Tohumculuk sektörünün desteklenmesi tercih değil, mecburiyettir

TSÜAB (Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği) Başkanı Yıldıray Gencer, “Üretime hız kesmeden devam eden Türkiye Tohumculuk Sektörünün öncelikli olarak desteklenen sektörler arasındaki yerini alması bir tercih değil, mecburiyettir” açıklamasında bulundu.

TSÜAB’ın kurulduğu ve özel sektör örgütlenmesinin gerçekleştiği 2008 yılında 290 bin ton olan Türkiye sertifikalı tohum üretimi, günümüzde yüzde 428 oranında artarak, 2020 yılı itibariyle 1 milyon 242 bin tona ulaştı. Bu büyümede, TSÜAB olarak yaptıkları görüşmelerin büyük katkı sağladığını belirten TSÜAB Başkanı Yıldıray Gencer, “Sektör olarak devletten beklentimiz, Tohumculuk Kanununda belirtildiği gibi Tohumculuk Desteklerinin ayrı bir tebliğ ile özel olarak düzenlenmesi, Sertifikalı Tohum Kullanım ve Üretim Desteklerinin artırılarak sürdürülmesidir. Özellikle kullanım ve üretim desteklerinin miktarının bir yıl öncesinden ilan edilmesi ve ekim sezonu içerisinde ödenmesi sertifikalı tohum kullanımını da teşvik edecektir” şeklinde konuştu.
Tohum sektörünün içinde bulunduğu durum, yasa dışı tohumla mücadele konusunda yapılan çalışmalar ve Covid ve kuraklığın sektöre etkileri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yıldıray Gencer sorularımızı şöyle yanıtladı…

TSÜAB olarak geliştirdiğiniz yasa dışı tohumla mücadele stratejisi hakkında bilgi verir misiniz?
Yasa dışı tohumla mücadele prensip olarak çift aktörlü bir mücadeleyi gerektirmektedir. Bunlardan ilki aktör olarak TSÜAB’ın bir strateji çerçevesinde yürüttüğü bilgilendirme, yol gösterme, iş birliği yapma gerekli hallerde de disiplin cezası verme bazlı çalışmalardır. İkincisi devletin kamuyu, çiftçiyi ve tüketiciyi yasa dışı tohumun zararlı sonuçlarından koruyucu aktör olarak hareket ettiği; piyasa denetimi ve bu bağlamda idarî para cezası, el koyma, müsadere esasına dayalı mücadeledir.
Diğer taraftan 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitleri Üzerindeki Islahçı Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında korunan bir çeşidin; sahibinin rızası dışında çoğaltılması, her türlü ticareti, işlenmesi, ithalat ve ihracatı da o çeşidin tohumunu kaçak/yasa dışı tohum haline getirmektedir. Bu tür durumlarda ıslahçı hakkı sahibi, bağımsız bir üçüncü aktör olarak; 5042 sayılı Kanunda sözü edilen mücadele yöntemlerini kullanarak ve Cumhuriyet Savcıları ile birlikte hareket ederek kendi bireysel hakkına yönelik yasadışılıkla mücadele etmektedir.
Soru bağlamında TSÜAB’ın mücadele yöntemlerine dönecek olursak; 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’na göre; Milli çeşit listesinde kayıt altına alınmamış çeşitlerin tohumu üretilerek ticarete sunuluyorsa veya kayıtlı çeşitler sertifikasyon sistemine uymadan, tarla ve laboratuvar kontrolleri yapılmadan, ambalaj ve etiket kuralları gözetilmeden üretilerek-elenerek ticarete sunuluyorsa bunu kaçak- yasa dışı tohum ticareti olarak tanımlanmaktayız.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmemiş, hiçbir kontrolden geçmemiş ve tohumluk vasfı taşımayan ürünler, çiftçilerimize tohum adı altında satılıyor. Çimlenme garantisi olmayan, içerisinde başta yabancı ot tohumları olmak üzere farklı tür ve çeşit tohumlar bulunan, doğru ilaçlarla ilaçlanmadığı için hastalık ve zararlılara karşı dayanıksız, tohum denmeyecek özellikteki bu sözde tohumlar ekilmektedir. Sonuçta üretici hem verim ve hem de özellikle kalite yönünden büyük mağduriyetler yaşamakta ve bunun sonucunda da ülke ekonomisi için acı sonuçlar doğurmaktadır.
TSÜAB olarak 2014 yılında hazırladığımız ve her yıl güncellediğimiz stratejiyi titizlikle uygulamaktayız. Bu stratejiden kısaca bahsetmek gerekirse;
Kaçak ve yasa dışı tohumla mücadele kurallarına uymayan TSÜAB üyelerimize; şikâyet halinde TSÜAB Etik Kuralları altındaki ilkeler ile Disiplin Yönetmeliğindeki ilke ve yaptırımlar uygulanmaktadır.
Üyelerimizden gelen talepler ve Yönetim Kurulu tarafından belirlenen konularda, diğer kurum ve kuruluşlarla da iş birliği yapılarak; Islahçılar, Hâkim/Savcılar, Baro/Avukatlar, TSÜAB Stajyerleri ve diğer Alt Birlik Üyelerinin de katıldığı çalıştay, eğitim ve bilgilendirme çalışmaları düzenlemektedir.
Yasa dışı tohum ve yaptırımlar hakkında bilgilendirici ve yasal yaptırımlara dayalı uyarıcı broşür ve dokümanlar hazırlayarak her yıl Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlükleri, Ziraat Odaları ve Ticaret Odalarına gönderiyor ve elektronik ortamda da paylaşılmaktadır.
Aynı zamanda Üyelerimize ve avukatlarına; yasa dışı tohum uygulamaları ile karşılaştıklarında yararlanacakları, hukukî yol haritası niteliğinde el kitapları hazırlanarak dağıtılmaktadır.
Hukuk müşavirliği, üyelerimizin talebi halinde üyemizin karşılaştığı sorun bağlamında bireysel yol haritaları da hazırlayarak üye ve/veya avukatı ile paylaşmaktadır.
Ancak yukardaki ihlâller açısından biz TSÜAB olarak, başlangıçta da vurgulandığı üzere; disiplin başvuruları dışında kalan ihlâllerde sadece bilgilendirici, yol gösterici, uyarıcı konumdayız. Bu alanda kamuyu, çiftçiyi koruyucu piyasa kontrolü ve denetimi; 5553 sayılı Kanun hükmü gereği Devletin Tarım İl Müdürlükleri vasıtasıyla ilerlemektedir. TSÜAB, piyasa denetimi bakımından yeri geldiğinde elindeki bilgiler bağlamında kamu ile iş birliği yapmakta ve ihbarlarda bulunmakta ve şikâyetçinin ilettiği verileri denetim görevinin etkinliği bağlamında kamuya iletmektedir.

Türkiye Tohumculuk Sektörünün güçlenmesi için neler yapılmalıdır? Devletin desteklemeleri yeterli midir?
Türkiye Tohumculuk Sektörü, 1980’li yılların başında serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte gelişmeye başlayan, oldukça genç, dinamik ve stratejik bir sektördür. Türk tohumculuğu son dönemlerde önemli gelişmeler kaydetti. Özellikle son 10 yıl içerisinde hem üretim miktarları açısından hem ihracat noktasında çok güzel gelişmeler yaşandı. Bugün artık Türkiye 169 milyon dolarlık tohum ihracatı ve 1 milyon 242 bin tonluk sertifikalı tohum üretimiyle adından söz ettirmektedir.
Bildiğiniz üzere tohum, tarımın en stratejik girdisi olmakla birlikte kendisi de bir tarım ürünüdür. Ancak, sertifikalı tohumluk üretimlerinin maliyeti normal ürün üretimine göre daha yüksektir. Sertifikalı tohum üretiminde, üretim maliyetlerine ek olarak AR-GE çalışmaları, tohum işleme, etiket, sertifikasyon işlemleri gibi ilave masraflar ile maliyetler daha da yükselmektedir. Devletimiz tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun gelişmesini sağlamak, üretici ve çiftçilerin girdi maliyetini azaltmak için sektörümüze destek sağlamaktadır. Son yıllarda yüzde 100’ün üzerinde artış gösteren ilave maliyetlerin yanında sertifikalı tohuma verilen destekler, TSÜAB’ın da girişimleriyle, 2015 yılından beri ilk defa artırılmıştır.
Sertifikalı tohum üretim ve kullanım destekleri ile ARGE’ye ayrılan desteklerin artarak devam etmesi gerektiğini Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde yapmış olduğumuz görüşmelerde her fırsatta dile getirmekteyiz.
Sektör olarak beklentimiz ise Tohumculuk Kanununda belirtildiği gibi Tohumculuk Desteklerinin ayrı bir tebliğ ile özel olarak düzenlenmesi, Sertifikalı Tohum Kullanım ve Üretim Desteklerinin artırılarak sürdürülmesidir. Özellikle kullanım ve üretim desteklerinin miktarının bir yıl öncesinden ilan edilmesi ve ekim sezonu içerisinde ödenmesi sertifikalı tohum kullanımını da teşvik edecektir.
Üretime hız kesmeden devam eden Türkiye Tohumculuk Sektörünün öncelikli olarak desteklenen sektörler arasındaki yerini alması bir tercih değil, mecburiyettir.

Covid-19 ve kuraklık ülkemizi ve sektörünüzü nasıl etkiledi?

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi tarımın en öncelikli sektör olduğunu herkese bir kez daha kanıtladı. Bu olağanüstü süreçte insanların ilk akın ettikleri yerlerin giyim veya elektronik mağazaları değil marketlerdeki gıda rafları olduğunu gördük.
Pandeminin ortaya çıkmasından sonra ülkelerin tarımsal ürünlerde ticareti kısıtlayıcı politikalara yönelmesi nedeniyle, gıda arz güvenliğinin sağlanmasında yurt içi tarımsal üretimin önemi daha da artmıştır. Ülkelerin gıda stoklarını artırma eğilimleri yanında, lojistik hizmetleri ve girdi maliyetlerindeki yüksek artışların da etkisiyle tarımsal ürün fiyatları yükselmiştir.
Devletimizin aldığı önlemlere uyan TSÜAB Üyelerimiz, salgın karşısında gerekli tedbirleri alarak, üretime hız kesmeden devam etmektedir.
2020 yılında tarımsal üretimde büyüme oranı yüzde 5,9 olarak gerçekleşirken sertifikalı
Tohumluk üretimimiz ise bir önceki yıla göre yüzde 8 artış göstermiştir. 2021 yılı tohum üretim rakamlarında da ivmemizin yukarı yönde olacağını öngörüyoruz.
Yine 2020 – 2021 üretim sezonunda özellikle İç Anadolu Bölgesi ve geçiş bölgeleri ile Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan kuraklığın hububat rekoltesine yansımaları olmuştur.
İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinin yüksek kesimleri hariç, kuru tarım yapılan alanlarında yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre %50’ye varan oranda azalmıştır.
Ancak tohumluk üretimleri genellikle sulanabilir alanlarda yapıldığı için bu alanlardaki rekolte kaybının sertifikalı tohum üretim rakamlarını etkilemesini beklemiyoruz.
TÜİK verilerine göre (Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, Temmuz 2021) yıllık en fazla artış yüzde 62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda gerçekleşirken yıllık en az artış gösteren alt grup ise yüzde 9,90 ile tohum ve dikim materyali oldu.
Girdi maliyetlerindeki artışa rağmen Tohum Sanayicileri ve Üreticileri olarak bu artışları kendi içimizde sübvanse ederek, zaten kuraklıktan ve diğer maliyetlerden dolayı gelir kaybı yaşayan çiftçilerimizin Sertifikalı Tohum kullanımını teşvik etmeye çalışıyoruz.

Türkiye’deki sertifikalı tohum üretiminin geldiği nokta nedir? Sertifikalı tohum üretiminin verime etkileri nelerdir?
“Sertifikalı Tohum” bilimsel tanımının dışında, en kısa ve anlaşılır tarifiyle, çiftçimizin yüksek verimli, kaliteli ürün alması ve piyasada değerine satabilmesi için kullanması gereken ve normal koşullarda verimin en az yüzde 25, hibrit çeşitlerde ise yüzde 100 ve üzerinde artmasını sağlayan tohumdur.
Tohumculuk Kanunu, çiftçimizin hizmetine sunulan tohumlukların devletin veya yetki verdiği kurum ve kuruluşların kontrolünde, kayıt altına alınmış çeşitlerin, kalite ve verimleri test edilerek onaylanmış tohumlukları olmasını esas almaktadır.
Buradaki nihai amaç, çiftçilerimizin ne ektiğini ve ne hasat edeceğini önceden bilmesi, emeğinin sonunda mağdur olmamasını sağlamaktır. Tohum sanayicilerinin ürettiği sertifikalı kaliteli tohumluklar sayesinde tarımsal üretimde arzulanan hedeflere ulaşmak mümkündür.
TSÜAB’ın kurulduğu ve Özel Sektör örgütlenmesinin gerçekleştiği 2008 yılında 290 bin ton olan Türkiye sertifikalı tohum üretimi, günümüze baktığımızda yüzde 428 oranında artarak 2020 yılı itibariyle 1 milyon 242 bin tona ulaşmıştır.
Türkiye’nin sertifikalı tohum üretiminin önemli bir kısmını, miktar bazında, buğday tohumluğu oluşturmaktadır. Buğdayı, patates ve arpa tohumlukları izlemektedir.
Bu üç türün sertifikalı tohum üretim toplamı geçtiğimiz yıl (2020) yaklaşık 1 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
Türkiye’nin tohum ihracatında lokomotif türler olan mısır ve ayçiçeği tohumlukları üretimi ise, 2020 yılında; sırasıyla 68 bin ve 34 bin tondur.
Özel sektör tohumculuk firmaları yurt içi bitki ıslahı ve çeşit geliştirmeye büyük önem vermektedir. Bu konuda yapılan yatırımlar yıldan yıla hızla artmaktadır.
Özel sektör kuruluşları daha çok hibrit sebze ıslahı ile tarla ve endüstri bitkileri üzerinde odaklanırken, kamu kuruluşları ise açık tozlanan sebze çeşitleri ile kışlık tahıllar, çeltik ve yemlik ve yemeklik baklagiller üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Denetimli, kontrollü, tescilli, sertifikalı üretilmeyen tohumlukların gerek verimde düşüklük gerekse hastalık ve zararlıların yayılması bağlamında taşıdığı riskler çok büyüktür. Bu nedenle, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu hükümlerine uyulmadan yapılacak kaçak tohum üretiminin ülke ekonomisine zarar vereceği unutulmamalıdır.
Asıl olan Sertifikalı Tohumluk kullanımıdır.
Verimli, kaliteli, pazar sorunu yaşatmayan ve sanayinin talebine uygun ürünler elde eden çiftçilerimiz hak ettiği fiyata ürününü pazarlayabilmekte ve aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığımızın verdiği desteklerden de faydalanabilmektedir.

Ülkemizdeki Tohum Sanayicilerinin özellikle dış ticaret ile ilgili çalışmalarında gelinen nokta nedir? İhracatı arttırmak için ne gibi çalışmalar yapılmalıdır?
Ülkemizde yerli firmalar ile beraber birçok uluslararası ve yabancı-yerli ortaklığı bulunan tohumculuk şirketi faaliyet göstermektedir. Dünya tohumculuk pazarında önemli yere sahip firmaların birçoğu, uygun iklim şartları ve Ortadoğu, Türkî Cumhuriyetler, Kuzey Afrika ve Balkanlar gibi diğer pazarlara olan yakınlığının da verdiği jeopolitik konum avantajı ile Türkiye’de tohum üretimi, ıslahı ve pazarlaması gibi faaliyetlerde bulunmaktadır.
Türkiye’nin tohum ihracatı, 2019 yılında 155 milyon dolar civarında iken, 2020’de yaklaşık 169 milyon dolar seviyelerine yükselmiş, ihracat değer bazında yaklaşık yüzde 9 artarak yeni bir rekor kırmıştır.
İhracatımızın artırılmasında beklenen nihai faydanın sağlanması için, ilgili Bakanlıkların yabancı ülkelerdeki resmî prosedürler konusunda gerekli ticaret, gümrük ve bitki sağlığı anlaşmaları yapmalarına, mevzuat uyumlarını sağlamalarına ve teknik engellerin ortadan kaldırılmasına ihtiyaç vardır.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve değişik ülkelere gönderilen risk analiz raporlarının ilgili ülkelerde takibinin yapılması ve raporların kısa sürede sonuçlandırılması Türkiye’yi o ülkeye tohum ihraç edebilir ülkeler listesine sokacaktır ki bu, ihracatın başlatılması için olmazsa olmaz bir çalışmadır.
Tohumda dış ticaretin başlatılması, ilgili çeşidin ihraç edilecek ülkede kayıt altına alınmasına bağlıdır. Türkiye’de tescil edilmiş ve ihracata konu olma potansiyeli olan çeşitlerin diğer ülkelerde kayıt altına alınmasına yönelik prosedürlerin azaltılması ve mali yönden destek sağlanması önem kazanmaktadır.
Son yıllarda Ticaret Bakanlığı mali desteği ile yapılan çalışmalar, Türkiye tohumculuk endüstrisinin dünyada tanınması ve güven ortamı açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Ancak atılan bu adımların sürekli olarak Bakanlık ve özel sektör iş birliği içinde takibi gerekmektedir. Bu ise ancak tarım ve ticaret müşavirlikleri ve sektör kanalı ile yerine getirilebilir.
TSÜAB olarak Ticaret Bakanlığı’nın mali, Tarım ve Orman Bakanlığının da teknik destekleri ile Sektörel Ticaret Heyeti (STH) ve Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (URGE) programlarını uygulamaktayız. Bu iki program kapsamında toplamda 18 ülke ile ticaretin geliştirilmesi hedefiyle iş birliği anlaşmaları imzalanmıştır.
Daha önce de bahsettiğimiz gibi Türkiye Tohumculuk Sektörü yaklaşık 150 yıllık tecrübeye sahip olan ülkelerle yarışmaktadır. Aramızdaki mesafeyi kapatmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. 1980’li yıllarda ithal ettiğimiz tohumların şu an yüzde 60’ını kendimiz üretiyoruz. O zamanlarda tohum ithal ettiğimiz ülkelere ihracata başladık.
Ülkemizin gen kaynağını teşkil ettiği ürünlerde, yerlilik oranımız yüzde 80-85 hatta 90’a varmaktadır. Bazı ürünler ise tamamen yerli çeşitlerimiz ile üretilmektedir.
Ticarette artık sınırlar kalkmış durumda. Önemli olan ise, bu ithalatın üst kademe tohumluklarla sınırlı kalması, aldığınızdan daha fazla satmanız, aradaki makası ihracat lehine daraltmanızdır.
Ülkemizde de son zamanlarda sertifikalı tohumluk üretiminin ve kullanımının desteklenmesiyle planlı ve düzenli artan bir üretim gerçekleşmektedir. Bu sayede bu makas ihracatımız lehine daralma trendine girmiş, 2020 yılında ithalatımız yaklaşık 199 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

Son Eklenen yazılar

Rivulis Türkiye’de bir ilke imza attı

Rivulis Türkiye’de bir ilke imza attı

Rivulis Türkiye’de ilk ve en büyük Tam Otomasyon Damla Sulama Sistemini hayata geçirdi. Muş ovasındaki şekerpancarı tarlasına kurduğu sistem ile Rivulis, şekerpancarı üretiminde yaşanan sorunların azalmasına, verimin ve kalitenin artmasına büyük katkı sağlamış oldu....

Agromillora’dan Yeni Zeytin Çeşitleri

Agromillora’dan Yeni Zeytin Çeşitleri

Doksanlı yıllardan günümüze dek, bağcılık ve meyve yetiştiriciliğine özgü bir model kabul edilen, sıra üzeri hasat makineler ile, ürünün mekanik olarak toplanması tekniğinin, sık dikim zeytin yetiştiriciliğinde de kullanılması, ikinci «Zeytin devrimi»ni başlatmıştır....

Sera sektörü 2022’de Pandemi sonrası ‘Hasar Tespiti’ yapacak

Sera sektörü 2022’de Pandemi sonrası ‘Hasar Tespiti’ yapacak

SERKONDER (Sera Konstrüksiyon Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçıları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Kozan, 2022’yi Pandeminin sektöre verdiği etkilerin yaşanacağı bir yıl olarak değerlendirdiklerini belirterek “Bu durumda gelecek yılı, ‘Pandemi Sonrası...