
Türkiye’de örtü altı çilek üretimi mart ayıyla birlikte ivme kazanıyor. Erkenci hasat fiyat oluşumunu belirlerken, son yıllarda artan üretim hacmi ve dalgalı ihracat performansı sektörün yönünü şekillendiriyor.
Çilek üretimi Türkiye’de son yıllarda istikrarlı bir artış gösterdi. TÜİK verilerine göre 2018 yılında yaklaşık 440 bin ton seviyesinde olan üretim, 2023 itibarıyla 600 bin ton sınırına yaklaştı. Bu artışta özellikle Akdeniz Bölgesi’ndeki örtü altı yatırımlarının etkili olduğu görülüyor.
Toplam üretim alanı genişlerken birim alandan alınan verimde de artış kaydedildi. Modern fide kullanımı, damla sulama sistemleri ve kontrollü gübreleme programları, dekara verimi yukarı taşıdı. Örtü altı üretim, toplam hacmin yaklaşık üçte birini oluşturmasına rağmen erkenci ve ihracata yönelik ürünlerde daha yüksek paya sahip.
Mart ayında başlayan erken sezon arzı, toplam yıllık üretimin önemli bir bölümünün pazara giriş yaptığı dönemi işaret ediyor.
İhracatta dalgalı seyir
Türkiye’nin çilek ihracatı son beş yılda miktar ve değer bazında dalgalı bir seyir izledi. 2019–2021 döneminde ihracat hacmi 30–40 bin ton bandında seyrederken, pandemi sonrası dönemde lojistik ve maliyet baskıları nedeniyle bazı pazarlarda daralma yaşandı.
İhracatın büyük bölümü Rusya, Romanya ve Orta Doğu ülkelerine yöneliyor. Avrupa Birliği pazarında ise kalıntı limitleri ve kalite kriterleri nedeniyle daha seçici bir yapı söz konusu.
Değer bazında bakıldığında, birim fiyatın erken sezon döneminde yükseldiği, arzın arttığı yaz aylarında ise gerilediği görülüyor. Bu durum, mart ayındaki üretim performansını ihracat geliri açısından kritik hale getiriyor.
Üretim ve ihracatta son 5 yıllık durum
Türkiye’de çilek üretimi son yıllarda yüksek hacmini korumakla birlikte dalgalı bir seyir izliyor. TÜİK verilerine göre 2022 yılında üretim 728 bin 112 ton seviyesine ulaşarak son yılların en yüksek değerlerinden birini gördü. 2023 yılında ise üretim 676 bin 818 ton olarak gerçekleşti ve bir önceki yıla göre sınırlı bir gerileme kaydedildi. Bu düşüşte iklim koşulları ve maliyet baskılarının etkili olduğu değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye, üretim hacmi açısından dünyada üst sıralardaki konumunu koruyor.
İhracat tarafında ise daha belirgin dalgalanmalar dikkat çekiyor. 2020 yılında yaklaşık 47 bin 912 ton seviyesine çıkan ihracat hacmi, 2021 yılında 42 bin 500 ton düzeyinde gerçekleşti. Takip eden yıllarda miktar bazında gerileme eğilimi görüldü ve 2023 yılında ihracat yaklaşık 37 bin 800 ton seviyesinde kaldı. 2024 yılı verilerine göre ise taze çilek ihracatı yaklaşık 20 bin 854 ton olarak gerçekleşti.
Değer bazında bakıldığında, ihracat gelirleri miktar değişimine paralel bir seyir izledi. 2021 yılında yaklaşık 46 milyon dolar seviyesine ulaşan ihracat geliri, sonraki yıllarda hacim daralmasına bağlı olarak geriledi. Bu tablo, üretimde yüksek hacim korunmasına rağmen ihracatta pazar çeşitliliği, lojistik maliyetler ve kalite kriterlerinin belirleyici olduğunu gösteriyor.
Son beş yıllık veriler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin üretim kapasitesinin güçlü olduğu; ancak ihracatta istikrarın henüz tam olarak sağlanamadığı görülüyor. Mart ayında başlayan erken sezon performansı ise yılın geri kalanındaki ihracat temposu açısından önemli bir gösterge olmaya devam ediyor.
Erkencilik ve fiyat dengesi
Örtü altı sistemler sayesinde pazara erken giren üreticiler, sezon başında daha yüksek fiyat avantajı elde edebiliyor. Ancak üretim hacminin artmasıyla birlikte iç piyasada fiyat dengelenmesi hızlanıyor.
İhracat bağlantısı güçlü işletmeler için erken sezon ürünleri stratejik önem taşıyor. Özellikle yüksek brix değeri ve raf ömrü uzun çeşitler, dış pazarda tercih ediliyor. Kalıntı kriterlerine uyum ise ihracatın sürdürülebilirliği açısından belirleyici faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel rekabet
Dünya üretiminde Çin ilk sırada yer alırken, ABD ve Meksika önemli ihracatçı ülkeler arasında bulunuyor. Türkiye üretim hacmi açısından üst sıralarda yer alsa da ihracat payı, potansiyeline kıyasla daha sınırlı kalıyor. Lojistik maliyetler, kalite standardizasyonu ve kalıntı kriterleri bu farkta etkili faktörler arasında sıralanıyor.
Mart ayı itibarıyla başlayan örtü altı arz artışı, bölgesel pazarlarda Türkiye’nin rekabet gücünü belirleyen ilk gösterge olarak öne çıkıyor.
Sonuç
Çilek üretiminde son yıllarda görülen artış, Türkiye’yi güçlü bir üretici konumuna taşıdı. Ancak ihracatta dalgalı seyir devam ediyor. Mart ayındaki erken sezon performansı hem fiyat dengesi hem de dış ticaret açısından belirleyici olmaya devam edecek. Üretim artışıyla birlikte kalite standardizasyonu ve pazar çeşitliliği, sektörün önündeki temel başlıklar olarak öne çıkıyor.

