Teknoloji ve Dijitalleşmeyi Tarımla Birleştirmek Olmazsa Olmazımız

Türkiye’de ana görevi tarım ürünlerinin ticaretini düzenlemek olan ve piyasa ekonomisi içerisinde önemli yere sahip 113 ticaret borsası var. 1891 yılında kurulan İzmir Ticaret Borsası(İTB) ise, Türkiye’nin ilk borsası olma unvanına sahip. Kurulduğu yıldan bu yana tarımsal üretim, ticaret ve borsa kültürünün gelişmesinde, tarımın geleceğinde önemli role sahip. İzmir Ticaret Borsası, günümüzde gerçek borsa kurallarının uygulandığı, önemli tarımsal ürünlerin işlem gördüğü, deneyimi ve projeleriyle Türkiye’nin öncü borsaların başında geliyor.

Borsa olarak rekolte tahmininden ürünün kalitesinin tesciline, üreticilerin eğitiminden tarımsal üretimin önemini geniş kitlelere anlatmaya kadar pek çok konuda proje ve çalışmalar sürdürdüklerini belirten İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, borsa, pandeminin tarım sektörüne etkileri ve önemli projeleri İzmir Tarım ve Teknoloji Merkezi (İTTM) hakkında sorularımızı yanıtladı:

Türkiye’nin ilk borsası olarak kurulan İTB’nin temel faaliyet alanından ve bu bağlamda tarım ile olan ilişkisinden bahseder misiniz?
Ticaret borsaları, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kanunu’na göre; borsaya dahil maddelerin alım-satımı ve borsada oluşan fiyatlarının tespit, tescil ve ilanı işleriyle meşgul olmak üzere kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar. Borsa denildiğinde genellikle, hisse senetlerinin işlem gördüğü menkul kıymet borsaları akla gelir. Ancak ticaret borsaları ile menkul kıymet borsaları arasında önemli farklar var. İkisini birbirinden ayıran en temel fark ise ticaret borsalarında zirai ürünlerin işlem görmesi.
Ticaret borsaları, hukuki mevzuatla sınırları belirlenmiş, mali ve idari özerkliğe sahip kurumlar. Bir başka ifadeyle; devlete herhangi bir parasal yük getirmeden kendileri kaynak yaratan, kullanan, hatta kamu kuruluşlarına kaynak aktaran kuruluşlar. Ayrıca, kendi üyeleri arasından seçimle gelmiş kurullar tarafından yönetilmekte. Ticaret borsaları aynı zamanda piyasa ekonomisinin de önemli bir parçası. Çünkü ticaret borsalarında tarım ürünlerinin fiyatları arz-talep koşullarına göre oluşuyor.
Üyeleri arasında direkt olarak tarımsal üretim yapanlar olmakla birlikte ticaret borsalarının ana görevi, tarım ürünlerinin ticaretini düzenlemek. Ancak ticaretin iyi ve doğru yapılabilmesi için de üretimin doğru ve iyi yapılması gerektiğinden bir elimiz her zaman üretimde. Bu nedenle Borsa olarak rekolte tahmininden ürünün kalitesinin tesciline, üreticilerin eğitiminden tarımsal üretimin önemini geniş kitlelere anlatmaya kadar pek çok konuda proje ve çalışmalar yürütüyoruz.

İTB olarak yürüttüğünüz faaliyet ve sosyal sorumluluk projeleri neler? Şu anda gündeminizde hangi projeler var?
İTB, temel borsacılık hizmetlerinin yanı sıra gerçekleştirmiş olduğu yerel ve ulusal projeler ile diğer borsalar içerisinde önemli ve saygın bir yere sahip. Gençlerin tarıma kazandırılmasında önemli rol oynayan “Tarım Gençlerle Yükseliyor Proje Fikri Yarışması”. Toplumun farklı kesimlerinin gözünü ve ilgisini tarımsal üretime çeken “İnstagram Yarışması”. Toprağın önemini gelecek kuşaklara aktarmamızı sağlayan “Toprak ve Çocuk Programı”. Parçası olmaktan onur duyduğumuz “İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi” süregelen projelerimiz.
Ege’nin yumuşak gücü olarak tanımladığımız yeme içme alanındaki derin kültürünü ve zenginliğini açığa çıkaracak “Ege Gastronomi Projesi” üzerinde çalışıyoruz. Bu proje için ilmek ilmek işlediğimiz bir proje diyebilirim.
Ayrıca yakın bir geçmişte Türkiye’deki ticaret borsaları içinde bir ilke daha imza attık. Borsa Vakfımızı kurduk. Tam adıyla İzmir Ticaret Borsası Eğitim, Kültür ve Sosyal Entegrasyon Vakfı ya da kısaca BORSAV. Vakfımızın temel amacı, başta üye eğitimleri, tüketici eğitimleri, mesleki eğitimler, gastronomi eğitimleri, tarımla ilgili üretim ve teknoloji eğitimleri olmak üzere tarım ve bağlantılı sektörlerde gelişimi sağlamak. Uzun vadede de bir tarım üniversitesinin kurulmasına öncülük etmek. Bunun yanı sıra tarımda çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, tarım ürünlerinin markalaşması ve ekonomik değerinin artırılmasına yönelik çalışmalar da BORSAV’ın faaliyet alanları arasında yer alacak. BORSAV, İzmir Tarım Teknoloji Merkezi, İTB’nin daha önce kurduğu iştirak şirketleri ile İTB’nin bütünleşik eğitim faaliyetlerinin tek çatı altından yürütülmesini de kolaylaştıracak.

Pandemi ile birlikte önemi bir kez daha anlaşılan tarım ve gıda sektörüne dair değerlendirmenizi duymak isteriz. İTB olarak siz bu süreci nasıl geçirdiniz ve değerlendirdiniz?
Geçmişin en eski, geleceğin ise en stratejik sektörlerinden birisi olan tarımın önemi pandemi döneminde bir kez daha ortaya çıktı. Bütün ülkeler bu dönemde kendi vatandaşlarının gıda güvencesini temin etmek amacıyla tarımsal üretime ve ticaret politikalarına öncelik verdi. Şüphesiz ki bundan sonraki süreçte de ekonomik ve sosyal politikaların öncelikli alanlarından biri yine tarım olacak. İnsan hayatının idamesi için gıdanın vazgeçilmez olması nedeni ile talep daralmasından görece en az etkilenen sektör tarım sektörü oldu. Ancak ne yazık ki ürün fiyatlarındaki artışların da etkisiyle tarım ve gıda ürünlerinde de özellikle bazı kalemlerde talep daralması, ürünler arasında talep kayması yaşandı.
İzmir olarak üretimde ve salgının ilk birkaç günü hariç dağıtım ve pazara erişim konusunda sıkıntı yaşanmadı. Tarım nüfusunun yaşlı olması herkesi endişelendirse de alınan önlemler sayesinde bunu aşmayı başardık. Mevsimlik tarım işçisi alanında ortaya çıkabilecek ihtiyaç da diğer sektörlerde çalışıp salgın nedeniyle işe ara verenlerin tarıma yönelmesiyle çözüldü. İzmir bu süreçte hem tarımsal üretim hem de pazarlama açısından en doğru yönetilen illerden biri oldu. Bu başarıda tüm kurumların uyum içinde hareket etmesi, oluşturulan il koordinasyon kurulunun örnek bir çalışma sergilemesi etkin rol oynadı. Sonuç olarak iç piyasada gıda talebinde yaşanan artışa rağmen hiçbir ürün veya malın eksikliği hissedilmedi.
Ancak asıl işimiz yeni başlıyor. Pandemi sonrası oluşan dünyada doğaya saygılı, az su tüketen, izlenebilirliği olan sürdürülebilir üretim modeli çok önemli. Teknolojiyi ve dijitalleşmeyi tarımla birleştirebilmek ise olmazsa olmazımız. Üretim potansiyelimizin yüksek olması ve değişen şartlara uyum yeteneğimiz gibi güçlü yönlerimiz tüm bunları yapabileceğimizin kanıtı. Bu noktada da İzmir Tarım Teknoloji Merkezi (İTTM) önemli bir rol üstlenecek.
Tarım 4.0 olarak da adlandırılan tarımda teknolojik dönüşüm pandemiden önce başlayan bir süreç. Bizler de bu yöndeki çalışmalarımıza Ege Üniversitesi iş birliği ile hazırladığımız “Türk Tarımının Global Entegrasyonu ve Tarım 4.0 Raporu” start vermiştik. Sektörün tüm taraflarının görüşü alınarak mevcut tablo net bir şekilde ortaya konulduğu ve yapılması gerekenlerin tespit edildiği hayli kapsamlı bir çalışmaydı.Şurası bir gerçek ki tarım nüfusumuz yaşlanıyor ve yaşlı nüfusun yeni teknolojilere adaptasyonu da çok kolay olmuyor. Bu nedenle gençlerin ilgisini yeniden tarıma çekmemiz gerekiyor.

İTTM, fikir olarak nasıl doğdu? Ne gibi eksiklikler görüldü ya da hangi ihtiyaçların belirlenmesi doğrultusunda bu proje ortaya çıktı?
Pandemi döneminden önce hazırlanan bu rapor ve tespit edilen sorunlar bizi İzmir Tarım Teknoloji Merkezi fikrine yönlendirdi. Pandemi günlerinde de bu projemizi detaylandırdık ve bürokratik süreçleri ilerlettik. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da desteğini alarak İTTM’nin, TEKMER statüsüne kavuşturulması konusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile uyumlu bir iş birliği sağladık.
İTTM, Türk tarımının süregelen sorunlarına yerli çözümler üretmek üzere tasarlandı. Bu merkez Türk tarımının Silikon Vadisi olacak. Yeni nesil teknolojilerin tarımsal üretime katılmasını sağlayarak üretimde verimliliği artıracak, su tüketiminde ve emek gücünde tasarrufu getirecek.
Ekilen bitkiye ne zaman ve ne kadar su vereceğiz? Gübresini, ilacını ne zaman atacağız? Tüm bu sorular, İTTM paydaşları tarafından geliştirilecek ya da ülkemize adaptasyonu sağlanacak teknolojilerle otomatik olarak yapılacak. Elde edilen veriler yapay zekâ ile işlenecek. Hastalık teşhisinde, ilaçlamada insansız hava araçları kullanılacak. Tarlayı süren traktörler bile bilgisayarlar aracılığıyla idare edilecek. Tüm iklim hareketleri teknolojinin sağladığı imkânlarla izlenip gerekli önlemler alınacak. Tarımda yüksek teknolojiden faydalanılması ile maliyetler azalırken verim katlanacak.
İTTM projesi Menemen ilçesindeki Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde (UTAEM) faaliyete geçecek. Bu konuda oldukça avantajlıyız. Tarım ve Orman Bakanlığımızın önemli bir araştırma merkezi olan bu kampüste zaten var olan ve İTTM’ye tahsis edilen binanın yenilenmesi ve teknolojik alt yapısının kurulması ile birlikte işler hale gelecek. Bunun kuruluş aşamasında bizlere çok ciddi bir maddi kolaylık sağladığını da söylemek isterim. UTAEM’in şehir merkezine son derece yakın konumu, altyapı ve araştırma imkanları ile İTTM faaliyetlerine ev sahipliği yapacak olması da burada faaliyet gösterecek firmalar için önemli artılar sağlayacak.

İTTM’nin kuruluş amaçları neler ve sektöre hangi konularda katkı sağlayacak? Faaliyet alanları neler olacak?
İTTM’nin İzmir Ticaret Borsası öncülüğünde, Tarım ve Orman Bakanlığı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Yaşar Üniversitesi, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege İhracatçı Birlikleri, Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi ve İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ortaklığında, İzmir Kalkınma Ajansı güdümüyle hayata geçirilen tarımı teknoloji ile buluşturmayı hedefleyen bir proje olması, onu güçlü kılan en temel özelliği. Arkasında köklü kurumlar ve zengin bir bilgi birikimi var.
Start-up firmalarının kendilerine çalışacak alan bulabilmesi, teknolojik destek alabilmesi, tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren şirketlerin genç fikirlere ve akademik kadrolara kolay erişebilmesi ve birliktelikten doğacak sinerji İTTM’nin sağlayacağı artılar. Ayrıca finansmana erişim konusunda da çok büyük kolaylıklar sağlayacak. Bu güçlü yapıda, ülkemizin tarım alanına kaynak aktaran çok önemli üç bankası; İş Bankası, Denizbank ve Ziraat Bankası da kurulacak yönetim şirketinin ortakları arasında yer alacak. Bu durum, günümüzde iş yapmanın en temel şartlarından olan finansa erişim konusunda İTTM üyelerine sayısız kolaylık sağlayacak.

İTTM için belirlenen hedefler nelerdir? Bu hedefler doğrultusunda ulaşılmak istenen nokta, atılacak adımlar ve hayal edilenleri sizden dinlemek isteriz.
Projemizin genel hedefi; bilgi ve iletişim teknolojilerinin tarıma daha fazla katılımını destekleyerek sektörün sürdürülebilir, rekabetçi ve verimli hale gelmesine katkı sağlamak.
İTTM, önemli bir potansiyele sahip tarım sektöründe değer zincirindeki kritik bağlantıyı temin ederek üretimde geleneksel yöntemleri kullanmayı sürdüren çiftçiler ile sınırlı tarımsal çözüm geliştirmiş yerel bilgi iletişim endüstrisi aktörlerini ortak paydada bir araya getirecek. Böylece gelişmiş bilgi iletişim teknolojilerinin çiftçiler tarafından kullanılması teşvik edilecek, üretim verimi ve performansları iyileştirilerek farkındalık çalışmalarıyla çevre kurallarına uymalarına vesile olunacak. Hem çiftçilere doğrudan erişimi olan hem de şu anda değer zincirinde en hızlı hareket edebilen ve motive olmuş bağlantıyı oluşturan tarımsal işletme destek şirketleri (tohum, gübre, tarım ilacı, danışmanlık hizmeti verenler vb.) ile kazan-kazan sinerjisi geliştirilecek.
Mevcut durumda yurtdışında geliştirilen ve çok büyük bir pazar olan Türk tarım sektörünün kullanımına sunulan tarımsal teknoloji uygulamalarının; İTTM yapısında bulunacak farklı disiplinlerde çalışan araştırmacılar, tarım makineleri ve teknoloji geliştirici firmalar, girişimciler, öğrenciler ve tarımsal işletme destek şirketleriyle birlikte, yüksek katma değere sahip ve yerel uygulamalara yönelik çözümler sunmak üzere üretilebileceği bir altyapı oluşturulacak. Tarım sektörü, girişimciler ve yatırımcılar için cazip hale getirilecek.
İTTM için bir yılık, üç yıllık ve beş yıllık hedeflerimiz mevcut. Bu konuda oldukça detaylı bir çalışma yaptık. Sanırım beşinci yılda ulaşmayı hedeflediklerimizi söylersem herkes açısından daha net bir manzara ortaya çıkacaktır.
Beşinci yıl için hedeflediklerimiz özetle şöyle:
• Beşinci yıl sonunda yüzde 100 doluluk oranına ulaşılması…
• Girişimcilere/işletmelere erişmek ve İTTM TEKMER bilinirliğini artırmak için etkinliklere devam edilmesi ve dördüncü ve beşinci yıllarda birer adet inovasyon etkinliği (ideathon, hackathonvb) düzenlenmesi…
• Girişimlerin/işletmelerin yatırım alma potansiyelini artırmak için yılda bir Ön Kuluçka Eğitim Programı yapılabilmesi… Dördüncü ve beşinci yıllarda toplam 2 adet ön kuluçka eğitim programının gerçekleştirilmesi…
• Girişim ve işletmelerin yatırım alma potansiyelini artırmak için dördüncü ve beşinci yıllarda birer adet yatırımcılarla buluşma etkinliğinin düzenlenmesi…
• Ön kuluçka mezunlarının en az yüzde 65’inin kuluçka programına başvuru yapması ve en az yüzde 60’ının kamu girişimcilik desteklerine başvuru yapabilmesi…
• Kuluçka mezunlarının en az yüzde 30’unun faaliyetlerine devam ediyor olması…
• TEKMER bünyesindeki girişimlerin/işletmelerin en az yüzde 30’unun kamu destekli hibe programlarına başvuru yapması…
• TEKMER bünyesindeki girişimlerin/işletmelerin yüzde 20’sinin yatırım alması…
• TEKMER bünyesindeki girişimlerin/işletmelerin yüzde 60’nın satış yapmaya ve fatura kesmeye başlaması…
• TEKMER’in ENOLL üyeliği kapsamında uluslararası arenada bilinirliğinin ve iş birliği imkanlarının artırılması…

Son Eklenen yazılar

Su Güvenliği Yoksa Yetersiz Beslenme ve Gıda Krizi Kapıda !

Su Güvenliği Yoksa Yetersiz Beslenme ve Gıda Krizi Kapıda !

Dursun Yıldız Su Politikaları Uzmanı Hidropolitik Akademi Direktörü Suya ulaşma zorlukları azgelişmiş ülkelerde kişilerin yeterli beslenmesini olumsuz etkiliyor Dünyada teknoloji hızla gelişirken birçok ülke bu teknolojik gelişmeden ve dünya ekonomisinin büyümesinden...

FAO ve Türkiye İşbirliği İle ‘Kimseyi Geride Bırakma Projesi’

FAO ve Türkiye İşbirliği İle ‘Kimseyi Geride Bırakma Projesi’

FAO - Türkiye Gıda ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP II) çerçevesinde, “Kimseyi Geride Bırakma: Türkiye ve Orta Asya'da Kırsalda Yaşayan Kadınların Katılımının Arttırılması ve Güçlendirilmesi” Projesi kapsamında ilk bölgesel çalıştay, 3 Ağustos 2022 tarihinde Ankara’da...

Yeşil Enerjiye Geçiş Trilyonlarca Dolar Tasarruf Sağlayabilir

Yeşil Enerjiye Geçiş Trilyonlarca Dolar Tasarruf Sağlayabilir

Yeşil teknoloji maliyetleri son 10 yılda önemli ölçüde düştü ve büyük olasılıkla düşmeye devam edecek. 2050 yılına dek net sıfır karbon enerji sistemine ulaşmak mümkün ve kârlı. Oxford Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan ve Joule dergisinde yayımlanan...