18.11.25

Biyostimülantlar, Olağanüstü Ancak Zorlu Bir Alan

The Mixing Bowl’un son pazar araştırmasına göre bitkisel biyostimülant pazarı inanılmaz derecede kalabalık.

The Mixing Bowl’un ortağı Chris Taylor, biyostimülantlara olan ilginin “olağanüstü” olduğunu ancak bu alanın “herkes için zorlu bir alan” olmaya devam ettiğini söylüyor.

Taylor yeni biyostimülant haritası hakkında ‘’Temsilci olmaya çalışsak da manzara kapsamlı olmaktan çok uzak. Ürün çeşitliliğinin çokluğu, geniş terminoloji, gecikmiş düzenlemeler ve çok işlevli içerik ve ürünler sektörü üreticiler, perakendeciler ve danışmanlar için karmaşık bir hale getiriyor” diyor.

Biyostimülant pazarının 2027 yılında 7,6 milyar dolar değere ulaşacağı tahmin ediliyor

Geçtiğimiz haziran ayında 2025 Salinas Biyolojik Zirvesi’nde tanıtılan 2025 Bitkisel Biyostimülant Manzarası, tarımsal biyolojik ürünler alanında kimin ne yaptığına dair üst düzey bir bakış açısı sunuyor.

Salinas konferansında paylaşılan Dunham-Trimmer verilerine göre, tüm tarım biyolojik ürünleri pazarının 2027 yılına kadar 19,6 milyar dolar değerinde olması ve bunun yaklaşık 7,6 milyar dolarını biyostimülantların oluşturması bekleniyor.

Biyostimülantların potansiyeli giderek artıyor

Biyostimülantlar, bitkilerde verimliliği ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan maddeler veya mikroorganizmalar olarak tanımlanıyor. Biyogübreler besinleri doğrudan bitkiye sağlarken, biyokontroller zararlıları hedef alırken, biyostimülantlar ise bitkide doğal olarak mevcut olan süreçleri harekete geçirerek besin alımını ve verimliliğini, stres toleransını ve verimi artırıyor.

Geleneksel kimyasallar üzerindeki düzenlemelerin sıkılaştığı ve bunların çevresel bozulma ve insan sağlığı sorunlarıyla da bağlantılı olduğu bir dönemde, bu ürünler giderek daha fazla potansiyel alternatif olarak görülüyor.

Finansman ortamı dalgalı

Tarımsal biyolojik ürünlere yönelik finansmanın da son zamanlarda bir zorluk haline geldiği belirtiliyor. The Mixing Bowl’un biyostimülant haritasında listelenen girişimlerin, 2015 yılından bu yana toplamda 4,2 milyar dolar yatırım aldığı belirtiliyor.  Ancak yapılan bu yatırımların, toplamdaki büyük anlaşmaların ağırlığı nedeniyle yıllar içinde dalgalı olduğunun altı çiziliyor.

2012 yılından bu yana coğrafyaya göre yapılan incelemelerde, biyostimülant maddelerin toplam finansman tutarlarına bakıldığında ABD, Belçika ve Fransa olmak üzere üç ülke öne çıkıyor ve ABD tek başına, 2012’den bu yana yapılan tüm yatırımların %67’sinden fazlasını oluşturuyor.

Toplam tutarlar açısından ancak yedinci sırada yer almasına rağmen Hindistan, anlaşma sayısı bakımından toplam 14 anlaşmayla, toplamda 77 anlaşması bulunan ABD’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Hindistan’ı 11 anlaşmayla Fransa, 10 anlaşma ile Belçika takip ediyor.

Biyostimülantlar, sınıflandırılması zor bir alan

Taylor’ “biyostimülant” etiketini iddia eden çok sayıda girişimin yanı sıra belirsiz düzenlemelerin ve terminolojinin, bu alanı sınıflandırmayı zorlaştırdığını belirtiyor. Ancak bazı bölgelerin bu terminoloji sorununu ele almak için adımlar attığının, AB’nin ve Brezilya’nın ise kendi tanımlarının olduğunun da altını çiziyor.

Salinas Zirvesi’nde belirtildiği gibi ABD, biyostimülantlara ilişkin bir tanım ve/veya çerçeve henüz oluşturmamış olsa da ‘Bitki Biyostimülant Yasası’, yakın zamanda bu sorunu ele almak üzere yeniden yürürlüğe girdi. Bu yasa ile, biyostimülantların “tek tip, federal bir tanımının” oluşturulması ve ürünler için onay sürecini kolaylaştırmasının hedeflendiği açıklanıyor.

Biyostimülant pazarında farklılaşmak zo

Ürün farklılaştırması da şu anda büyük bir zorluk olarak görülüyor. Biyostimülant üreticileri deniz yosunu özleri, organik asitler, protein hidrolizatları ve belirli mikrobiyal türler olmak üzere nispeten sınırlı sayıda bileşen kullanabiliyor. Formülasyonlar genellikle çeşitli bileşenleri bir araya getirdiğinden, etki mekanizmalarının segmentlere ayrılması zorlaşıyor.

Taylor, ‘’Birçok biyostimülant ürünü arasında ayrım yapmanın hâlâ çok zor olduğunu düşünüyorum,” diyor ve ekliyor: ‘’Kullanılan aktif bileşen sayısı nispeten sınırlı ve bunlar genellikle çok işlevli veya kombinasyon halinde kullanılıyor. Düzenlemeler yardımcı olabilir ancak üreticiler ve perakendecilerden gelen daha açık mesajlar da yardımcı olabilir.’’

Üreticilerin bildikleri şeylere, yani mevcut uygulamalara veya güvendikleri üretici ve perakendecilerin biyolojik ürünlerine yöneldiklerinin, bunun da köklü oyuncuları ve dağıtımı desteklediğinin altını çizen Taylor, ‘’Üreticilerin kendi özel ürünlerini, uygulamalarını, konumlarını, risk toleranslarını ve daha fazlasını da göz önünde bulundurmaları gerektiğini unutmayalım” diye ekliyor.

Pazar gelişmeye ve büyümeye devam edecek

Taylor ve ekibi, bu zorluklara rağmen, biyostimülantlarda sürekli ilerleme beklediğini söylüyorlar. Buna yeni aktif maddeler ve formülasyonlarda (uzun vadede muhtemelen RNAi tabanlı seçenekler) devam eden yeniliklerin ve ‘’etkililik, raf ömrü ve uygulama kolaylığı’’ gibi daha sıradan ama kritik yönlerin de dahil olduğunu belirtiyorlar.

Taylor, “Bu kalabalık pazar, destekleyebileceği şirket sayısında denge ararken yatırım, ortaklık, birleşme ve satın alma faaliyetlerinin de devam ettiğini görüyoruz. Bununla birlikte, küresel olarak biyostimülant kullanımının artmasına neden olan temel güçler ortadan kalkmayacak’’ şeklinde açıklıyor.