11.07.24

İklim Krizi Konusunda Herkes Her Şeyin Farkında

Yuvam Dünya Derneği Türkiye’de İklim Krizi Algı Araştırması’nın 2024 yılı sonuçları, Türkiye’nin iklim krizi algısını ortaya koydu. Araştırma kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele konusunda toplumun halihazırdaki durumu, iklim değişikliği algısı, kırılganlık, sağlık, kadınlar, gençler, eko-anksiyete, iklim değişikliğinin sonuçları, gelecek algısı, doğayla ilişki ve pratikler konu başlıkları altında değerlendirildi.

Yuvam Dünya tarafından Mart 2024’te gerçekleştirilen araştırma ve Haziran 2024’te sonuçlanan rapora göre, iklim krizi ile en çok ilişkilendirilen öncelikli iki konu sırasıyla %74 ile hava kirliliği, %60 ile orman yangını, sel, kuraklık gibi afetler olurken olağandışı mevsim olaylarının çoğaldığını söyleyenlerin oranı ise %56.

Hava kirliliği en büyük etken olarak görülüyor

Hava kirliliği ve iklim krizinin arasında bir sebep sonuç ilişkisi olmaması; kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların yakılması sebebiyle sadece kaynaklarının aynı olmasından dolayı iklim krizinin en fazla hava kirliliği ile ilişkilendirilmesi dikkat çekici bir bulgu olarak nitelendiriliyor.

Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Yuvam Dünya Derneği Türkiye’de İklim Krizi Algı Araştırması’na göre toplumun yakın zamanda karşı karşıya geleceği durumların  ilki sağlık problemleri yaşamak, ikincisi ise orman yangını, sel, kuraklık gibi afetlerden maddi manevi zarar görmek. Bu kaygıya sahip olanların oranı yıldan yıla artıyor.

Büyükşehirlerde yaşayanlar sağlık-iklim ilişkisine daha çok inanıyor

İklim krizi ile en çok ilişkilendirilen sorunlarda solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının artması öne çıkıyor. Toplumun yarısı bu sağlık problemini iklim krizi ile ilişkilendiriyor. Belli sağlık sorunlarını iklim krizi ile ilişkilendirenlerin oranı ise kırsaldan metropole gittikçe artıyor. Yaş artıkça sağlık problemi yaşama ihtimalini dile getirenlerin oranı artış gösterirken kadınların sağlık problemi yaşama, susuzluk çekme ve olağanüstü hava olaylarından zarar görme konusunda erkeklere kıyasla daha fazla kaygılı oldukları görülüyor.

Öne çıkan duygu, ‘Endişe’

Araştırma, bu yılki raporunda iklim değişikliğine karşı duyguları ele alarak doğayla bağ kurma ve eko-anksiyete konularını da değerlendirdi.  Bulgulara göre her 3 kişiden 2’si kendini doğayla iç içe ve doğanın bir parçası olarak görüyor. Yaş artıkça ve kırsala gidildikçe doğayla iç içe hissetme hali paralellik gösteriyor. Tüm yaş kümeleri arasında kendini doğaya en fazla yakın gören grup 51 yaş ve üzeri insanlar.

İklim krizi konusunda en fazla öne çıkan duygu endişe olurken, endişe ve sorumluluk seviyesi artıkça başkalarına kıyasla daha zor uyum sağlayacağını söyleme eğilimi de artıyor. Karşılaşılan afetlere uyum sağlamakta zorlanacağını söyleyenlerin endişe seviyeleri, kolay uyum sağlarım diyenlere kıyasla daha yüksek.

Topluma alternatif çözümler sunulmalı

Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdikleri araştırmanın 2024 yılı sonuçlarının yine çarpıcı bazı sonuçlar verdiğini dile getirdi.

Önceki yıllardaki araştırmaların sonuçlarına benzer şekilde toplumun iklim krizi konusunda oldukça ilgili ve endişeli olduğuna dikkat çeken Kocabıyık, “Araştırma, toplumun iklim kriziyle bağlantılı olarak yakın zamanda başına gelme ihtimalinin en fazla gördüğü olayın sağlık problemleri yaşamak olduğunu ortaya koyuyor. Tüm verilerden çıkaracağımız sonuçlardan biri ise insanların iklim krizine karşı harekete geçmeleri için daha fazla pratik olanak ve fırsat yaratılması gerektiği. Devlet, yerel yönetimler, özel sektör veya sivil toplum, insanların önüne somut ve pratik olarak yapabilecekleri çözüm alanları koyduklarında çok daha etkili olacağı görülüyor. Diğer önemli bir çıkarım ise, eğitimin ve farkındalık çalışmalarının, konuya olan ciddiyeti ve daha da ötesi, harekete geçme eğilimini çok daha güçlendireceği” diye konuştu.

Etkiler sertleştikçe, iklim krizine inanma oranı artıyor

Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz şunları ifade etti: “Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması’na göre iklim krizinin varlığına inanan kişilerin oranı her geçen sene artıyor. Bu bağlamda başarıyı kendimize bağlamaktansa doğaya bağlamak çok daha akılcı bir tutum olur. Çünkü doğa bize, iklimi değiştirerek nelere sebep olduğumuzu daha sert biçimde anlatmaya başladı. Bu kadar ciddi işaretler karşısında bile ‘İklim hep böyleydi, değişen bir şey yok’ diyebilmek artık oldukça güç.”

Kaynak: yuvamdunya.org