
Hayvancılık yine çok gündemde. Ramazan öncesi Et ve Süt Kurumu’nun 40 bin baş kesimlik hayvan tedarik ederek piyasaya süreceğini açıklaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Şubat Pazartesi günü “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi”ni duyurması, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 hayvancılık verilerini yayınlaması, çiğ sütte sözleşme ve fiyat sorunu ve daha birçok konu.
Birbiriyle bağlantılı bu konular ülke hayvancılığının içinde bulunduğu darboğazı da yansıtıyor. Tam 15 yıldır kesintisiz devam eden ithalatın hayvancılıkta yaşanan sorunları çözmediğini tam tersine daha da derinleştirdiğini görmek ve buna göre önlem almak gerekiyor. Ancak, hükümet ithalattan vazgeçmiyor. Açıklanan ve uygulanan hemen her projenin temeli ithalata dayanıyor.
Hayvan varlığı artıyor mu azalıyor mu?
Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) 10 Şubat’ta 2024 Yılı Hayvansal Üretim İstatistikleri’ni yayınladı. Yayınlanan bültenin hemen başında şöyle bir bilgi yer aldı: “Bu haber bülteninde yer alan hayvan sayısı, arıcılık, ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığı verilerinin toplanması, işlenmesi ve yayına hazır hale getirilmesinden Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB); yayımlanmasından Türkiye İstatistik Kurumu sorumludur.”
TÜİK, “bu verileri biz hazırlamadık, sadece yayınlıyoruz” diyerek sorumluluğu üzerinden atıyor. Bakanlık bir “başarısızlık” görülmesin diye verileri ne kadar doğru yansıtıyor elbette tartışılır.
Yayınlanan bu verilere göre büyükbaş hayvan sayısı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,4 artarak 16 milyon 986 bin baş oldu. Büyükbaş hayvan kategorisinde, sığır sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,5 artarak 16 milyon 824 bin baş, manda sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 0,2 artarak 162 bin 51 baş oldu.
Bu artışlara rağmen sığır varlığı 7 yıl öncesinin yani 2018 yılının gerisinde kaldı. TÜİK’e göre, 2018 yılında Türkiye’nin sığır varlığı 17 milyon 42 bin baştı. Büyükbaş hayvan varlığı ise 2020’de 17 milyon 965 bin baş olarak açıklanmıştı. 2024 yılı büyükbaş sayısı da bunun altında kaldı.
Benzer bir durum küçükbaş hayvancılıkta da var. Küçükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre 2024’te yüzde 4,8 artarak 54 milyon 903 bin baş oldu. Türkiye, 2021’de 57,5 milyon küçükbaş hayvan varlığına sahipti. Son 3 yılda 3 milyon baş azaldı.
Yeni proje; “Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 Şubat pazartesi günü kabine toplantısından sonra “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek” adıyla yeni bir proje açıkladı. Proje kapsamında; 200 baş altı işletmelere, yeni yatırım yapacaklara, kadın, genç ve aile işletmelerine uygun fiyatla en az 5 en fazla 15 damızlık gebe hayvan temin edilmesi öngörülüyor.
Veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi gibi meslek mensuplarına ise en az 5 en çok 30 gebe damızlık hayvan temin edilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan proje ile ilgili şu bilgileri verdi: “Projeyle aile işletmelerimizi güçlendirmeyi, gençlerimizin ve kadınların tarım sektöründe daha fazla yer almasını amaçlıyoruz. Üreticilerimiz, Ziraat Bankası’ndan 2 yıla kadar ödemesiz, 3 veya 5 yıl geri ödemeli olarak sübvansiyonlu kredi kullanabilecek. Üreticilerimizin, 1 yıl boyunca aylık 1 asgari ücret tutarı kadar, toplamda yıllık 270 bin liralık bakım ve besleme giderini biz karşılayacağız. Ayrıca üreticilerimiz hayvanlarını TARSİM’den 1 yıl sigortalı olarak alacak, bunun da bedeli devletimiz tarafından ödenecek. Projede 15 olan hayvan sayısını veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi gibi meslek gruplarından gençlerimizin yapacağı başvurularda 30 olarak uygulayacağız. Bunda da gayemiz, bu mesleklerden mezun olmuş gençlerimizin kendi işlerini kurması ve kendi memleketlerine fayda sağlamasıdır. Deprem bölgesindeki üreticilerimize bu projede de öncelik vereceğiz.”
Projeden kimler nasıl yararlanacak?
Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre projeden; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler, TÜRKVET kayıt sistemine kayıtlı en fazla 200 büyükbaş kapasiteye sahip isletme sahipleri, en fazla 15 hayvan olmak üzere bu projeye dahil olabilecek.
Veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi gibi hayvancılıkla ilgili meslek gruplarından gençlerin yapacağı başvurularda 15 olan hayvan sayısı sınırı 30 olarak uygulanacak.
Başvurularda öncelik sağlanacak gruplar ise şöyle;
- Deprem Bölgesi veya “Üretim Planlaması” kapsamında belirlenen “Besi Bölgesi” (Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Elâzığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Sivas, Şırnak, Tunceli, Van) olarak planlanan iller
- Kadın
- Yaş olarak daha genç olan
- İşletmenin açılış tarihi önce olan
Projenin işleyişi nasıl olacak?
Projeyle, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TİGEM) isletmelerindeki gebe büyükbaş hayvanlar uygun maliyetlerde üreticilere verilecek. Üreticiler bu hayvanların alımı için Ziraat Bankası’ndan, 2 yıla kadar ödemesiz, 3 veya 5 yıl geri ödemeli olarak sübvansiyonlu kredi kullanabilecek. Bu kapsamda, yüzde 50 temel hayvancılık indiriminin yanı sıra, bu üretimi “Üretim Planlaması Bölgesi” içinde yaparsa yüzde 20 “Planlı bölge” indirimi, genç veya kadın ise yüzde 15 kadın / genç indirimi, bunların tamamı olduğunda yüzde 85’e kadar faiz indiriminden yararlanmış olacak.
Üreticilere bir yıl boyunca; hayvan başına 1500 lira olmak üzere aylık bir asgari ücret tutarı kadar, yani toplamda 270 bin lira bakim ve besleme gideri devlet tarafından karşılanacak. Hayvanlar TARSİM’den 1 yıl sigortalı olarak çiftçiye teslim edilecek.
Başvurular nereye ve ne zaman yapılacak?
Projeden yararlanmak isteyenler tarım ve Orman il ve ilçe müdürlüklerine başvuracak. Başvurular 4 Şubat itibariyle başladı. Son başvuru tarihi ise 28 Şubat olarak belirlendi. Üreticilere ilk hayvanların Mart ayı sonunda teslim edilmesi öngörülüyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı projenin 3 yıl süreceğini belirterek, hayvancılığın yol haritası kapsamında bu projenin 2028 yılına kadar devam edeceğini anlattı. Verilecek gebe hayvanların 7-8 ay sonra doğurduğunda hayvan sayısının ikiye katlanacağını da hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı verilecek hayvanların aşılarının tam, kaliteli hayvanlar olacağını ifade etti. Yumaklı, önümüzdeki günlerde yeni projeler açıklayacaklarını da söyledi.
İthalata dayalı bir proje daha
İlk kez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan bu proje de geçmişte uygulanan birçok proje gibi ithalata dayalı olarak gerçekleştiriliyor. Proje kapsamında Et ve Süt Kurumu ithal ettiği boş düveleri Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TIGEM)’ne veriyor. TİGEM hayvanları tohumlayarak gebe olarak yetiştiricilere satışını yapacak.
Hayvancılıkta 2010 yılında başlayan ithalat 15 yıldır aralıksız sürdürülüyor. Kırmızı et fiyatlarını düşürmek bahanesiyle 2010 yılında başlayan ve kısa sürede sona ereceği söylenen ithalat tam 15 yıldır artarak devam ediyor. Geçen 15 yılda Türkiye’nin canlı hayvan ve et ithalatı 12 milyar dolara ulaştı.
Bu yıl planlanan 520 bin baş besilik hayvan ithalatı başlıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, 2025 yılında 520 bin baş besilik hayvan ithalatı planlandığını ve bu ithalatı da Et ve Süt Kurumu’nun yapacağını daha önce duyurmuştu. Geçtiğimiz günlerde Besilik sığır ithalatı 1. Dönem listeleri Hayvancılık Genel Müdürlüğü internet sayfasında yayınlandı. İthalat yakında başlayacak. Besilik hayvan ithalatı kapsamında işletmelere kapasitesine göre hayvan temin edilecek.
Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre; 2025 yılı besilik sığır ithalatı başvurularında talep edilen toplam miktar, izin verilen toplam miktardan fazla olması nedeniyle besi işletme kapasitesi 200- 400 arası olan toplam başvuru sayısı 4.254 olan her bir işletmeye 32 baş, besi işletme kapasitesi 401-600 arası olan toplam başvuru sayısı 2.213 olan her bir işletmeye ise 35 baş besilik izni verildi.İşletme besi hayvanı ahırı kapasiteleri 601 baş ve üzeri olan 2.177 işletmeye ise talimatta belirlenen kota oranlarına göre hesaplama yapıldıktan sonra çıkan miktardan yüzde 60,8 düşüm yapılarak işletmelere verilecek izin miktarları hesaplandı. 2025 yılı besilik sığır ithalatı kapsamında 8 bin 644 işletme müracaat etti. Bu işletmelere verilen toplam izin miktarı yani ithal edilecek hayvan sayısı 400 bin baş.
Et ve Süt Kurumu, 2025 yılında ithal edilecek besilik sığırlar için satış fiyatını canlı olarak kilo başına KDV hariç 228 lira olarak açıkladı.
Çiğ sütte fiyat ve sözleşme krizi büyüyor
Çiğ sütte üretici ile sanayici(alıcı) arasında geçmişten bugüne fiyatla ilgili sorunlar yaşanıyor. Çiftçi ürettiği sütün fiyatını belirleyemiyor. Birileri üretici adına fiyat belirleyip açıklıyor. Sonra da bu fiyata çoğunlukla uyulmuyor. Daha düşük fiyattan süt alınıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü “Hayvansal Üretim Tip Sözleşmesi” kapsamında 2025 yılı “Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi” ve “Tarımsal Amaçlı Örgüt Aracılığı İle Yapılan Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi”ni yayınladı.
Bu sözleşme, mevzuatta belirtilen yerlerde ve uygun şartlarda çiftlik hayvanlarından üretici tarafından üretilen alıcı tarafından satın alınacak çiğ sütün içeriği, üretim yeri, üretim şekli, miktarı, kalitesi, teslim şartları, teslim zamanı, teslim yeri, soğutma ve hizmet bedeli, primi, muayene ve kabul şartları, fiyatı ve ödeme koşulları ile tarafların diğer hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi ile ilgili konuları kapsıyor.
Sözleşmeye göre çiğ sütün litre fiyatı Ulusal Süt Konseyi’nin ilan ettiği tavsiye fiyatına göre, kaliteye, içeriğe ve miktara göre, süt/yem paritesine göre veya pazarlık usulü olmak üzere farklı kriterlere göre belirlenebilecek. Ancak, sözleşmede bu kriterlere göre fiyat belirlenebileceği ifade edildikten sonra şöyle deniliyor: “Bu madde kapsamında belirtilen parametrelere göre belirlenecek fiyat hiçbir koşulda Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan tavsiye fiyatının altında olamaz. Ulusal Süt Konseyi’nin, Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin görüşünü alarak ilan ettiği tavsiye fiyatı, bu sözleşme kapsamında üreticiye soğutma, nakliye ve benzeri yan giderler hariç ödenecek miktardır. Soğutma, nakliye ve benzeri yan giderler bu fiyata ilave edilir. Ulusal Süt Konseyi ihtiyaç halinde sözleşme süresi içerisinde yeni bir fiyat belirlemesi halinde, bu sözleşmede belirlenen süt fiyatı aynı oranda değişmiş olarak kabul edilecektir. Güncellemenin yapıldığı tarihten itibaren sözleşme sonuna kadar yeni fiyat geçerli olacaktır. Sözleşme dönemi içerisinde birden fazla fiyat güncellemesi halinde belirlenen son fiyat sözleşmenin güncel fiyatı olarak taraflar arasında herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın geçerli fiyat kabul edilecektir.”
Sözleşmedeki bu madde nedeniyle sanayici, süt alıcısı sözleşme imzalamak istemiyor. Ulusal Süt Konseyi’nin fiyatını yüksek buluyor. Piyasada da belirlenen referans fiyatın altında süt alınıyor.
Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Ocak 2025 itibariyle geçerli olacak referans fiyat litre başına 17 lira 15 kuruş. Birçok üretici genel olarak referans fiyatın altında süt satmak zorunda kaldığını bildiriyor.
Özetle, hayvancılıkta, et ve süt tarafında ciddi sorunlar yaşanıyor. Tam 15 yıldır bu sorunlara ithalatla çözüm aranıyor. Oysa sorunun kaynağında ithalat var. İthalata ödenen 12 milyar doların yarısı üretime verilse Türkiye bugün ithalatçı ülke olmaktan kurtulur ihracatçı olurdu. İthalatın çözüm olmadığını 15 yılda hala görmediyseniz burada “iyi niyet” yok demektir. Geçmiş birçok projede olduğu gibi yeni destekleme projesi de ithalata dayalı olduğu için kırsala bereket değil zarar getirir.