
Antalya’nın Elmalı ilçesinde Likya Bağları’nın kurucularından Burak Özkan’ın 25 yıldır sürdürdüğü çalışmada, Toroslar’da bulunan 30-40 yaşlı asma örneği arasından 17’si seçilerek çoğaltıldı. Projenin güncel verilerine göre 13 özgün genotip bilimsel olarak doğrulanırken Lky Işığı ulusal çeşit listesine girdi. Kaybolma riski taşıyan asmaların kayıt altına alınması, Türkiye’nin üzüm gen kaynaklarının korunması açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Toroslar’ın yükseklerinde, eski yerleşimlerin çevresinde ve ağaçlara sarılarak yaşamını sürdüren yaşlı asmalar, Anadolu’nun binlerce yıllık bağcılık geçmişine ilişkin yeni izler sunuyor. Bu asmaların peşine düşen bağcı ve şarap üreticisi Burak Özkan, çeyrek asırdır yürüttüğü çalışmayla unutulmaya yüz tutmuş yerel üzümleri yeniden bağlara kazandırıyor.
Çalışma, yaşlı bir asmanın bulunmasıyla sınırlı kalmıyor. Asmalardan alınan çelikler çoğaltılıyor, gelişimleri yıllar boyunca izleniyor, DNA profilleri çıkarılıyor ve bilinen çeşitlerle karşılaştırılıyor. Tarımsal ve ekonomik değer taşıdığı belirlenen materyal için çeşit tescil süreci başlatılıyor.
Acıkara ile başlayan arayış
Burak Özkan ve kardeşi Doruk Özkan tarafından 1998 yılında kurulan Likya Bağları, Elmalı’nın yerel üzüm varlığı üzerine uzun soluklu çalışmalar yürütüyor. Doruk Özkan bağcılık eğitimiyle üretim tarafında görev alırken Burak Özkan, bölgedeki eski bağ alanları ve yaşlı asmalar üzerine yoğunlaşıyor.
Arayışın başlangıç noktalarından biri Elmalı’nın yerel üzümü Acıkara oldu. Yöredeki bir çobanın yardımıyla ulaşılan ve yaklaşık 200 yaşında olduğu tahmin edilen asmanın çelikleri alınarak çoğaltıldı. Yıllar süren araştırma ve denemelerin ardından Acıkara yeniden bağ alanlarına taşındı.
Bu ilk çalışma, Toroslar’ın farklı noktalarında unutulmuş başka asmaların da bulunabileceğini gösterdi. Burak Özkan ve ekibi, dağ köylerinde yaşayan çiftçi ve çobanların bilgilerine başvurarak eski yerleşimleri, terk edilmiş bağ alanlarını ve yüksek rakımlı bölgeleri taramaya başladı.
Ağaçlara sarılı yaşayan “evli asmalar”
Araştırmanın önemli bölümünü yörede “evli asma”, uluslararası bağcılık literatüründe ise “married vines” olarak adlandırılan asmalar oluşturuyor. Bu yetiştirme biçiminde asmalar, dut, incir ve bölgedeki diğer ağaçları doğal destek olarak kullanarak yükseliyor.
Çok yaşlı olduğu düşünülen bu asmaların önemli bölümü dağlık alanlarda tek başına bulunuyor. Ancak ağaçların yanına dikilmiş olmaları ve çelikle çoğaltıldıklarını gösteren özellikleri, bunların tesadüfen gelişen yabani asmalar olmadığını düşündürüyor. Geçmişte bölge halkı tarafından seçilen asmaların kuşaklar boyunca yaşatıldığı değerlendiriliyor.
Bulunan asmalardan alınan çelikler önce fidanlıkta çoğaltılıyor. Sağlıklı materyal daha sonra araştırma bağlarına taşınıyor ve gerekli görülen örnekler uygun anaçlara aşılanıyor. Böylece dağlarda birkaç yaşlı kökle sınırlı kalan genetik materyalin kaybolmasının önüne geçiliyor.
30-40 örnekten 17’si seçildi
Burak Özkan’ın verdiği bilgiye göre 25 yıllık saha çalışmalarında 30-40 farklı asma örneğine ulaşıldı. Çoğaltılan materyal arasından gelişme, ürün özellikleri ve değerlendirme potansiyeli bakımından öne çıkan 17 üzüm seçildi.
Likya Bağları’nın güncel proje verilerinde ise 13 özgün genotipin bilimsel olarak doğrulandığı belirtiliyor. Bu genotiplerin dokuzundan şarap üretildiği, dördünün ise analizlerin ardından çoğaltma aşamasında bulunduğu bildiriliyor.
Bu rakamlar çalışmanın farklı aşamalarını gösteriyor. Sahada bulunarak seçilen 17 üzümün tamamı, yeni ve tescilli çeşit anlamına gelmiyor. DNA analizleriyle özgünlüğü doğrulanan genotipler ile ulusal çeşit tescili tamamlanan üzümler ayrı kategorilerde değerlendiriliyor.
Genetik incelemelerde iki önemli uzman
Örneklerin Türkiye’deki ilk genetik karşılaştırmaları, Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Ali Ergül’ün denetiminde gerçekleştirildi. Biyoteknoloji, genetik ve bahçe bitkileri alanında çalışan Ergül, Türkiye’nin üzüm veri tabanındaki örneklerle yapılan karşılaştırmalara bilimsel katkı sundu.
Türkiye’de bilinen çeşitlerle eşleşmeyen materyal daha sonra uluslararası veri tabanlarında incelendi. Bu aşamada çalışmaya, üzüm çeşitlerinin köken ve akrabalıklarının DNA profillemesiyle belirlenmesi alanında dünyanın önde gelen isimlerinden İsviçreli üzüm genetikçisi ve ampelograf Dr. José Vouillamoz katıldı.
“Wine Grapes” adlı temel başvuru eserinin yazarlarından olan Vouillamoz, 2026 yılında Burak Özkan’la birlikte Elmalı ile Kışla arasındaki bölgede saha araştırması yaptı. Yaşlı ve aşısız asmalardan DNA profillemesi için örnekler alan Vouillamoz, Toroslar’daki bu genetik varlığın Türkiye’nin yanı sıra dünya bağcılığı için de korunması gereken bir miras olduğunu belirtti.
Örnekler, farklı uluslararası üzüm veri tabanlarında yer alan binlerce genetik profille karşılaştırılıyor. Elde edilen sonuçlar, bir asmanın bilinen bir çeşitle aynı olup olmadığını ve diğer çeşitlerle akrabalığını gösterebiliyor. Farklı ülkelerde yetiştirilen üzümlerle ortaya çıkan eşleşmeler de çeşitlerin tarihsel yayılma bağlantıları hakkında ipuçları veriyor. Ancak olası yayılma yollarının belirlenebilmesi için genetik bulguların tarihî ve coğrafi verilerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Lky Işığı 2026’da tescil edildi
DNA analizleriyle özgün bir genotipin belirlenmesi, çeşidin doğrudan tescil edildiği anlamına gelmiyor. Ulusal tescil için çeşidin farklı yıllardaki gelişiminin, ürün özelliklerinin ve diğer çeşitlerden ayrılan yönlerinin ortaya konulması gerekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğünün kayıtlarında beyaz üzüm çeşidi Lky Işığı’nın 23 Şubat 2026’da tescil edildiği görülüyor.
Özkan, sekiz üzüm için tescil işlemlerinin 2026 yılında sürdüğünü, bazı materyaller için ise daha sonraki yıllarda başvuru yapılacağını belirtiyor. Bir asmanın bulunmasından düzenli ürün verecek şekilde çoğaltılmasına ve ekonomik değerinin anlaşılmasına kadar geçen araştırma dönemi 10 yılı bulabiliyor. Tescil işlemleri de yaklaşık üç yıl sürüyor.
Türkiye’nin yaşayan bağcılık arşivi
Toroslar’da yürütülen çalışma, yeni üzüm isimleri bulunmasının ötesinde bir değer taşıyor. Geçmiş kuşakların seçerek çoğalttığı her asma, Anadolu’nun tarım tarihi içinde şekillenmiş ayrı bir genetik kaynak niteliğinde. Son yaşlı kökün kaybolması, o genotipin ve taşıdığı özelliklerin de geri döndürülemeyecek biçimde yitirilmesi anlamına geliyor.
Özgün bir genotipin belirlenmesi, o üzümün yüksek verimli, hastalıklara dayanıklı veya ekonomik açıdan üstün olduğunu tek başına göstermiyor. Bu özelliklerin uzun süreli bağ denemeleriyle ortaya konulması gerekiyor. Ancak materyalin bulunması, çoğaltılması ve kayıt altına alınması; gelecekteki bağcılık, ıslah ve araştırma çalışmaları için önemli bir kaynak oluşturuyor.
Burak Özkan’ın “üzüm arkeolojisi” olarak tanımladığı çalışma, Anadolu’nun tarımsal geçmişinin yalnızca toprak altında aranmadığını gösteriyor:
“Arkeoloji her zaman yer altında değil, yer üstünde de olabiliyor.”
Toroslar’da ağaçlara sarılarak bugüne ulaşan asmaların bilimsel yöntemlerle tanımlanması ve yeniden üretime kazandırılması, Türkiye’nin üzüm gen kaynaklarının korunması bakımından uzun yıllara yayılan önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Kaynaklar
Anadolu Ajansı (Yeşilhat)
Likya Şarapları
Lycian Wine Heritage
Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü
Ankara Üniversitesi AVESİS
Dr. José Vouillamoz
Turizm Gazetesi.

