21.02.24

Çiftçilik Kumara mı Dönüşüyor?

İklim krizi nedeniyle Türkiye’de orta vadede iklim göçü yaşanması bekleniyor. Kırsal kesimden kentlere doğru süregelen göçün, ekonomik nedenlerin yanı sıra kuraklık, su kaynaklarındaki azalma ve verim kaybı gibi nedenlerle daha da çok artacağı belirtiliyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada uzmanlar, 15 ayrı kentte çiftçiler, ziraat mühendisleri ve uzman çevrelerle görüşmeler yaparak, iklim krizinin göç üzerindeki etkisini inceledi. Elde ettikleri sonuçlara göre açıklamada bulunan uzmanlar, “Bir fotoğraf ortaya çıkarmaya çalıştık. Hangi bölgede hangi iklimsel afetin yaşandığını ve bunun göç hareketlerini nasıl etkilediğini araştırmaya çalıştık. Ülkede farklı bir fotoğraf ortaya çıktı. Kuraklık, sel ve yangın gibi farklı iklimsel afetlerden kaynaklı bir göç tepkisi söz konusu” dedi.

Çiftçiler üretim yapamıyor

Türkiye’de iklim değişikliği algısının belirgin olduğunu belirten uzmanlar Türkiye’nin, iklim değişikliğinin neden olduğu olayları ağır bir şekilde hissetmeye başladığını ve çiftçilerin, bunun sonuçlarını bariz hissettiklerini söylüyor. Uzmanlar, kurak iklim koşullarının hâkim olduğu yerlerde büyük bir verim kaybı yaşandığını ve bunun, üretim konusunda da ciddi kaygılara yol açtığını vurguluyor. Çoğu çiftçinin üreticilik yapabilir pozisyonda olmadığının altını çizen uzmanlar, afetlerin kendini tekrar etmesinin ve yaşanan ürün kayıplarının insanlarda kaygıya neden olduğunu söylüyor. Uzmanlar tüm bunların sonucu olarak kiminin, kaldığı yerde iş olanağı varsa işi bırakma ve başka işe yönelme eğiliminde olduğunu; umudunu kesenlerin ise ülke içinde iş olanaklarının olduğu yerlere doğru hareket ettiğini açıklıyor.

Göç eğilimi üç bölgede daha yüksek

Uzmanlar tarafından İç Anadolu Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelinde göç eğilimi olduğu ve iklim kaynaklı göçlerin ülke içiyle sınırlı kalacağı tahmin ediliyor. Çünkü Türkiye, iklim değişikliğine karşı en hassas bölgelerden birisinde, Akdeniz Havzasında yer alıyor ve burası etkileri daha yüksek düzeyde hissediyor. Özellikle kuraklık, Türkiye’yi bekleyen en büyük iklimsel afet olarak belirtiliyor. Arazilerin büyük bir bölümünün kuraklık ve çölleşme tehdidi altında olduğunu ve iklim krizi ile beraber kuraklığın, son yıllarda artış eğiliminde olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun doğal olarak kırsalda yaşayan ve geçimini tarım ve hayvancılık ile sürdüren insanları etkilediğini söylüyor. Uzmanlar göç potansiyelinin yüksek olduğu yerleri, kuraklık tehlikesinin olduğu yerler olarak açıklıyor.

İç Anadolu, Türkiye’nin Afrika’sı oldu

Kuraklığın çiftçiler için en büyük tehdit unsuru olduğunu belirten uzmanlar “İklim değişikliği belki doğrudan göç hareketlerine sebep olmuyor ama siyasal, ekonomik ve sosyolojik faktörlerle bir araya gelerek çarpan etkisiyle göç hareketlerini etkiliyor. 2000’li yıllardan sonra ekonomik temelli göçlerin içinde iklim değişikliği, gizil bir güç olarak yer alıyordu. Yaptığımız görüşmelerde, söz konusu köylerde o dönemde de ciddi göçler yaşanmış. Verim kayıpları, sürdürülebilirlik gibi sorunlar yaşanıyor. Urfa’da görüştüğümüz bir çiftçi, çiftçiliğin kumara dönüştüğünü söylemişti. Tehlikeli bir yere doğru gittiğini tanımlar nitelikte. Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgesi’ndeki bazı çiftçiler ise ‘Burası Türkiye’nin Afrika’sı’ oldu’ demişlerdi. Bu ifadeler, kuraklığın onlar için ne ifade ettiğini ve nasıl bir tehdit unsuru olduğunu gösteriyordu” şeklinde açıklıyor.

Kırsalda yaşayanlar, arafta kalmış durumda

İklim senaryolarına göre sıcak iklim şartlarının artacağını aktaran uzmanlar açıklamalarına şunları ekliyor: “Kuraklıkla beraber küresel afetlerin sıklığının ve şiddetinin artmasıyla önemli problemler yaşanacak. Türkiye’deki ekonomik kriz de insanları tedirgin ediyor. Bu nedenle kurak olan bazı yerlerde göç eğilimi oldukça yüksek. Güney ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde bu daha belirgin bir şekilde. İnsanlar hem göç etmek istiyor hem de hayat pahalılığı nedeniyle kentlere göç etmekte zorlanıyor. Bir arafta kalma durumu. Ancak şu an kırsaldaki faaliyetlerin kendisini geçindiremeyeceği inanışı yerleşmiş durumda.”

Göçte tercih edilen ilk bölge Karadeniz

Türkiye’nin su zengini olmadığını kaydeden uzmanlar, bazı bölgelerde yeraltı sularında ciddi azalmaların olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar “Tarımsal amaçlı olarak yüzey ve yeraltı suları kullanılıyor. Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgeleri’nde bu sularda ciddi azalmalar var. Tarımsal üretim şekli de şu an sulamaya muhtaç hale gelmiş. Buğday veya arpa daha önce yağmur suları besleniyor ve bu yeterli geliyorken günümüzde bu üretimde de sulama yöntemleri kullanılıyor. Tarımsal suyun azalmasıyla beraber verim de düşecek. Bu da kırsaldan kentsel alanlara doğru orta yoğunlukta göçleri daha çok tetikleyecek. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgeleri bu durumdan en çok etkilenecek bölgeler. Hedef bölgeler ise Karadeniz Bölgesi ile iş olanaklarının daha fazla olduğu yerler olacak” diyor.

Bilinçlenmeye ihtiyaç olduğunu dile getiren uzmanlar, su tasarrufuna ve kuraklığa dayanıklı ürünlere geçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Kaynak: artigercek.com