzde 68,5 oranında düşüşle üretim 206 bin 700 tondan 65 bin 200 tona geriledi.  Kayısıdaki kayıp yüzde 73,9’a ulaştı. 2024 yılında Türkiye’nin, 1 milyon 269 bin ton olan kayısı üretimi 2025 yılında 231 bin tona geriledi. Birçok kayısı üreticisi satmak bir yana, yemek için bile kayısı yok demişti. Şeftali üretimi aynı dönemde 822 bin 622 tondan 443 bin tona geriledi. Kayıp yüzde 46,1 oldu. Nektarindeki kayıp yüzde 44,1 olurken, erik üretimi yüzde 39,5 azaldı.

Elma üretiminin 2025 yılında geçen yıla göre yüzde 48,3 azalarak 4 milyon 420 bin tondan 2 milyon 286 bin tona gerileyeceği tahmin edildi. Ayva üretimi yüzde 58,9 oranında azalacak. Üretim 203 bin 186 tondan 83 bin 500 tona düşecek. Armut üretimindeki düşüş ise yüzde 32,6 olacak.

Kuru üzüm üretiminde ve ihracatında dünyada ilk sırada yer alan Türkiye’nin toplam üzüm üretimi 2025 yılında yüzde 24,5 oranında azaldı. Bu oran kurutmalık sultani üzümde çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin üzüm üretimi 2024 yılında 3 milyon 468 bin ton iken 2025’te 2 milyon 620 bin ton olacağı tahmin ediliyor.

Antep fıstığı, fındık, ceviz ve zeytinde kayıp oranı yüksek

Sert kabuklu meyvelerde üretimi en çok azalacak olan ürün Antep fıstığı. 2024 yılında 383 bin ton olan Antep fıstığı üretiminin, 2025 yılında yüzde 61,1 oranında azalarak 149 bin tona gerilemesi öngörülüyor. Aynı dönemde, fındıkta üretim yüzde 38,5 oranında düşerek 717 bin tondan 441 bin tona gerilemesi bekleniyor. Cevizdeki üretimin yüzde 38,1 oranında, badem üretiminin ise yüzde 36,6 azalması tahmin ediliyor.

Türkiye’nin zeytin üretimi geçen yıla göre yüzde 34,7 oranında azalarak 3 milyon 750 bin tondan 2 milyon 450 bin tona düşmesi bekleniyor.

Turunçgillerde de üretim azalıyor

Turunçgil meyvelerinde toplamda yüzde 12,4 üretim azalması beklenirken en yüksek düşüş oranı yüzde 34,8 ile limonda olacak. Limon üretiminin 1 milyon 730 bin tondan 1 milyon 128 bin tona düşmesi bekleniyor. Portakalda yüzde 15 üretim azalması tahmin edilirken, mandalinada yüzde 7,1 oranında üretim artışı bekleniyor.

Üretimi düşmeyen sadece 7 ürün var

Türkiye İstatistik Kurumu’nun üretim tahmini yaptığı 50’yi aşkın üründen üretimi düşmeyen ve çok az miktarda artan sadece 7 ürün var. Bunlar yüzde 14,7 artışla greyfurt, yüzde 7,1 ile mandalina, yüzde 5,9 ile avokado, yüzde 2,3 ile kızılcık, yüzde 12,8 artışla keçiboynuzu, yüzde 4,9 ile böğürtlen ve yüzde 1,4 ile kestane oldu.

Tahıl ürünlerinde 5 milyon ton kayıp var

Tahıl ürünleri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,4 oranında azalarak 39 milyon 22 bin tondan 34 milyon 173 bin tona gerileyecek. Toplamda 5 milyon ton civarında kayıp bekleniyor.  Bu kaybın büyük bölümü buğday ve arpa üretiminden kaynaklanıyor. Türkiye’nin buğday üretimi 5 yıl aradan sonra tekrar 18 milyon tonun altına düşecek. 2024 yılında 20 milyon 800 bin ton olan buğday üretimi 2025 yılında 17 milyon 900 bin ton bekleniyor. Kayıp oranı yüzde 13,9 olacak. Arpa üretimi ise aynı dönemde yüzde 25,9 düşüşle 8,1 milyon tondan 6 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Aynı dönemde mısır üretimi, yüzde 4,9 artarak 8,1 milyon tondan 8,5 milyon tona çıkacağı öngörüldü.

Üretimdeki kayıp ithalatla karşılanacak

Bu verilerin açıklanmasından çok kısa bir süre sonra sıfır gümrükle 1 milyon ton mısır ve 1 milyon ton arpa ithalatı için tarife kontenjanı açıklandı. Resmi Gazete’nin 8 Kasım 2025 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Hububat ve Bakliyat İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararda değişiklik yapılarak 1 milyon ton mısır ve 1 milyon ton arpanın sıfır gümrükle ithalatı için tarife kontenjanı açıldı. İthalatın önümüzdeki günlerde yeni kararlarla artması bekleniyor.

Baklagillerin tamamında üretim azaldı

Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve mercimek başta olmak üzere tüm ürünlerde üretim azalacak. Özellikle mercimekteki düşüş dikkat çekiyor.

Nohut üretimi 2024 yılına göre yüzde 29,3 oranında azalarak 575 bin tondan 406 bin tona gerileyecek. Aynı dönemde kuru fasulye üretimi yüzde 11,4 düşüşle 279 bin tondan 247 bin tona düşecek. En büyük kayıp ise mercimekte yaşanıyor. Kırmızı mercimek üretimi yüzde 43,2 oranında azalarak 405 bin tondan 230 bin tona düşeceği tahmin edildi. Yeşil mercimek üretiminde yüzde 58,2 azalma ile 71 bin tondan, 29 bin 700 tona düşeceği bekleniyor.

Yağlı tohumlarda dışa bağımlılık daha da artacak

Türkiye’nin en çok dışa bağımlı olduğu ürün gruplarından yağlı tohumlarda 2024 yılında 2 milyon 775 bin ton olan üretim, yüzde 15,6 düşüşle 2025 yılında 2 milyon 341 bin tona gerilemesi bekleniyor. Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 17,4 oranında azalarak 180 bin tondan 148 bin 750 tona düşecek. Ayçiçeği üretimi aynı dönemde yüzde 17,6 oranında azalışla 2 milyon 195 bin tondan 1,8 milyon tona düşeceği öngörülüyor. Dışa bağımlılığın yüksek olduğu yağlı tohumlarda bu bağımlılık daha da artacak.

Endüstriyel bitkilerde de üretim azalıyor

 Türkiye İstatistik Kurumu’nun tahminine göre, en önemli endüstriyel bitkilerden şeker pancarı ve pamukta da üretim azalacak. Şeker pancarı üretimi yüzde 4,1 oranında azalma ile önceki yıla 22,4 milyon ton olan üretim, 2025’te 21,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi. Aynı dönemde kütlü pamuk üretimi, 2 milyon 243 bin tondan, yüzde 13,7 düşüşle 1 milyon 935 bin ton olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Tütün üretiminde ise, yüzde 17,7 oranında artışla 94 bin 278 tondan 111 bin tona çıkması bekleniyor.

 Sebzede durum daha iyi

Bu yılın en az kayıp verilen ürün grubu sebzeler oldu. Sebze ürünleri üretim miktarının 2025 yılında bir önceki yıla göre 0,8 azalarak yaklaşık 33,3 milyon ton olacağı tahmin edildi. Sebzeler grubu ürünlerinden karpuzda yüzde 8,3 oranında, kuru soğanda yüzde 2,6 ve kavunda yüzde 17,5 oranında üretim artışı beklenirken, domateste yüzde 7,6 oranında, salçalık kapya biberde yüzde 6,3 oranında ve taze fasulyede yüzde 8,3 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi.

 Destekler yine yetersiz kaldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun bitkisel üretim tahmininin yayımlanmasından kısa bir süre sonra 30 Ekim 2025 tarihli Resmi Gazete’de “2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı” yayımlandı. Programa göre 2026 yılı bütçesinden tarıma 167 milyar 634 milyon lira destek ödenmesi öngörülüyor. Bu destek bütçesinin yüzde 54,2’sini bitkisel üretim destekleri, yüzde 21,8’ini hayvancılık destekleri oluşturuyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının hazırladığı 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programa göre, 2025 yılında tarımsal destekleme bütçesinin 158,6 milyar lira olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Geçen yıl tarımsal desteklemeler için 2025 yılı için öngörülen bütçe 135 milyar liraydı. Ancak zirai don için ödenen 23 milyar 500 milyon liralık ilave destek ile 2025 yılının 158,6 milyar lira ile tamamlanması öngörülüyor.

Tarımsal desteklemeler için 2026 yılında, 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre yüzde 24,2 oranında artışla 167,6 milyar lira olarak belirlendi. 2025 yılının gerçekleşmesi beklenen destekleme bütçesine göre ise sadece yüzde 5,7’lik artış yapılmış olacak. Yani kabus gibi geçen 2025 yılında destekler sadece yüzde 5,7 oranında artırılacak.

Özetle, çok zor bir dönemden geçen ve 2026 yılına umutsuzlukla giren çiftçilerin derdine çare olacak bir destekleme politikası ne yazık ki yine olmayacak. En azından böyle bir dönemde Tarım Kanunu’nda yer alan “tarımsal destekler gayri safi milli hasılanın en az yüzde 1’i kadar olacak” hükmü 2026 yılında uygulanmalıydı. Bu anlayışla 2026 yılında da tarımda beklenen üretim olmayacak. Bunun faturasını sadece çiftçiler değil tüketici olarak hepimiz ödüyoruz ve ödemeye devam edeceğiz.