13.12.23

Dünya Standartlarında Üretimin Teminatı ‘SERKONDER’

 

Türkiye, örtü altı üretim (seracılık) konusunda Avrupa’da ikinci, dünyada dördüncü sırada yer alıyor. 2019 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 800 bin dekar alanda örtü altı tarım üretimi yapılırken, bunun 14 bin dekarını topraksız tarım seraları oluşturuyor. Türkiye’nin toplam bitkisel üretiminin yüzde 15’i, örtü altından elde ediliyor.

Türkiye’de sera ve seracılık sektörü, uzun bir geçmişe sahip. Türkiye Sera Konstrüksiyon Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçı Derneği (SERKONDER) ise; sera konstrüksiyon, donanım ve ekipman üretimi yapan firmaları bir araya getirmek, dayanışma ve bilgi alışverişi sağlamak amacıyla 2011 yılında kuruldu.

SERKONDER, modern sera kalite standartlarının oluşması için çalışıyor

Derneğin altıncı dönem başkanlığını yürüten SERKONDER Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaylalı, derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi: ‘SERKONDER olarak sera konstrüksiyon ve ekipman üreticilerini bir araya getiriyor, sektörümüzün dünya ölçeğinde saygın bir seviyeye gelebilmesi ve üyelerimizden global ölçekli yeni oyuncuların çıkabilmesi adına çalışmalar yürütüyoruz. Bunun için modern sera kalite standartlarının oluşturulması, üyelerimiz nezdinde sertifikalandırılması, sanayi ve üniversite iş birliğinin geliştirilmesi, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde sektördeki sanayici firmaların istek ve taleplerinin karşılık bulması konularında çalışmalarımızı sürdürüyoruz.’

Dernek üyesi olmak hem ayrıcalık hem de bir güven unsuru

Cengiz Yaylalı, SERKONDER olarak altmış iki üyelerinin bulunduğunu ve dernek üyeliğinin bir ayrıcalık olduğunu belirtti. Yaylalı: ‘Üyelerimizin her biri, müşterileriyle yaptıkları kontratlara ve verdikleri sözlere sadık kalma konusunda hem derneğe hem de diğer üye firmalara bir taahhütte bulunmuş oluyorlar. Dolayısıyla bir çatı örgüt görevi üstlendiğimizi söyleyebilirim. Bu çatı altında olmak hem hukuki hem de teknik anlamda belirli standartların üzerinde hizmet vermeyi gerektiriyor. Müşteriler açısından da bu durum, bir güven unsuru teşkil ediyor’ dedi.

Sanayi-devlet-üniversite iş birliği ile ihracat arttırılmalı

SERKONDER üyeleri olarak elliyi aşkın ülkeye ihracat yaptıklarını ve ana ihracat bölgelerinin özellikle Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Ortadoğu olduğunu söyleyen Yaylalı: ‘Ancak ihracat rakamları istediğimiz seviyede değil. Elimizde rakamlar çok kesin olmamakla birlikte, 250 – 300 milyon dolar seviyesinde sera konstrüksiyon ekipman ihracatı olduğunu söylemek mümkün. Ancak bu, dünyanın en büyük ihracatçısı Hollanda’nın, 3.5 milyar dolarlık sera konstrüksiyon ekipman ihracatı ile karşılaştırıldığı zaman son derece düşük kalıyor’ dedi.  Dernek olarak en büyük hedeflerinin, ihracat rakamlarını önümüzdeki beş yıl içerisinde 1 milyar doların üzerine çıkartmak olduğunun altını çizen Yaylalı, bunu yapabilecek hem teknik yeterliliğe hem de mali kaynaklara ülke olarak sahip olduğumuzu vurguladı.  Yaylalı yapılması gerekenin ise sanayi-devlet-üniversite iş birliğinin sektör adına sağlanarak, sürdürülebilir finansman modelleri ile üretimin dünya standartlarına çıkartılması olduğunu belirtti.

Birim alandan daha fazla verim elde etmenin yolu teknolojik seralar

Yaylalı, Türk seracılığının sadece aldığı büyük ve kapsamlı projelerle değil aynı zamanda geliştirdiği kaliteli ve teknolojik sera ekipmanlarıyla da adından söz ettirdiğini vurguladı. Yaylalı şunları kaydetti: ‘Teknoloji her alanda olduğu gibi seracılık alanında da bizi daha hızlı ve bilge hale getirirken, ekipmanlarımızın kullanıldığı seraları da daha organize hale getiriyor. Türk seracılığı sadece aldığı büyük ve kapsamlı projelerle değil aynı zamanda geliştirdiği kaliteli ve teknolojik sera ekipmanlarıyla da adından söz ettiriyor. Açık arazide yılda 8-9 kg/m2 domates alınabilirken, gelişen sera teknolojileri sayesinde bu rakam 60 kg verime kadar çıkartıldı. Dünyanın farklı bölgelerinde kimi üyelerimizin kurduğu seralarda 75-80 kg/m2 domates veriminden söz edebiliyoruz. Bunu mümkün kılan tabii ki teknoloji. Artık daha küçük alanlarda çok daha fazla verim elde edebilmenin yolu daha teknolojik seralardan geçiyor.’

Kaynakların kıt olduğu günümüzde seracılık üretimi kaçınılmaz

Yaylalı, 2023 yılının sera sektörü adına bir yükseliş yılı olduğunu söylerken, 2020-2022 döneminde yaşanan pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği daralmayı sektörün bu yıl telafi etmeye başladığını açıkladı. Başta domates olmak üzere birçok sebze ve çiçek yetiştiriciliğinde gelecek beş yılın büyük gelişmeler vaad ettiğini söyledi ve ekledi: ‘Toprak ve su kaynaklarının kısıtlı olduğu günümüzde, tarımın ciddi bir bölümünün seracılığa dönmesi kaçınılmaz. Dünyada son yirmi yılda yapılan ciddi sera yatırımlarına rağmen hala domatesin sadece %4’ü ihraç edilebiliyor, %96’sı ise üretildiği yerde tüketiliyor. Bu durum, önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde modern seralar bağlamında bir yatırım rallisi dönemine girdiğimizi gösteriyor. Ancak bu kaliteli, güvenilir ve kontratına sadık sera konstrüksiyon ekipman üreticileri sayesinde mümkün olacak. Bu tanıma sahip firmaların adresi ise SERKONDER.’

Growtech Fuarı’nda çok sayıda misafir ağırlıyoruz

Growtech Fuarı’nda birçok üyesinin katılımcı olması nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda yerli ve yabancı misafiri ağırlayacaklarını kaydeden Yaylalı: ‘Fuardan önce, 3 Kasım’da Antalya’da “Sera sektörü paydaşlarıyla buluşuyor” başlıklı bir kurultay etkinliğimiz olacak. Üyelerimiz, finans kuruluşları, sera yatırımcıları ve sektör temsilcilerinin yoğun olarak katılacağı bu etkinlikte birlikte olacağız. Ayrıca Rus, Kazak, Özbek, Azeri ve Türkmen misafirlerimizle fuar akşamı bir kokteyl düzenleyerek bir araya gelmeyi planlıyoruz’ dedi ve ekledi: ‘Bu yıl Growtech Fuarı’nın Türk sera konstrüksiyon ekipman üreticileri içinden artık global oyuncuların çıkmaya başlayacağının ilk işareti olacağını düşünüyorum. Fuar sırasında kapsamlı ve ülkeler arası birçok anlaşma, görüşme ve ortaklık, bu fuarın önemli bir karakteristiği olacak.’