15.03.24

Küresel İklim Değişikliğinin Zeytin Yetiştiriciliğine Etkileri

Oya KÖSEOĞLU / İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

Nurhan VAROL, İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü,

Zeytin ağacı (Olea europaea L) Akdeniz iklimine sahip 38 ülkede yetiştirilmekte olup, dünyada üretimin tamamına yakını Akdeniz ülkelerinde gerçekleşmektedir. Zeytin üretiminin yoğun olduğu ülkelerin başında İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Fas, Portekiz, Mısır ve Cezayir gelmektedir (Aygün ve ark., 2019). Zeytinin ilk kültüre alındığı yer olarak kabul edilen ülkemiz oldukça zengin bir zeytin çeşitliliğine sahiptir. Özellikle son yıllarda devlet tarafından sağlanan destek ve teşviklerle zeytin ağacı sayısında önemli artışlar meydana gelmiştir. Bu artışlar sonucunda gelecekte ülkemizin gerek sofralık zeytin gerekse zeytinyağı üretiminde dünya sıralamasında daha üst sıralarda yer alacağı öngörülmektedir. “Zeytin genetik kaynaklarının toplanması, muhafazası ve karakterizasyonu” projesi kapsamında, Ülkemizde şimdiye kadar değişik bölge çeşitlerini içeren 94 adet zeytin çeşidi tescil ettirilmiş ve bunlar İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Kemalpaşa Üretim ve Uygulama Sahası’nda bulunan Ulusal Gen Bankası’nda koruma altına alınmıştır (Sevim ve ark., 2021).

Türkiye’de Ege, Marmara, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri olmak üzere toplam beş bölgede zeytincilik, 29 ilde zeytin üretimi yapılmaktadır. Zeytinliklerin yaklaşık %75’i dağlık kır arazilerde olup %85’i sulanmamaktadır. Sulanan zeytinliklerin büyük bir çoğunluğunda sofralık üretim hakimdir (Aşık ve ark., 2011; Özaltaş ve ark., 2016). 2014 ve 2015 yıllarında Türkiye’de zeytin yetiştiriciliğinin gerçekleştirildiği bölgelerdeki çeşitlerin yüzde dağılımlarına bakıldığında toplam zeytin ağacı varlığımızın, %48,71’inin Gemlik, %20,66’sının Ayvalık, %19,11’inin Memecik, %7,56’sının Domat ve %3,73’ünün diğer zeytin çeşitlerimizden oluştuğu görülmektedir. Türkiye, zeytinin anavatanı olmakla birlikte bitkiye büyük değer veren, genetik kaynaklar olarak zengin, önemli bir merkezdir. 2021 yılı itibariyle 2 adedi melez, 1 adedi klon olmak üzere toplamda 100 tescilli çeşidimiz bulunmaktadır. Bu çeşitlerden Gemlik, Ayvalık, Memecik ve Domat dışında kalanların üretim miktarları oldukça sınırlıdır (Özaltaş ve ark., 2016).

Zeytin ağacının yayılmasını etkileyen en önemli faktörlerden birinin sıcaklık olduğu bilinmektedir. Genellikle zeytin yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgelerde yıllık olarak sıcaklık ortalamalarının 15-20°C arasında olması istenmektedir. Sıcaklıklar maksimum 40°C’ye yükseldiğinde sulama yapılması koşuluyla bu sıcaklığa dayanabilmektedir. Mayıs – Haziran aylarında mevsim normallerinin üzerinde sıcaklık artışlarında yapraklardaki terleme de artacağından yapraklarda zaman zaman buruşmalar görülebilmektedir, ilkbahar aylarındaki aşırı sıcaklık artışları döllenmeyi etkileyerek zeytin meyvesi tutumunu olumsuz yönde etkilemektedir. -7°C’den düşük sıcaklıkta ise, soğuğun şiddetine, süresine, zeytin ağacın gelişme durumuna, yaşına vb. şartlara göre zeytin ağaçlarında gözlerden başlamak üzere köke kadar zararlar zaman zaman görülebilmektedir. Bazen kış mevsiminde erken ısınmayla birlikte ağaçlar erken uyanmakta, havaların tekrar soğuması ile de zeytinliklerde zararlanmalar meydana gelmektedir. Gece ve gündüz, sıcaklık farklılıklarından kaynaklı olarak da sürgünlerde zararlanmalar meydana gelebilmektedir (Özaltaş ve ark., 2016).

Zeytin ağaçlarının iklimsel isteklerine bakıldığında; rüzgârın esiş vakti, yönü ve şiddetlerine göre faydalı olduğu gibi, zararları da olmaktadır. Kış mevsiminde bol yağış getiren karayeller çiçek açma zamanında döllenmeyi kolaylaştırdığından dolayı faydalı olmaktadır. Yaz mevsimindeki nemli rüzgârlar da ağaçların susuzluk çekmesini engellediği için zeytine faydalı olmaktadır. Yaz aylarında esen kuru rüzgârlar, toprağın nemini uzaklaştırmakta ve devamlı esen rüzgâr da tanelerde susuzluktan buruşukluğa neden olabilmektedir (Kıvrak, 2019). Zeytin ağaçlarının ortalama sıcaklık ve yağış istekleri aşağıda belirtilmektedir.

A-Zeytin ağaçlarının sıcaklık istekleri;
1. Sürgün başlangıcından sonraki oluşuma kadar (Şubat-Mart) 5-10°C, 2. Çiçeklenme (Mayıs- Haziran) 15-20°C,
3. Meyvenin oluşması ve büyümesi (Mayıs-Haziran) 20-25°C,
4. Tam olgunlaşmadan hasat bitimine kadar (Kasım-Ocak) 5°C.
B- Yağış istekleri;

Zeytin yetiştiriciliğindeki önemli faktörlerden birisi de yağıştır. Zeytin ağacının kuraklığa dayanıklı olduğu belirtilse de yıllık yağış istekleri 600-800 mm arasındadır. Zeytincilik tarımının yapıldığı bölgelerde kış ve ilkbahar mevsimlerinde yağan yağmurlar toprak tarafından depo edilerek ağaçların su ihtiyaçları karşılanmaktadır. Böylelikle zeytin ağaçlarında çiçeklenme ve meyve tutum oranı artar, haziran dökümü azalır. Meyvenin daha iri ve kaliteli olması için yaz mevsiminde suya ihtiyaç vardır. Bu aylarda yağışla karşılanmayan su ihtiyacı sulanma ile karşılanmalıdır. Dolu ve kar zeytincilik için istenmeyen yağışlardır. Bununla birlikte çiçeklenme dönemlerinde tozlanmayı engellediği için havanın sisli olması istenmemektedir (Özaltaş ve ark., 2016).

Son yıllarda küresel tarım faaliyetleri, küresel iklim değişikliklerinden dolayı oluşan sıcaklık artışı, yağış miktarlarında ve rejimlerindeki değişim, aşırı hava olaylarının artan sıklığı ve şiddetinden dolayı olumsuz etkilenmektedir (Kadıoğlu ve ark., 2017). İklim değişimlerinin bu etkileri incelendiğinde Türkiye’nin risk grubu ülkeler arasında yer aldığı belirlenmiştir. Bu kapsamda iklim değişikliğine bağlı olarak ülkemizde bazı doğal afetlerin (seller, fırtınalar, sıcak hava dalgaları, ekstrem hava olayları, orman yangınları gibi) artması beklenmektedir (Davarcıoğlu ve Lelik, 2018; Soltekin ve ark., 2021).

İklim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan su kıtlığı ve şiddetli hava olayları ülkemizdeki tarımsal faaliyetlere etkileri önemli oranda ve olumsuz yönde giderek artacaktır. İlerleyen yıllarda da su kıtlığı ve şiddetli hava olayları daha da artacağı için giderek güvenli gıdaya ulaşma imkânlarının azalacağı beklenmektedir. Ege Bölgesi, Orta Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesinde kış ve ilkbahar mevsimlerinde yağan yağışlar azalırken hem yaz mevsimindeki hava sıcaklıklarının artması hem de buharlaşma-terlemenin artması ile ülkemiz genelinde ihtiyaç duyulan sulama suyu miktarı da bugüne göre yaklaşık olarak iki katına kadar çıkabilecektir. Sulama uygulansa bile bitkilerin çiçeklenme ve dane oluşum dönemlerinde daha yüksek ve aşırı sıcaklara maruz kalacaklarından özellikle yazlık bitki verimlerinde düşüşler olması öngörülmektedir (Kadıoğlu ve ark., 2017).

Zeytin ağacı kuraklık koşullarına dayanıklı bir tür olmasına karşın yaşanan küresel iklim değişikliğinden fazla etkilenecek tarımsal ürünlerin başında gelmektedir. Türkiye’de son yıllarda fazla miktarda zeytin dikim ve yeni zeytin plantasyonlarının oluşturulduğu dikkate alındığında, zeytin yetiştiriciliğinin yaşanan iklim değişikliklerinden en az etkilenmesi için yapılması gereken uygulamalar, planlamalar ve yaptırımlar hızlı bir şekilde yaşama geçirilmelidir. Bunların başında da toprak ve su kaynaklarının doğru bir şekilde kullanılması ve korunması gelmektedir (Varol ve Ayaz, 2012). Tarımsal faaliyetler insanoğlu tarafından kontrol ediliyor olsa bile pek çok bölgede henüz daha değişen iklim koşullarına tam olarak uyum sağlanamamıştır (Altınsoy ve ark., 2013).

Bu derlemede, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’de zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üzerine olası genel etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda iklim değişikliğinin zeytin yetiştiriciliğine etkileri ve iklim değişikliğinin zeytinyağı kalitesine etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

İklim Değişikliğinin Zeytin Yetiştiriciliğine Etkileri

Maalesef son yıllarda Güney Avrupa’daki kuraklık koşullarındaki artış (özellikle ilkbahar ve yaz aylarında belirgin olan sıcaklık artışı ve yağışta gözlemlenen değişiklikler) zeytin verimi için olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. En iyimser gelecek senaryolar bile zeytin yetiştirme alanlarının çoğunda meyve üretiminde düşüş olabileceğini göstermektedir (Orlandi ve ark., 2020). İklim değişiklikleri ile birlikte özellikle Akdeniz havzasında zeytinyağı üretim alanları büyük ölçüde etkilenecektir (Vasilopoulos, 2013).

Tunus’ta iklim değişikliğinin zeytin ve zeytinyağı üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmada yükselen sıcaklıkların ve uygun olmayan hasat/tarım ekipmanlarının yarı kurak alanlarda zeytin üretimini azalttığı ortaya konmuştur. Özellikle küresel ısınmanın şiddetli kuraklığa neden olduğu Tunus’un Güney bölgesinde kuraklığa dayanıklı zeytin ağaçlarının yetiştirilmesinin teşvik edilmesinin gerektiği belirtilmektedir. Özellikle gelecek otuz yılda bölgeler arasında sıcaklık artışının ve yağış kıtlığının zeytin üretimi üzerinde uzun vadeli olumsuz ve değişken etkilerin olacağı tahmin edilmekte olup, buna uygun politikaların geliştirilmesi gerektiği rapor edilmiştir. Kuzey Afrika ülkelerinin özellikle Akdeniz ve Sahra iklim değişikliklerine ve hava değişkenliğine maruz kaldığı, iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça savunmasız olduğu belirtilmektedir. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin uygun eylem planları ile ciddi bir şekilde ele alınarak bu zararın en aza indirilmesi gerektiği ifade edilmektedir (Ben Zaied ve Zouabi, 2016).

İklim değişikliğinin zeytin üretimi üzerine etkisinin Orlandi ve ark. (2020) tarafından araştırıldığı bir çalışmada zeytin üretiminin, polen yoğunluğu ölçümleri ile tozlaşma sonrası çevresel koşullar kullanılarak güvenilir bir şekilde tahmin edilebildiği belirtilmiştir. 1999-2012 yılları arasında İtalya’nın 16 ilinde zeytin poleni zaman-serisi analizinin yapıldığı çalışmada ilkbahar ve yaz aylarında minimum ve maksimum sıcaklık (Mart–Ağustos) değerlerinin zeytin üretimi ile negatif bir ilişki gösterdiği belirlenirken, yağışın zeytin üretimi ile her zaman pozitif bir ilişki gösterdiği tespit edilmiştir. İtalya’nın bazı bölgelerinde yaz aylarında gözlemlenen kuraklık koşullarındaki artışın, zeytin üretiminin azalması açısından önemli bir risk oluşturduğu, sıcaklık veya yağışta daha şiddetli değişiklikler meydana geldikçe, zeytin üretimine yönelik riskin önemli ölçüde artacağı rapor edilmiştir.

İklim değişikliğinin zeytin üretim eğilimleri üzerindeki etkileri, insan ve çevresel faktörler arasındaki etkileşimler nedeniyle tam olarak saptanamamaktadır. Çalışılan modellemelerden insan yönetimi faktörü çıkarıldığında (emisyon yüzeylerindeki yapay değişiklikler kaldırılarak), ana iklim değişikliklerinin erken aşamalarında birçok alanda üretim artışı görüldüğü ancak sıcaklık veya yağışta daha sert değişiklikler meydana geldikçe zeytin üretimi için daha büyük risklerin/sorunların olacağı belirtilmektedir (Orlandi ve ark., 2020).

Geleceğe yönelik iklim tahminleri önemli ölçüde ısınma ve kuraklık eğilimlerine işaret etmekte olup özellikle Akdeniz Havzası iklim değişikliği açısından “sıcak noktası” olarak kabul edilmektedir. Artan ısınma, kuraklık ve sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olaylarının görülme sıklığındaki artışlar, zeytin yetiştiricilerinin önümüzdeki yıllarda uğraşmak zorunda kalacakları sorunlardan sadece bazılarıdır. Zeytin ağacındaki iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan farklılıklar da zaten son yıllarda rapor edilmektedir. İklim değişikliğine bağlı olarak özellikle zeytin yetiştiriciliğinin yapıldığı bu yerlerde yetiştiriciliğin daha da zorlayıcı hale gelebileceği tahmin edilmektedir. Akdeniz Havzasında, gözlemlenen yağış rejimlerine bakıldığında özellikle Batı-Orta Akdeniz bölgesi ve Akdeniz bölgesinin Güney kıyılarında (farklı oranlarda olsa da) yıllık toplam yağışta belirgin bir azalma eğilimi olduğu görülmektedir. Son yıllarda Akdeniz bölgesindeki düşük yağış miktarı, aşırı sıcaklık ve yüksek güneş ışığı da dahil olmak üzere zorlu yaz hava koşulları nedeniyle zeytin ağaçlarının su stresi altında olduğu bildirilmektedir. İlerleyen yıllarda gece sıcaklıklarının da artma eğilimi göstereceği, bunun da zeytin ağaçlarında daha yüksek termal stres seviyesine yol açacağı tahmin edilmektedir. Bunların yanı sıra iklim değişikliğinin başka etkileri de sıcak hava dalgaları, dolu, sel ve orman yangınları gibi aşırı hava olaylarının meydana gelme sıklığındaki değişikliklerdir. Bu olayların iklim değişikliği senaryoları altında sıklık ve büyüklük olarak artacağı ve Akdeniz Havzası’nda kuraklık ve sıcak hava dalgalarının şiddetinde artışa yol açacağı tahmin edilmektedir. Zeytin ağaçları kuraklığa dayanıklı bir tür olmasına rağmen, su stresi düşük çiçek ve meyve tutumu, düşük yaprak alanı, sınırlı fotosentez, çiçeklenme gibi çok çeşitli olumsuz etkilere neden olabilmektedir (Fraga ve ark., 2021).

Zeytin ağaçlarının suya en hassas olduğu dönemler çekirdeklerin sertleşmesinin (Temmuz sonu Ağustos başı) ve meyvelerin renginin dönüşümünün (Eylül ayı sonu-Ekim ayı başı) gerçekleştiği dönemlerdir. Bu dönemlerde yapılacak olan sulamalar verimde artış meydana getirmektedir (Aşık ve ark., 2011). Diğer kültür bitkilerinde olduğu gibi zeytinliklerin sulanması verimi artırmaktadır. Fakat dünyada zeytin yetiştiriciliğinin yapıldığı alanların yaklaşık %85’i sulanmamakta ve yetiştiricilik faaliyetleri genellikle yağışa bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de de durum benzerdir (Aşık ve ark., 2011). Sulama, zeytin ağacının yaşam süresini, daha erken ürüne yatmasını, daha fazla ürün vermesini sağlamakta ve etkili bir gübreleme ile ürün kalitesini arttırmaktadır (Moriana ve Orgaz, 2003).

Ülkemizde zeytin yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlar yarı kurak ve kurak bölgelerdir. Özellikle son yıllarda zeytinlerin gereksinim duyduğu dönemlerde bu bölgelerde yeterli yağış olmamaktadır. Bununla birlikte var olan kısıtlı su kaynaklarımızı da planlı bir şekilde kullanmamız gerekmektedir. Bu nedenle, yetiştirilecek zeytin çeşidine göre sulama programının belirlenmesi ve üreticilerin bu programa göre sulamalarını yapmaları gerekmektedir. Aksi takdirde üreticilerin yapacağı yanlış sulama uygulamaları geriye dönüşü zor sonuçlar ortaya koyabilir.

Aşık ve ark. (2011) tarafından ülkemizde yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Memecik zeytininde farklı sulama programlarının zeytin verimi, sofralık zeytin ve zeytinyağı kalitesi üzerine etkisinin araştırıldığı çalışmada Memecik zeytininin sulanması için 5 günde bir A sınıfı buharlaşma kabından meydana gelen buharlaşmanın %25’nin (S0.25) damla sulama suyu olarak verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Akkuzu ve ark. (2015) tarafından zeytin yetiştiriciliğinde kısıtlı sulama uygulamalarının araştırıldığı çalışmada da kısıtlı sulama stratejileri kullanımının verimi, zeytin ve zeytinyağına ilişkin elde edilen bulgular ışığı altında çekirdek sertleşmesi, meyve büyümesi ve yağ birikimi aşamalarında olmak üzere 0–90 cm toprak derinliğindeki eksilen nemin %50’sini dikkate alarak 3 kez sulama yapılması önerilmektedir.

Lorite ve ark. (2018) tarafından İspanya’nın güneyindeki Endülüs’te gelecekteki iklim koşulları altında zeytin ağacının davranışını değerlendirmek için geliştirilmiş, basitleştirilmiş fiziksel tabanlı bir model olan “Adapta Olive” modeli uygulanmıştır. Aynı zamanda bu model çeşitler, sulama stratejileri ve lokasyonlarla ilgili adaptasyon stratejilerini değerlendirmek için de kullanılmıştır. Çalışma tarım sistemlerinin yetersiz tahmin edilen iklim koşullarına tepkisinin simülasyonunda yüksek derecede belirsizliğin üstesinden gelmeyi amaçlamıştır. Simülasyonlar 21. yüzyılın sonunda zeytinyağı verim artışının yağmurlu ve tam sulama koşullarında sırasıyla %7,1 ve %28,9 olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte sulama ihtiyacının, tam sulama ve regüle kısıntılı sulama için sırasıyla %0,5 ile %6,2 arasında azaldığı saptanmıştır. Buna, yağışlardaki azalmanın olumsuz etkilerini dengeleyen atmosferik karbondioksit (CO2) artışının olumlu etkisinin neden olduğu ifade edilmiştir. Çalışma ile en iyi performans, erken çiçeklenme tarihlerine sahip çeşitler ve düzenli kısıntılı sulamaya uygun çeşitlerde kaydedilmiştir. Böylece, Baeza bölgesinde tam sulama gereksinimleri geç çiçek açan çeşitlere kıyasla %12 oranında azaltılmış ve yağmurla beslenen koşullarda verim %7 artmıştır. Benzer şekilde, düzenlenmiş kısıntılı sulama gereksinimleri ve verim, tam sulama ile karşılaştırıldığında sırasıyla %46 ve %18 oranında azalmıştır. Sonuçlar, değişen bir iklimde yarı kurak koşullar altında bir zeytin verimini yönetmek için bu stratejilerin uyum önlemleri olarak kullanılması gerektiğini doğrulamıştır.

  1. yüzyılın sonunda atmosferik CO2, yağıştaki farklılıklar ve küresel ortalama hava sıcaklıklarının önemli ölçüde artması öngörülmektedir. Günümüzde iklim değişliği açısından tarım ve gıda güvenliği en savunmasız sektörlerin başında gelmektedir. Bilindiği üzere, bitkisel üretim iklim değişikliklerinden oldukça fazla etkilenmektedir. Gelecekteki iklim değişikliklerinden en fazla etkilenecek olan sektörlerin başında tarım ve gıda olduğuna göre tarımsal üretimlerde alınacak önlemler ile, gıda güvencesinin sağlanmasının yanı sıra ülkemizde de ekonominin olumsuz yönde etkilenmemesi açısından da oldukça önemlidir (Kadıoğlu ve ark., 2017).

İklim sadece zeytin ağaçlarını doğrudan etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda değişen sıcaklıklar da belirli bir alan için böcek çeşitliliğini ve sıklığını etkilemektedir. Artan CO2 seviyeleri çoğu böcek ve haşere sorununu şiddetlendirecektir (Moran, 2014).

Sonuç

Son yıllarda yaşadığımız iklim değişikliğine bağlı olarak ileriye dönük planlamaların yapılmasına acil bir şekilde ihtiyaç duyulmaktadır. İklim değişikliğine bağlı olarak yıldan yıla artan sıcaklık ve kuraklık ile uygun ve etkin mücadele yöntemleri kullanılarak sofralık zeytin ve zeytinyağı verim ve kalitesine iklim değişikliğinin etkisini azaltmak için şimdiden eylem planlarının ve programlarının oluşturulması gerekmektedir. Zeytin bahçelerinde maksimum zeytin verimine minimum su tüketimi ile ulaşılarak kaliteli sofralık zeytin ve zeytinyağı elde etmek öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Sonuç olarak küresel iklim değişikliğine bağlı olarak;

  • Akdeniz havzasında sulama yapmadan zeytin yetiştiriciliğinin artık mümkün olamayacağı ve yetiştiriciliğe uygun alanların, kuzey bölgelere ve daha yüksek rakımlara doğru yayılması beklenmektedir. Bunun için yeni zeytin plantasyonları için daha kuzeyde, daha yüksek rakımlı ve nispeten sulama için su kaynaklarının bulunabildiği yerler tercih edilmelidir. Daha önce hiç sulanmayan zeytin plantasyonlarında yağış azlığı nedeniyle ciddi verim ve kalite kayıpları yaşanacağı bu nedenle karlı bir zeytin yetiştiriciliğinin sulama yapmadan mümkün olmayacağı tahmin edilmektedir.
  • Sudan azami tasarruf sağlamak için suyu ekonomik kullanan sulama sistemleri (damla sulama)

kullanılmalı ve bu sistemler yenilenebilir enerji ile desteklenmelidir.

  • Genetik çalışmalar ile daha kurak koşullara adaptasyonu yüksek olan çeşitlerin seçilerek

plantasyonların bu çeşitler ile kurulması önerilmektedir.

  • Zeytin çiçeğinin meyve bağlaması için tozlaşma ve döllenme işlemleri gereklidir. Bu dönemde

oluşacak yüksek sıcaklıklar, polen çimlenmesi ve polen tüpü büyümesi üzerinde olumsuz etki yaparak zeytin verimini düşürebileceği tahmin edilmektedir (bu dönemlerde oluşabilecek aşırı yağış veya sıcaklık koşullarında zeytin veriminde %30’a varabilecek verim azalmaları beklenmektedir).

  • Zeytin ağaçlarında döllenmeden sonra 33°C’nin üzerindeki sabit sıcaklıklar meyve tutumunu ve ardından meyve gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir.
  • Zeytin çiçeklenme tarihinin hava sıcaklığındaki artışla çiçek yapılarının gelişiminin daha hızlı tamamlanacağı ve çiçeklenmenin daha erken tarihlerde gerçekleşeceği ön görülmektedir.
  • İklim değişimi ile birlikte zeytin hastalık ve zararlı popülasyonunda farklılıklar oluşabilir. Aşırı sıcak koşullar güney bölgelerde zeytin sineği popülasyonunu düşürebilir. Kuzey bölgelerinde ise zeytin sineği popülasyonunun arttırabilir. Daha ılıman kışlar yükselen gece sıcaklıkları ve genel sıcaklıklar, bazı patojenlerin ve zararlıların daha fazla üremesine ve toprak kökenli patojenlerin daha fazla kök hastalıklarına neden olacağı bildirilmektedir.
  • Gelecekteki sıcaklık artışlarına bağlı zeytin ağaçlarının boyutlarındaki artış nedeniyle yakındaki ağaçlar arasındaki etkileşimleri önlemek için plantasyon yoğunluğunun daha düşük tutulması gerektiği belirtilmektedir.
  • Zeytin ağaçlarının büyüme mevsimi uzunluğu (2 ila 10 gün) ve büyüme mevsimi sıcaklıklarında 30°C’ye kadar ciddi artışlar beklenmektedir.
  • Türkiye’de zeytin yetiştiriciliğine en uygun alanlar olan Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nde gelecekte oluşacak sıcaklık artışı ve yağış azalması ile birlikte zeytin plantasyonlarının şu anda olduğundan daha iç kısımlara, kuzeye ve daha yüksek rakımlara doğru kayması beklenmektedir. Ayrıca, Karadeniz Bölgesi’nde de zeytinlik alanlarda önemli ölçüde büyüme beklenmektedir.
  • Zeytin ağaçlarının çiçeklenme tarihleri Akdeniz ve Ege kıyıları başta olmak üzere 3-11 gün arasında erken gerçekleşeceği, meyvelerin erken olgunlaşıp daha erken hasat edileceği ön görülmektedir.
  • Aynı zamanda yüksek verim ve son ürünün kalitesi arasında bir denge sağlamak için zeytin hasat zamanının yeniden tanımlanması, yeni zeytin ıslah çalışmalarının yapılması çok önemlidir. İklim değişikliği ile ilgili olarak zeytin genotiplerinin davranışlarına odaklanılmalı ve yeni zeytin çeşitlerinin seçiminde hastalık ve zararlılara karşı direnç, yüksek sıcaklıklara, kuraklığa ve tuzluluğa karşı dayanıklılık, sofralık ve yağlık zeytin kalite ve sağlık özelliklerinin üstün olması gibi kriterler dikkate alınmalıdır.
  • İklim değişikliğine bağlı olarak zeytin meyvelerinde hastalık ve zararlanmaların meydana gelebileceği, zeytinyağının kimyasal kompozisyonunda değişimlerin gözlemlenebileceği, kalite ve saflık kriterlerinde sapmaların meydana gelebileceği düşünüldüğünde iklim değişikliğine bağlı olarak ileriye dönük planlamaların yapılmasına acil bir şekilde ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Kaynak

Akkuzu, E., Kaya, Ü., Köseoğlu, O., Sevim, D., Pamuk Mengü, G., Öztürk Güngör, F., Gürbüz Veral, M. ve Kaptan, S. 2015. Zeytin yetiştiriciliğinde kısıtlı sulama stratejilerinin zeytin verimine, fizyolojik parametrelerine, zeytin ve zeytinyağının minör ve antioksidan özellik gösteren bileşikleri üzerine etkisi. TUBİTAK, Proje No: 112O317.

Algataa, B. 2020. Analysis of the impact of climate change and storage methods on the quality of olive oil in Libya. International Journal of Scientific and Research Publications, 10(5): 968-972.

Altınsoy, H., Kurt, C. and Kurnaz, M.L. 2013. Analysis of the effect of climate change on the yield of crops in Turkey using a statistical approach. In Advances in Meteorology. Climatology and Atmospheric Physics, 379-384.

Aygün, İ., Urkan, E., Alayunt, F.N., Yalçın, H. ve Tekin, A.B. 2019. İzmir ilinde zeytin hasadında kullanılan yerli ve ithal çırpıcı tip makinaların hasat performanslarının değerlendirilmesi. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 33(2): 265-271.

Aşık, Ş., Kaya, Ü., Çamoğlu, G., Köseoğlu, O., Ataol Ölmez, H., Akkuzu, E., Şahin., M., Öztürk Güngör, F., Avcı, M. ve Nergiz, C. 2011. Zeytin yetiştiriciliğinde farklı sulama programlarının zeytin verimi, sofralık zeytin ve zeytinyağı kalitesi üzerine etkisi. TUBİTAK Proje No: 108O135.

Aydın, S., Özkan, G. ve Yorulmaz, A. 2020. Çeşit, olgunluk ve yoğurma şartlarının zeytinyağının sterol profili üzerine etkisi. Akademik Gıda, 18(1): 87-95.

Bartolucci, P. and Dhakal, B.R. 1999. Prospects for olive growing in Nepal department of agriculture, fruit development division olive production development project, TCP/NEP/6713. Food and Agriculture Organization of the United Nations, 62 pp.