29.12.23

Kaliteli ve Verimli Üretimin Yolu, Sertifikalı Tohumdan Geçiyor

Bitkisel üretimin temel taşı tohum, üretimde verimlilik ve kalite standartlarını belirlemesiyle stratejik öneme sahip. 1980’li yılların başında serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte gelişmeye başlayan Türk tohumculuk sektörü, oldukça genç ve dinamik. 2005 yılında 330 bin ton olan sertifikalı tohum üretimi, 2010 yılında 497 bin ton, 2022 yılında ise 1 milyon 361 bin ton olarak gelişerek gelişmeye devam ediyor.

1980’li yıllarda temel politikalarda yapılan değişiklik ve 2006 yılında 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun çıkarılması sonucunda, tohum endüstrisinde yeni bir model kabul edildi. Buna göre kamu esaslı tohum tedarik sistemi, yerini özel girişimi esas alan tohum endüstrisine bıraktı.

Tohum Sanayici ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), 5553 Sayılı kanuna göre oluşturulan kamu kuruluşu niteliğindeki bir meslek kuruluşu. Tohumluk üretimi ve sanayisi iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerin TSÜAB´a üye olması ise yasal bir zorunluluk.

TSÜAB, tohumculukta ticaretin geliştirilmesi hedefiyle çalışıyor

TSÜAB üyeleri, bitki ıslahı ve çeşit geliştirme, yeni bitki çeşitlerinin verim ve adaptasyon denemelerinin yürütülmesi, üstün ve uyumlu çeşitlerin tescil veya kaydının yaptırılması, bu çeşitlere ait kaynak ve sertifikalı tohumlukların çoğaltımı, işlenmesi, ambalajlanması, yurt içi ve yurt dışı pazarlarda tanıtılması, dağıtımı ve satışa sunulması ve aynı zamanda anaç ve sertifikalı tohumlukların ithalatı gibi konularda faaliyet gösteriyor. Bugün 1091 üye şirkete sahip olan TSÜAB’ın üyeleri arasında, çeşit geliştirmeden tohumluk dağıtım ve pazarlamaya kadar uzanan tüm aşamaları kendi bünyesinde toplayan entegre şirketlerin yanı sıra, iş kolunun yalnızca üretim, tedarik ya da dağıtım gibi belirli aşamalarında faal olan şirketler de bulunuyor.

TSÜAB olarak Ticaret Bakanlığı’nın mali, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da teknik destekleri ile Sektörel Ticaret Heyeti (STH) ve Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (URGE) programlarını uyguladıklarını belirten Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) ve Ekonomik İş Birliği Ülkeleri Tohumcular Birliği (ECOSA) Başkanı Yıldıray Gençer, bu iki program kapsamında 20’ye yakın ülke ile ticaretin geliştirilmesi hedefiyle iş birliği anlaşmaları imzaladıklarını açıkladı.

Sertifikalı tohum üretimi her geçen gün artıyor

Hem ekonominin serbestleşmesi hem de devlet tarafından tohumculuğun desteklenmesi sonucunda özel sektör yatırımlarının ve pek çok tohumculuk firmasının önünün açıldığını ve bunun sektöre yatırım yapılmasını sağladığını dile getiren Yıldıray Gençer, 2005 yılında 330 bin ton, 2010 yılında 497 bin ton, geride bıraktığımız 2022 yılında ise 1 milyon 361 bin ton sertifikalı tohum üretimi gerçekleştirildiğini vurguladı. Üyelerinin gerekli çalışma ve yatırımları yaparak üretim kapasitelerini artırmaya ve daha fazla sertifikalı tohum üretmeye devam edeceklerini belirten Gençer, ‘Türkiye tohumculuk sektörü yaklaşık 150 yıllık tecrübeye sahip olan ülkelerle yarışıyor. Aramızdaki mesafeyi kapatmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. 1980’li yıllarda ithal ettiğimiz tohumların çoğunu artık kendimiz üretiyoruz. O zamanlarda tohum ithal ettiğimiz ülkelere ihracata başladık’ dedi. Gençer, ‘Kendi tohumunu üretebiliyor olmak en az kendi savunma sistemlerine sahip olmak kadar önemli. Biz Türk tohumculuk sektörünün temsilcileri olarak, coğrafyamıza ait ürünlerde %100, diğer ürünlerde ise %90’ın üzerinde bir oranda kendi tohumlarımızı üretebilir hale geldik’ şeklinde konuştu.

Sertifikalı tohum, kalite ve verimin güvencesi

‘Sertifikalı tohumlar, tarla ve laboratuvar kontrolleri neticesinde genetik, fiziksel ve biyolojik değerleri belirlenmiş, Bakanlık veya yetki verdiği kuruluşlar tarafından ilgili mevzuatına göre her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen, çeşit saflığı sağlanmış ve adı belirli olan belgeli tohumluklardır’ şeklinde açıklamada bulunan Gençer, sertifikalı tohumun bilimsel tanımının dışında en kısa ve anlaşılır tarifiyle, çiftçinin yüksek verim ve kaliteye sahip ürün alması demek olduğunun altını çizdi. Gençer, ‘Çiftçimiz, piyasada ürününü değerinde satmak istiyorsa sertifikalı tohum tercih etmeli. Sertifikalı tohum, normal koşullarda verimde en az %25, hibrit çeşitlerde ise %100 ve üzerinde artış sağlıyor. Bu yönüyle de çiftçimiz için verim ve kalitenin güvencesi diyebiliriz’ dedi.

Neden sertifikalı tohum tercih edilmeli?

Gençer, sertifikalı tohumun neden tercih edilmesi gerektiğini şu sözlerle anlattı: ‘Tohumculuk Kanunu, çiftçimizin hizmetine sunulan tohumlukların, devletin ya da yetki verdiği kurum ve kuruluşların kontrolünde, kalite ve verimleri test edilip onaylanarak kayıt altına alınmış tohumluklar olmasını esas alır. Buradaki amaç, çiftçilerimizin ne ektiğini ve ne hasat edeceğini önceden bilmesi, emeğinin sonunda mağdur olmamasını sağlamak. Tohum sanayicilerinin ürettiği sertifikalı, kaliteli tohumluklar sayesinde tarımsal üretimde arzulanan hedeflere ulaşmak mümkün.’

Denetimli, kontrollü, tescilli ve sertifikalı üretilmeyen tohumlukların gerek düşük verim gerekse hastalık ve zararlıların yayılması bağlamında taşıdığı risklerin çok büyük olduğunu belirten Gençer, ‘Bu nedenle, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu hükümlerine uyulmadan yapılacak kaçak tohum üretiminin ülke ekonomisine zarar vereceği unutulmamalı. Asıl olan Sertifikalı Tohumluk kullanımıdır’ uyarısında bulundu.

İhracatın gelişebilmesi için gerekli prosedürler tamamlanmalı

Son on yıl içerisinde hem üretim miktarı hem de ihracat hacmi noktasında çok güzel gelişmeler yaşandığını dile getiren Gençer, bugün Türk tohumculuk sektörünün 250 milyon dolarlık tohum ihracatı ile net ihracatçı konumuna geldiğini vurguladı.

İhracatın artırılmasında beklenen nihai faydanın sağlanması için, ilgili Bakanlıkların diğer ülkelerle ticaret, gümrük ve bitki sağlığı konularındaki prosedürleri tamamlaması ve anlaşmaya varması gerektiğinin altını çizen Gençer, sektörde mevzuat uyumlarının sağlanması ve teknik engellerin ortadan kaldırılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Gençer: ‘Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve değişik ülkelere gönderilen risk analiz raporlarının ilgili ülkelerde takibinin yapılması ve raporların kısa sürede sonuçlandırılması, Türkiye’yi o ülkeye tohum ihraç edebilir ülkeler listesine sokacaktır ki bu, ihracatın başlatılması için olmazsa olmaz bir çalışma’ şeklinde sözlerine devam etti.

Tohumda bir ülke ile dış ticaretin başlayabilmesinin, ilgili çeşidin ihraç edilecek ülkede kayıt altına alınmasına bağlı olduğunu belirten Gençer, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: ‘Türkiye’de tescil edilmiş ve ihracata konu olma potansiyeli olan çeşitlerin diğer ülkelerde kayıt altına alınmasına yönelik prosedürlerin azaltılması ve mali yönden desteklenmesi oldukça önemli. Son yıllarda Ticaret Bakanlığı mali desteği ile yapılan çalışmalar, Türkiye tohumculuk endüstrisinin dünyada tanınması ve güven ortamı açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkardı. Ancak atılan bu adımların, Bakanlık ve özel sektör iş birliği içinde sürekli takibi gerekiyor. Bu da ancak tarım ve ticaret müşavirlikleri ve sektör aracılığı ile mümkün.’

TSÜAB, yasa dışı tohumla mücadelesini sürdürüyor

Bazı kötü niyetli kişilerin, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmemiş, hiçbir kontrolden geçmemiş ve tohumluk vasfı taşımayan ürünleri, çiftçilerimize tohum adı altında pazarladığına dikkat çeken Gençer, ‘Çimlenme garantisi olmayan, içerisinde başta yabancı ot tohumları olmak üzere farklı tür ve çeşit tohumlar bulunan, doğru ilaçlarla ilaçlanmadığı için hastalık ve zararlılara karşı dayanıksız, tohum denemeyecek özellikteki bu sözde tohumlar yüzünden çiftçimiz, hem verim hem de kalite yönünden büyük mağduriyet yaşıyor. Bu durum ülke ekonomisi için de kötü sonuçlar doğuruyor’ dedi. Gençer: ‘Yasa dışı tohumla mücadele, prensip olarak çift aktörlü bir mücadele gerektiriyor. Bunlardan ilki, aktör olarak TSÜAB’ın bir strateji çerçevesinde yürüttüğü bilgilendirme, yol gösterme, iş birliği yapma ve gerekli hallerde de disiplin cezası verme çalışmaları. İkincisi ise devletin kamuyu, çiftçiyi ve tüketiciyi yasa dışı tohumun zararlı sonuçlarından koruyucu aktör olarak hareket ettiği, piyasa denetimi ve bu bağlamda idarî para cezası, el koyma, müsadere esasına dayalı yürüttüğü mücadele. TSÜAB olarak, 2014 yılında oluşturduğumuz yasa dışı tohumla mücadele stratejimizi sürdürüyoruz’ şeklinde sözlerini tamamladı.