20.03.24

Buğday ve Ayçiçeğinde Üreticiyi Zor Bir Sezon Bekliyor

“Son 20 yılda; tarımsal arazi varlığımız yüzde 5, tahıl ekim alanları yüzde 14 daraldı. Dünyada ise aynı dönemde tahıl ekim alanlarının yüzde10 arttığı görülüyor. Aynı dönemde çok yıllık bitkilerde dikim alanlarımız yüzde 35, bakliyat ve yağlı tohum alanları yüzde 30 artmış. Mısır ekilişindeki artış yüzde 71. Bu yıl mısır fiyatları sebebi ile tablo değişecek olmakla birlikte tarımsal geleceğimiz için; tarımsal arazi varlığındaki değişim, bitki desenlerindeki kayış, çiftçi profilleri, ekonomik gelişmeler, kırsal sosyoloji incelenmeli. Sahada neler oluyor, çiftçi nereye yöneliyor? Ekonomik gelişmeler, artan maliyetlere karşılık karlılıktaki azalmalar, stoklama ve finans maliyetleri, kentlerin suni cazibesine karşılık kırsalın yeni nesil beklentilerdeki iticiliği çok şeyi değiştiriyor. Tarım bir iktisadi faaliyettir, bir kültürdür, sosyolojik dinamiklerdir.”

Okuduğunuz bu tespit, geçmişte Toprak Mahsulleri Ofisi genel müdürlüğü, Tarım Bakanlığı’nda üst düzey yöneticilik yapan, aynı zamanda özel sektörde çalışan, bilen ve tarım konusundaki duyarlılığı ile bilinen İsmail Kemaloğlu’na ait. Önemli bir tespit ve gerçekten de üzerinde durulması gereken bir değişim yaşanıyor. Son dönemde bu değişime ayna tutmaya çalışıyorum. Anadolu’da, Trakya’da katıldığım birçok toplantıda üreticileri, sanayicileri, ihracatçıları, bilim insanlarını, yereldeki yöneticileri kısacası tarımla, kırsalla ilgili olan herkesi dinlemeye, anlamaya ve anlattıklarını yansıtmaya çalışıyorum. Sonuçta gazeteci olarak gördüklerimi, dinlediklerimi, bilgileri aktarmaya çalışıyorum. İsmail Kemaloğlu’nun dikkat çektiği gibi bu dönüşüm ve değişimin ekonomik, sosyolojik olarak incelenmesi gerekiyor.

Hasat öncesi durum ve yapılması gerekenler

 Türkiye, hububatta, bakliyatta, yağlı tohumlarda ve birçok üründe yeni sezona hazırlanıyor. Buğday, arpa hasadı 2-2,5 ay sonra başlayacak. Sonra diğer ürünler gelecek. Bu sezon öncesindeki durum nedir? Çiftçiyi, ülkeyi nasıl bir tablo bekliyor? Neler yapılmalı? Öncelikle hasat öncesi bir belirsizlik hakim. Çiftçi; “Ürettiğimi satabilir miyim?” endişesi yaşıyor. Buğday örneğinden yola çıkarsak; 2023 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi tarihinin rekor alımını yaptı. Randevu alımında, ürün tesliminde sorunlar yaşansa da 13 milyon ton civarında alım yaptı. Alınan bu buğdayın çok az bölümü satıldı. Depolar buğdayla dolu. Depolar bu kadar dolu iken Ofis, 2024 ürününü nasıl alacak? Nereye koyacak? Bunun önleminin şimdiden alınması gerekiyor.

Denilebilir ki bu yıl fiyatlar daha düşük açıklanabilir ve üretici Toprak Mahsulleri Ofisi yerine özel sektöre yönlendirilebilir. O zaman da üretici artan maliyetler karşısında buğdayını maliyetin altında satmak zorunda kalır ve ciddi zarar eder. Geçen yıl yaşanan depo sorunu ve randevu alımındaki sıkıntılar nedeniyle birçok çiftçi tüccara açıklanan fiyatın çok altında ürün satmak zorunda kaldı.

Ayrıca, özel sektörün buğday alabilmesi için ciddi finansman ihtiyacı olacak. Bu finansman sağlanabilecek mi? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaptığı açıklamalarda seçim sonrası sıkı para, sıkı maliye politikası uygulanacağını ısrarla söylüyor. Bu çerçevede yerel seçim sonrasında açıklanacak ürün alım fiyatları düşük kalabilir.  Özel sektör ürün alabilmek için finansman sorunu yaşayabilir. Ofis, ürün almazsa üretici mağdur olur.

Bütün bu sorunların dikkate alınarak kalan 2-2,5 aylık dönemde gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Bu önlemler alınmazsa olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum.

Buğdayda dünya fiyatı düşüyor

Sezon öncesi dikkat çekici bir başka önemli gösterge, dünyada buğday dahil tahıl fiyatları düşüyor. Fiyatlar düşerken içeride fiyatların artması, artırılması ne kadar mümkün olacak? Toprak Mahsulleri Ofisi elindeki stokları değerlendirmek üzere son olarak 11 Mart 2024 tarihinde 150 bin ton durum buğdayı ihracat ihalesi açtı. Gelen fiyatlar çok düşük olduğu için ihale onaylanmadı. Daha önce 2 Şubat’ta 150 bin ton durum buğdayı ihracat ihalesi açmış ve tonunu 380-400 dolardan satmıştı. Bu son ihaleye gelen fiyatlar ton başına 270-300 dolar seviyesinde. Eğer ihale onaylanmış olsaydı, Ofis üreticiden aldığı fiyatın altında yani zararına buğday satmış olacaktı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre tahıl fiyatı endeksi Ocak 2023’ten Ocak 2024’e kadar son 1 yılda yüzde 18,6 geriledi. Makarnalık buğdayın tonu son 1 yılda 455 dolardan 400 doların altına 382 dolara düştü. Karadeniz (Rusya, Ukrayna) ekmeklik buğdayının tonu yine son 1 yıllık dönemde 299 dolardan 210 dolara kadar düştü. Kayıp yaklaşık yüzde 30 civarında. Mısır fiyatındaki düşüş yüzde 30 ile 41 arasında değişiyor. Karadeniz Bölgesinde mısır fiyatı 1 yılda ton başına yüzde 30 düşüşle 276 dolardan 195 dolara geriledi. Arjantin menşeli mısırın fiyatı 313 dolardan 183 dolara kadar düştü yani kayıp yüzde 41’in üzerinde. Rus, Ukrayna(Karadeniz) arpa fiyatı 275 dolardan 185 dolara düşerken, Fransa menşeli arpanın fiyatı ton başına 328 dolardan 204 dolara düştü. Fiyatlar bu kadar düşerken yeni hasat döneminde ürün fiyatları ne kadar artırılabilir?

Desteklerle zarar telefi edilebilir

Yeni hasat döneminde dünya fiyatları dikkate alınarak alım fiyatı açıklansa üretici bir daha ekim yapamaz duruma gelir. Üretim maliyetleri, üreticinin üretime devam etmesi için para kazanması gerektiği dikkate alındığında açıklanacak fiyat kadar verilecek desteklerin miktarı da çok büyük önem kazanıyor. Destekleme primi, mazot ve gübre desteği başta olmak üzere üreticinin zararını karşılayacak bir destekleme politikasının uygulanması şart. Ancak bu destekler de aylar sonra değil, hasat dönemi fiyatı tamamlayıcı unsur olarak devreye alınmalı. Yani hemen ödenmeli. Aksi takdirde bu sezon üretici için ve gelecek yıllar ise ülke için felaket olabilir.

İtalyan makarnası 1500, Türk makarnası 600 dolar

 Buğday, fiyat, ithalat, ihracat konularına değinmişken önemli bir noktaya dikkat çekmek isterim. Bu yıl Türkiye makarnalık buğday ihracatı yapıyor. En büyük alıcısı da İtalya. Bakın İtalya Türkiye’den bu sezon 451 bin ton makarnalık buğday aldı. İtalyanlar Türkiye’den buğday alıp makarna imalatında kullanıyor ve makarnanın tonunu 1500 dolara satıyor. Aynı buğdayı biz makarna yaptığımızda tonunu 500-600 dolara satıyoruz. İtalya dünya makarna ihracatında ilk sırada, Türkiye ikinci. İtalya ağırlıklı olarak Amerika ve Avrupa başta olmak üzere zengin, gelişmiş ve alım gücü yüksek ülkelere makarna satıyor. Türkiye ise Irak, Suriye, Afrika ülkeleri, Venezuela gibi geliri düşük ülkelere satıyor. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere sadece üretmek yetmiyor, tarımda ve gıdada marka olmak gerekiyor.

Ayçiçeğinde de üreticiyi zor günler bekliyor

Bu yıl ayçiçeğinde de zor bir süreç yaşanacağı görülüyor. Dünyanın en büyük iki üreticisi Rusya ve Ukrayna’daki üretim durumu elbette belirleyici olacak. Ancak Türkiye’nin yurtiçi piyasasına bakıldığında üretici iki yıldır fiyattan memnun değil. Maliyetler artarken fiyat yerinde saydı. Dönem dönem geriye gitti.

Türkiye, yağlık ayçiçeği tohumu (çekirdek) ve ham yağ ithalatında en önemli ithalatçı ülkelerden birisi. Son 1 yıllık dönemde Rusya ve Ukrayna’dan ithal ham ayçiçeği yağının tonu 1120 dolardan 800- 850 dolara kadar geriledi. Ayçiçeği tohumu ise aynı dönemde ton başına 555 dolardan 420 dolara kadar düştü. Denilebilir ki “Biz ithalatçıyız ve fiyatın düşmesi ülkemize yarar”. Fakat biz aynı zamanda üreticiyiz. Türkiye ayçiçeği ihtiyacının yüzde 60-65’ini üretiyor, yüzde 35-40’ını ithal ediyor. Üretimdeki payın artması tamamen üreticinin bu üründen para kazanması ve üretimi artırması ile mümkün. Üretimin çok büyük bölümünün yapıldığı Trakya’da sulama yatırımları, barajlar tamamlansa ve sulu üretime geçilse ihtiyacın tamamı bile yurtiçinden karşılanabilir. Ama bu yatırımlar tamamlanmıyor.

Cumhurbaşkanlığının 26 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile ayçiçeği tohumu ve ham yağ için tarife kontenjanı açıldı. Bu kapsamda 15 Nisan 2024 tarihine kadar 100 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisi yüzde 27’den yüzde 12’ye düşürüldü. Aynı karar ile 250 bin ton ham ayçiçeği yağı ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 36’dan yüzde 22’ye düşürüldü. Üreticiler bu uygulamanın üreticiyi olumsuz etkileyeceğinden, talebin azalacağı ve fiyatın düşük oluşacağından endişe duyuyor. Bu endişelerinde de haksız değiller. Son yıllarda birçok üründe hasat öncesi yapılan ithalat, içerideki üreticiye hep zarar verdi. Hükümetin ayçiçeğinde içerideki üreticiyi koruyacak önlemleri mutlaka alması gerekir. Üretim azaldıkça daha fazla ithalat yapmak zorunda kalırsınız. Ayrıca, ithal edilen ürünün bir bölümü işlenerek yeniden ihraç ediliyor. Bütün bu dengeleri gösterecek bir politikanın uygulanması şart.

Özetle yeni sezonda üreticiyi de tüketiciyi ve ülkeyi de zor bir süreç bekliyor. Bu zorlu süreçten hasarsız veya daha az hasarla geçmek için alınacak önlemler, atılacak adımlar çok önemli olacak.