
Türkiye tarımında en sorunlu alanlardan birisi hayvancılık. Büyükbaştan küçükbaşa, kanatlı sektöründen yumurtaya kadar hayvancılığın hemen her kesiminde sorunlar yaşanıyor. Bu sorunların en önemli nedeni istikrarlı bir politikanın olmamasıdır. Tek istikrar, dışa bağımlılığın artması ve 2010 yılından bu yana devam eden ithalat. Bakan değiştikçe değişen politikalar sonucunda bugünlere gelindi. Bugün yeni arayışlar var. Önce 2024 yılında hayvancılığın 5 yıllık yol haritası açıklandı.
Her bakan yeni bir yol haritası çizdi. Çok daha eskiye gitmeden 30 yıldır tarımı yazan bir gazeteci olarak bu 30 yıldaki yol haritalarını hatırlatayım.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Taşar’ın 4-5 Kasım 1998’de Ankara’da yapılan 1. Hayvancılık Kongresi’nde 5 yıl süreyle uygulanacak ‘’Türkiye Hayvancılığını Geliştirme Projesi’’ açıklandı.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk tarım bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü, 2005 yılında “Hayvancılık Stratejisi 2005-2013″ adıyla çok kapsamlı bir yol haritası hazırladı. Sadece 5 ay sonra görevden alınınca yerine gelen yine aynı partiden Mehdi Eker bu stratejiyi rafa kaldırdı ve kendi stratejisini hazırladı. Mehdi Eker döneminde ilk kez saman ithal edildi, ilk kez kurbanlık koyun ithal edildi. Daha önce de hayvan ithalatı yapıldı elbette. Ama Mehdi eker zamanında 2010 yılında başlayan ithalat 16 yıldır kesintisiz devam ediyor.
Mehdi Eker’den sonra göreve gelen Faruk Çelik “Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli’ açıkladı ama onun döneminde de ithalat devam etti.
Faruk Çelik’ten sonra göreve gelen aynı partinin Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, küçükbaş hayvancılığa önem vereceklerini belirterek “300 koyun projesi” başlattı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne 2018’de geçildikten sonra göreve gelen Bekir Pakdemirli, 2022’den sonra hayvan ithalatının, et ithalatının bir daha yapılmayacağını söyledi. En çok ithalat O’nun döneminde yapıldı.
İbrahim Yumaklı 26 Şubat 2026’da hayvancılığın 5 yıllık yol haritasını açıkladı. Ama ondan önce 2024’te 600 bin baş besilik hayvan ithalatı yapılacağını açıkladı. Yani 20*10 yılından bu yana ithalat olmadan hayvancılık konusunda bir adım atılmıyor. Yem hammaddeleri bakımından zaten yüzde 60 civarında dışa bağımlı bir ülke Türkiye. Damızlık, besilik, kasaplık hayvan ithal ediliyor. Yetmiyor et ithalatı yapılıyor. Kısacası hayvan ithal, yem ithal, çoban ithal, aşı ithal. Bu kısırdöngü içerisinde hayvancılıkta sorunları çözmek kolay mı?
Hayvancılıkta en önemli sorunlardan birisi olan hastalıklarla mücadele konusunda iki önemli adım atıldı. Biliyorsunuz 2025’te Hakkari’de çıkan şap hastalığı, hastalıktan ari olan Trakya’ya kadar ulaştı. Belki de bundan ders çıkarılarak iki hastalıktan ari işletme sertifikasının şartları değiştirildi ve dijital küpe uygulamasına geçiliyor. Bu iki adım doğru uygulanırsa önemli başarılar elde edilebilir. Şimdi ayrıntılarına bakalım.
Hastalıktan ari işletme sayısı artırılmak isteniyor
Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvancılığın yol haritasına uyumlu olarak yeni çalışmalarını da sürdürüyor. Bunlardan birisi hastalıktan ari işletme sayısını artırmak, ikincisi dijital küpe sistemi.
Resmi Gazete’nin 24 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayımlanan 3 ayrı yönetmelik değişikliği ile hastalıktan ari işletme şartlarında çok önemli değişiklikler yapılırken, hayvan hastalıkları ile mücadelede yeni kriterler getirildi.
Değişiklik yapılan yönetmelikler şunlar; “Bruselloz ile Mücadele Yönetmeliği”, “Hayvan Hastalıklarında Tazminat Yönetmeliği” ve “Sığır Tüberkülozu ile Mücadele Yönetmeliği” Bu 3 düzenleme ile özellikle hastalıktan ari işletmelerle ilgili önemli değişiklikler yapıldı.
Hastalıktan ari işletme sertifikasında süreç kısaldı, iptal zorlaştı
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, “Daha kısa süre, daha kolay süreç, daha güçlü hayvancılık” ilkesi ile bu yeni modeldeki yenilikleri şöyle sıralıyor:
1-Atık nedeniyle bruselloz tespit edilmesi halinde iptal edilen arilik sertifikasını yeniden alma süresi 6 aydan 2 aya indirildi.
2- Rutin yapılan kan testinde bruselloz tespit edilmesi durumunda, arilik sertifikası iptal edilmeyecek, sertifika 2 aylık takip ve test sonunda güncellenecek. Bu daha önce 3 ayda güncelleniyordu.
3- Ari bir işletmeden kesimhaneye giden hayvanda tüberküloz tespit edilmesi durumunda hastalık takibi süresi 4 aydan 84 güne düşürüldü.
4- Rutin yapılan deri testinde pozitiflik tespit edilmesi halinde arilik sertifikası iptal edilmeyecek. Eskiden 12 ay süren test süreci bu yeni modelle 84 günlük test sonunda güncellenecek.
5- Hastalıktan ari işletmelerde yapılan yıllık rutin taramaların dışında, işletmeler gönüllü olarak ilave test yaptırabilecek.
6- Bu yeni modelle, hastalıktan ari işletme sertifikasının gereksiz yere iptallerinin önlenmesi, azaltılması, hayvancılık işletmelerinin mağduriyetinin azaltılması ve hayvan sağlığının daha iyi korunması hedefleniyor. Böylece üretimin ve verimliliğin artması öngörülüyor.
Bu yeni uygulama ile Bakanlık, hastalıktan ari işletme sayısını artırmak istiyor. En önemlisi, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, risk oluşmadan önce önlem alınması öngörülüyor. Biyogüvenlik uygulamaları güçlendirilerek işletmelerin hastalıklara karşı direnci artırılacak. Ari işletmeler, risk esaslı ve sürekli izleme anlayışıyla takip edilecek. Koruyucu hayvan sağlığı uygulamaları daha etkin hale getirilecek. Resmî kontroller, standart ve objektif kriterlerle yürütülecek. İzlenebilirlik güçlendirilerek süreçler daha şeffaf ve sürdürülebilir hale getirilecek. Amaç; üreticinin emeğini korumak, hayvan sağlığını güçlendirmek, güvenilir hayvansal üretimi desteklemek ve ülke hayvancılığını daha ileri taşımaktır.
Hastalıktan ari işletme olmanın avantajları
Türkiye’de 1 milyondan fazla büyükbaş hayvancılık işletmesi var. Bunların sadece yüzde 1’i hastalıktan ari işletme sertifikasına sahip. Hastalıktan ari işletme olmanın çok önemli avantajları var. Hastalıktan ari işletmeler, desteklemelerden finansmana, sigortadan pazarlamaya kadar birçok alanda önemli ayrıcalıklardan yararlanıyor.
Hayvancılık Genel Müdürlüğü’ne göre bu avantajlardan bazıları şöyle:
– Dişi buzağı desteklemesinde temel desteğe ilave 4 kat destek avantajı var. Örneğin 2026 yılı için buzağı başına destek 1400 lira. Hastalıktan ari işletme sertifikası olan işletmeler bu desteğin 4 katını alıyor.
– Üreticilere litre başına ödenen çiğ süt desteklemesinde temel desteğe ilave 3 kat destek imkânı sağlanıyor. Normal işletmeler litre başına 20 kuruş destek alırken, hastalıktan ari işletmeler 60 kuruş alıyor.
-Avrupa Birliği Onaylı Süt Çiftliği Sertifikasına sahip, hastalıktan ari işletmelerde, dişi buzağı desteğine 0,6 katsayı ilave destek avantajı sağlanıyor.
– Ziraat Bankası tarafından kullandırılan ve Hazine faiz destekli hayvancılık kredilerinde, hastalıktan ari işletmelere yüzde 70’ten başlayıp yüzde 100’e varan faiz indirimi avantajı sağlanıyor.
– Hayvancılıkta kullandırılan 80 milyon liraya kadar yatırım ve işletme kredisi üst limitlerinden yararlanabilme avantajı var.
– TARSİM Hayvan Hayat Sigortalarında yüzde 15 prim indirimi avantajı var.
– Hastalıktan ari işletme sertifikası olan işletmeler; doğrudan ari çiğ süt satışı yapabilme ayrıcalığına sahip.
Her hayvana dijital kimlik
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bir başka önemli projesi, kısaca GEKİS olarak adlandırılan Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi. Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda Aselsan’ın geliştirdiği yerli dijital küpe kullanıma hazır hale geldi ve ilk tanıtımı Kars’ta yapıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün katılımı ile Kars’ta tanıtılan GEKİS, hayvancılık sektörü için son derece önemli bir uygulama.
Bu sistemle, büyükbaş hayvan hareketlerinin ve hastalıklarının izlenmesi ve kontrolü, enfeksiyon hastalıklarının sona erdirilme çalışmalarının kontrollü hale getirilmesi hedefleniyor. GEKİS projesi ile büyükbaş hayvanların doğumundan kesimhaneye kadar bulunan tüm yaşam döngüsünün yüzde 100 takip edilmesi sağlanacak.
Hayvanlara takılacak mikroçipli kulak küpeleri ile her hayvanın dijital bir kimliği olacak. Mikroçipli küpe takılan hayvanlar doğumundan kesimine kadar olan tüm sağlık, sevk, satış ve kesim süreçlerini dijital olarak izlyecek entegre bir yazılım ve donanım sistemi üretildi.
Kars’ta düzenlenen programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın sistemle ilgili verdiği bilgiler özetle şöyle: “GEKİS sayesinde, artık her hayvanın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan başlayıp aşıları, sağlık kayıtları, hareketleri, satış ve kesim süreçleri güvenli şekilde elektronik ortamda takip edilecek. Bu sistem basit bir küpenin ötesinde güvenli kayıt, güçlü takip ve sağlıklı üretimin adı olacak. Böylece hayvan hastalıklarına çok daha hızlı müdahale edebileceğiz, salgın risklerini daha etkin yöneteceğiz. Sahte ve kayıp küpe sorununu da büyük ölçüde ortadan kaldıracağız.”
Türkiye’de 17 milyondan fazla büyükbaş hayvan bulunduğunu belirten Yumaklı, bu hayvanların ekonomik değerinin 1,5 trilyon liranın üzerinde olduğunu ifade etti.
Bu hayvanlardan yılda 1 milyon 313 bin ton sığır eti ve 20 milyon tonun üzerinde inek sütü elde edildiğini aktaran Bakan Yumaklı, bunun yıllık ekonomik karşılığının yaklaşık 1,2 trilyon lira olduğunu, bu varlığın ve üretimin bugüne kadar büyük ölçüde fiziksel yöntemlerle takip edildiğini kaydetti.
Küpenin sahtesi üretilemeyecek
Aselsan tarafından geliştirilen mikroçipli, dijital küpelerin kopyası üretilemeyecek ve bir başka hayvana takılamayacak. Bu uygulama ile sahte küpe sorunu da çözülmüş olacak. Küpeler uzaktan okunarak herhangi bir müdahale olmadan veriler sisteme aktarılıyor. Bu sayede hastalık takibi gibi konular çok daha güvenli ve hızlı olarak yürütülecek.
Çiftçiye maliyeti ne olacak?
Dijital küpe sistemi doğru ve gecikmiş bir uygulama. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Meksika, Avustralya, Yeni Zelanda gibi hayvancılıkta gelişmiş ülkelerin uzun yıllardır sığır, koyun ve domuz için kullanılan ve bazı ülkelerde zorunlu olan dijital küpe uygulaması hızla yaygınlaştırılması gerekiyor.
Görüştüğümüz üreticiler ve üretici örgütü temsilcileri, bu sistemin denemelerinin başarıyla tamamlandığını belirterek dijital küpenin üreticiye maliyetinin açıklanmasını bekliyorlar.
Dijital küpenin fiyatı ne olacak? Üreticilerin bu sisteme hızlıca geçmesi için mutlaka desteklenmesi gerekir. Kaldı ki birçok ülke bu sisteme geçerken üreticiyi destekleyerek hızla yaygınlaşmasını sağladığı ifade ediliyor. Bakanlığın dijital küpe sistemine geçişin üreticilere maliyeti ve bu konuda yapılacak desteği açıklaması gerekiyor.
Özetle, hem hastalıktan ari işletme sayısının artırılması hem de dijital küpe uygulaması hayvan hastalıkları ile mücadelede çok önemli avantajlar sağlayacaktır. Sistem doğru uygulanırsa Türkiye hayvancılıkla ilgili en önemli sorunlarından birisini çözmüş olur.

