
Yayımlanan yeni bilimsel çalışmalara göre, iklim değişikliğiyle birlikte tarım zararlıları ve hastalıklar küresel tarımsal üretimde ciddi kayıplara yol açıyor. Zararlılar nedeniyle oluşan ürün kayıplarının, dünya genelindeki yıllık tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 40’ına ulaştığı belirtiliyor.
Yayımlanan yeni çalışmaya göre, zararlılar ve hastalıklar nedeniyle meydana gelen ürün kayıpları, küresel yıllık tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 40’ına karşılık geliyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) uydu izleme sistemi Copernicus verilerine göre, 2025 en sıcak üçüncü yıl oldu. 2024 en sıcak yıl, 2023 ise en sıcak ikinci yıl olarak kayıtlara geçmişti. Artan sıcaklıklar birçok sektörle birlikte tarım faaliyetlerini de olumsuz etkiliyor.
Bilim dergisi Nature’da yayımlanan “Tarım zararlılarının, iklim değişikliği ve arazi yönetimi değişikliklerine tepkileri” başlıklı makaleye göre zararlılar ve hastalıklar nedeniyle meydana gelen ürün kayıpları, küresel yıllık tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 40’ına karşılık geliyor.
Rapora göre sadece 2019’da 3 bin 500’den fazla istilacı türün tarımsal faaliyetlere olumsuz etkisi, 423 milyar dolarlık zarara yol açtı ve bu etkiler 1970’ten bu yana her on yılda bir dört kat artmış durumda.
Değişen mevsim süreleri zararlı popülasyonlarını artırıyor
Çalışmada havaların sonbaharda geç soğuması ve ilkbaharda erken ısınması sonucu birçok zararlı, dinlenme dönemlerine geç başlıyor ve bu dönemden erken çıkıyor. Elde ettikleri bu ek zamanla hem faaliyet süreleri hem de üreme dönemleri uzayan bu zararlılar, mahsule daha uzun süre zarar verirken daha fazla üreyerek bölgedeki popülasyonlarını da artırıyor.
Hem artan sıcaklıklar hem de bu böceklerin avcıları konumundaki bazı türlerin azalması tarım zararlılarının etkili oldukları alanların genişlemesiyle sonuçlanıyor. Isınmaya ek olarak kuraklık koşulları ve ormansızlaşma etkisiyle yaşanan biyoçeşitlilik kaybı da yine bu türlerin tarımdaki olumsuz etkilerini artırıyor.
Rapora göre zararlılar ve hastalıklar nedeniyle meydana gelen ürün kayıpları, küresel yıllık tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 40’ına karşılık geliyor.
Küresel ısınma artarsa verim kayıpları derinleşecek
Küresel ısınma arttıkça bu tablonun da giderek ağırlaşacağı öngörülüyor. Küresel ortalama sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme kıyasla 2 dereceyi bulması halinde, tarım zararlılarının buğdayda yüzde 46, pirinçte yüzde 19 ve mısırda yüzde 31 verim kaybına neden olması bekleniyor.
Sıcaklıklardaki her 1 derecelik artış buğday verimini yüzde 6 düşürüyor
Gerek ekilen alan gerekse üretim miktarı açısından buğday, dünyada tarım ürünleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avrupa, Çin, Hindistan, Pakistan, ABD ve Avustralya’daki buğday tarımı, küresel üretimin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor. Küresel ısınmanın etkisi, her 1 derecelik sıcaklık artışında yaklaşık yüzde 6 verim kaybı olarak kendisini gösteriyor.
Dünya genelinde buğdaya zarar verebilecek 100’den fazla böcek türü bulunuyor. Zararlılar ve hastalıklar nedeniyle küresel verim kayıpları halihazırda yüzde 4,8 ila 16,3 oranında değişirken, yaprak biti kaynaklı virüsler gibi dolaylı zararlar, buğdayda verimi yaklaşık yüzde 39 azaltabiliyor.
Pirinçte her 1 derecelik artış verimi %10 azaltıyor
Dünya genelinde tarımsal üretim miktarı açısından pirinç ikinci sırada yer alıyor ve çoğunlukla Asya’nın tropikal bölgelerinde, özellikle Çin, Hindistan, Bangladeş ve Güneydoğu Asya’da yetiştiriliyor. Bu bölgelerdeki üretim, küresel üretimin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor.
İklim değişikliği pirinç verimini de önemli ölçüde azaltıyor ve gece sıcaklığında her 1 derecelik artış, verimde yaklaşık yüzde 10 düşüşe yol açıyor.
Pirinç, üretim sürecinde 800’den fazla böcekle etkileşime girebilirken bunlar arasında bulunan 15 ila 20 tür, bitkiye ciddi zararlar veriyor.
Mısır ve soyada zararlı baskısı artıyor
Mısır ve soya, sıcak bölgelerde ve mevsimlerde, bol güneş ışığı ve ılımlı düzeyde nem altında yetişiyor ve özellikle ABD, Çin, Brezilya, Arjantin, Hindistan ile Avrupa ve Afrika kıtaları üretimde öne çıkıyor.
Mısırla beslenen 280’den fazla böcek türü bulunuyor ancak bunların yalnızca bazıları mahsule önemli zararlar veriyor. Bunların arasında mısır kurtları, tropikal gece kelebeği tırtılları, yaprak bitleri, toprak zararlıları ve çekirgeler yer alıyor. Bu zararlılar, Kanada’da yüzde 1,7 verim kaybına neden olurken Etiyopya’da bu oran yüzde 48,5’e kadar çıkabiliyor.
Bazı ülkelerde mısırla dönüşümlü ekilen soya bitkisine ise en çok zararı kokarca, mısır koçanı kurdu ve soya fasulyesi yaprak biti veriyor. Dünya genelinde soya verim kaybının yüzde 21,4’ü, zararlılar ve patojenlerden kaynaklanıyor.
Sürdürülebilir mücadele olmazsa gıda güvenliği risk altında
Araştırmanın yazarlarından Exeter Üniversitesi Biyobilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dan Bebber, “Gelişmekte olan ülkelerin ve özellikle de Sahra Altı Afrika’nın, tarım zararlılarından en fazla etkilenen bölgeler olduğunu düşünüyoruz. Bunun temel nedeni, yoksul çiftçilerin hastalıklara dayanıklı ürünlere ve pestisitlere erişiminin sınırlı olması ve tarlalarında hangi zararlıların ve hastalıkların etkili olduğunu anlayabilecek düzeyde eğitime sahip olmamaları” dedi.
Tarım zararlılarına karşı ilk akla gelen çözüm pestisit olsa da bunun hem maliyetli olduğuna hem de başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok yerinde kısıtlamalara gidildiğine işaret eden Bebber, “Günümüzde pestisitlere alternatif çözümler de bulunuyor. Gen düzenleme gibi teknolojilerden yararlanılarak bitkilerde direnç geliştirilmesini hızlandıran yeni ıslah yöntemleri bunlar arasında yer alıyor” diye konuştu.
Bu durumun ileriye dönük gıda fiyatlarını etkileyebileceğini kaydeden Bebber, şu değerlendirmelerde bulundu: “Zararlılar ve hastalıklar gıda fiyatlarını etkileyebilir. Örneğin, son dönemde kakao fiyatlarında görülen artış, iklim değişikliğinin yanı sıra hastalıklardan da kaynaklandı. Xylella fastidiosa (Xylella yaprak yanıklığı) hastalığı ise zeytin ağaçlarında büyük kayıplara yol açarak zeytinyağı fiyatlarının artmasına neden oldu. Gıda üretimini çeşitlendirmeye yönelmez, hayvan yemi olarak kullanılan tahıl miktarını azaltmaz ve biyolojik mücadele ile gen düzenleme gibi sürdürülebilir teknolojileri hayata geçirmezsek iklim değişikliği, zararlılar ve hastalıklar ile tozlayıcı böceklerin kaybının bileşik etkileri, yakın gelecekte gıda güvenliğimizi ciddi biçimde azaltma riski taşıyor.”

