Tarımda Son 10 Yıl Değerlendirmesi

SEKTÖR DEĞERLENDİRMESİ SON 10 YIL

Yusuf KARATEKİN
Pazarlama Müdürü | Pazarlama Müdürlüğü

Son 10 yılın verilerine bakıldığında tarım sektöründe üretim, verim ve ihracatın artması ülkemiz için önemli kazanımlardır. Bu olumlu gelişmelerle birlikte tarımda kat edecek daha çok yolumuzun olduğu da aşikardır. Ülkemizin tarımsal yapısı ve imkânlarına uygun bir kalkınma modelinin geliştirilmesi, üretimin planlanması, üretici gelirlerinde istikrarın sağlanması, kıt su kaynaklarının etkin yönetilmesi, teknoloji kullanımının yaygınlaşması, üreticilerimizin bilinç düzeyinin yükselmesi gibi konular sektörde gelişim alanlarının ilk sıralarında yer almaktadır.
Son 10 yılda tarımsal üretimdeki artışa paralel olarak kimyevi gübre tüketimi de yıllık 5 milyon tondan 6 milyon tonlar seviyesine yükselmiştir. Bu artış ile bitki besin maddesi bazında yıllık tüketimimiz dünya ortalamasına yaklaşmıştır. Kimyevi gübrelerin çok değil, bitkinin dengeli beslenmesini sağlayacak şekilde tüketilmesi önemlidir. Kullanılacak gübre miktarı ve çeşidi ile uygulama zamanı ve yönteminin doğru belirlenmesi için mutlaka toprak analizi yaptırılmasını bu vesile ile bir kez daha hatırlatmak gerekiyor.
DEĞİRMEN Eko Yatırım A.Ş. Sahibi Gürsel Tonbul
son on yılda sektörünüzdeki (ORGANİK TARIM) değişiklileri anlatan en fazla 20 satırlık bir yazı Böylece 2011’den bu yana tarım sektörünün farklı branşlarını etkileyen olumu-olumsuz gelişmeleri ortaya koymayı amaçlıyoruz.

Organik tarım ve gıda üretimi ile tüketimi dünyada son elli yılda sektör olarak hızla yükselirken; Ülkemizde de iç pazarda gıdayla ilgili riskler, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren gıda kaynaklı sağlık sorunları görsel ve yazılı basında yer almaya başladı. Tüketici bilincinin oluşması ve farkındalıkların yayılması ile de organik ürünlere talep artma eğilimi gösteriyor. Özellikle Covid-19 pandemisi sürecinde hastalıkla beslenmenin doğrudan ilişkisi öne çıktı. Sadece bu virüse karşı değil her türlü virüs, bakteri ve başta kanser, kalp damar hastalıkları, alerji, şeker, tansiyon, kollesterol ve daha bir çok hastalığın beslenme (gıda) kaynaklı olduğunu öğrendi geniş bir kitle. Küresel iklim değişikliğinin yarattığı ve daha da fazlasını yaratma riski ile muhtemel kuraklık ve doğal afetler nedeniyle genel anlamda dünya gıda ticaretinde dolayısı ile ulusların gıda tedarikinde yaşanabilecek küresel kriz ve kırılmalar önümüzde 21. yüzyılın kötü ama gerçekçi senaryosu olarak duruyor.Önümüzdeki çeyrek yüzyıl ekonominin ekolojiyi umarsızca tüketebileceği yıllar olmayacak.Tam tersi ekoloji ekonomiye hükmedecek. İşte tam da bu noktada Organik tarım sisteminin yaygınlaşmasının gereği açıkça çıkıyor karşımıza. Tohumdan toprağa, suya, havaya; insana, bitkiye ve hayvana varan sistemi içerisinde adil, sürekli ve sağlıklı üretebilme düzeni olan organik tarım; tüketicisinden de sadece ihtiyacı kadarını tüketmesini asla israf etmemesini ister. Gıdada ‘0’ atık etiği ile gıda zincirinin ekolojik düzene uygun devam etmesini hedefleyen organik tarımın önümüzdeki yıllarda daha geniş alanlarda yapılabilir ve daha geniş kitlelerce sağlıklı organik ürünlerin tüketilebilir olduğu bir toplum için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Organik ürün üreticileri olarak gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de tarım ve gıda sektörünün içinde hak ettiğimiz değeri bulacağımız günlerin yakın olmasını umuyoruz.

Murat Yahyaoglu
Country Manager – TURKEY Ülke yöneticisi

Sektörümzün son 10 yılı,
Son 10 yıllık, Bitki Koruma sektörüne baktığımızda, özellikle gıda üretiminin kaliteli ve de güvenli bir yöntem ile sürdürülebilir bir üretim olması büyük önem kazanmış, tüm dünya ve de ülkemizde benimsenen bir anlayış olmuştur.
Geçtiğimiz bu süreçte özellikle global ölçekte satınalma ve de birleşmelerin fazlasıyla olduğu, bunun da sektöre özellikle daha çevreci yaklaşımlar, çözümler sunan bir dinamizim getirdiğini belirtebilirim. Ülkemiz özelinde de sektörümüzün ciddi anlamda büyüme kaydettiğini, bu süreçte global birçok firmanın ülkemizde kendi organizasyonları ile faaliyete başladıkları bir dönem olmuştur. Bu da ülkemiz Tarım potansiyelinin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Özellikle de son yıllık periyotta da Covid-19 krizinin Tarım sektörünün öncelikli ve de stratejik bir alan olduğunu tüm insanlığa bir kez daha göstermiştir. Yine geçtiğimiz 10 yıllık süre içerisinde özellikle Ülke üreticilerimizin üretim aşamasında üretim kalitesi yönündeki yaklaşım ve de anlayışları ki özellikle Bakanlığımızın da ortaya koyduğu yapıcı politikalarla da bu kaliteli gıda üretimi daha ileri bir seviyeye taşınmıştır. Bu durumun özellikle önümüzdeki 10 yıllık süre içerisinde de artarak devam edeceğini ve de daha çevreci bir yönetim anlayışı ile güvenli ve de sürdürebilir bir Tarımın hem Ülke hem de Dünya genelinde tüm paydaşlar tarafından kabul görerek ilerleyeceğini belirtmek isterim.

Stoller Turkey Organik Tarım San Tic. A.Ş.
Dr Canan Yılmaz Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü

Bitkisel üretimin ve çiftçilerin gelirlerinin artırılabilmesinin verimliliğin artırılmasına bağlı olduğu, verimliliğin geliştirilmesinde ise doğru gübre kullanımının etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Gübrelerin verimlilik ve kalite artışındaki payı koşullara göre değişse de, doğru bir gübrelemenin her zaman olumlu sonuçları bulunmaktadır. Bunun bilinci son 10 yıllık süreçte üreticilerimiz tarafından anlaşılmaya başlanmış olduğundan talep ve ilgilerinde artış oluşmuştur. Değişen iklim koşulları, yetiştiricilikte karşılaşılan farklı sorunlar üreticileri çözüm arayışlarına yönlendirmektedir. Daha kaliteli ve daha fazla verim almak tarımın her zaman ana hedefi olmaktadır. Bunu sağlamak için bitki beslemenin önemi son 10 yılda daha fazla anlaşılmıştır. Üreticilerin karşılaştığı sorunlara ve yetiştirdikleri bitkilere uygun ürünler sunmak biz firmaları yenilikçi olma yönünde motive etmiştir. Gerek kimyasal gübre, gerekse organik gübre kullanımı eski dönemlere kıyasla daha bilinçli yapılmaya başlanmıştır. NPK gibi ana elementler dışında ikincil ve mikro besinlerin uygulama dönemleri, verim ve kaliteye etkileri anlaşılmıştır. Yetiştiricilik şartlarının iklim değişiklikleri sebebi ile zorlaşması, üreticilerin dönemsel fizyolojik sorunlara çözüm ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Geçmiş 10 yıl bitki besleme ile çözümler sağlarken gelecek 10 yılın daha spesifik ürünlere ihtiyaç duyduğunu düşünmekteyiz.

Hamdi Çiftçiler
MAY Tohum Yönetim Kurulu Eş Başkanı

Türkiye Tohumculuk Sektörü, 2020 yılını pandeminin yol açtığı tüm zorluklara rağmen geçmiş 40 yılın getirdiği tecrübe ve güçlü kurulu alt yapısı sayesinde ülkemizde hiçbir üründe kaliteli sertifikalı tohum tedarik sıkıntısı yaşatmadan tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmaya devam etti. Pandeminin ilk aylarında ortaya çıkan kısıtlamaları, sektör temsilcisi kurumlarımızın hızlı şekilde Tarım ve Orman Bakanlığımız yetkilileri ile çözüme kavuşturması ile birlikte, gerek üreticilerin kullanımına sunulacak ticari tohumlukların yurtiçi ve yurtdışı tedariki, gerekse bir sonraki yıl kullanıma sunulacak tohumların üretim planlama ve gerçekleşmeleri en etkin şekilde sağlandı.

Son 10 yıllık dönemi değerlendirdiğimizde ise sektörümüzün tohum teknolojisi üreten ve dünya genelinde rekabet eden çok uluslu firmaları da kapsayan çok ciddi bir konsolidasyondan geçtiğini görüyoruz. Kurulan yeni dünya düzeninde orta ve küçük ölçekli şirketler açısından stratejik olarak yeni zorluklar ile birlikte fırsatlar da ortaya çıktı. Bu fırsatları doğru olarak değerlendirip, yatırımlarını yönlendirebilen şirketler büyümelerine devam ediyorlar. Türkiye artık sadece dünya için kendi coğrafyasında önemli bir tohum tedarikçisi değil, aynı zamanda bitki ıslahına yaptığı yatırımlarla yurtiçi ve hedef coğrafyalarda kendi marka ve sınai mülkiyet haklarını satar hale gelmiş ve bu konuda hızla ilerlemekte olan dinamik bir sektöre sahip bir ülke. Tohumculuk sektörünün ülkemiz için stratejik sektör olarak değerlendirilmesi; mevcut ıslah, tedarik, sertifikasyon ve mevzuat altyapısının düzenli olarak geliştirilmesi; kaçak tohumla yapılacak mücadele ve sınai mülkiyet haklarını daha etkin şekilde koruyabilmemizi sağlayacak bir ortamın yaratılması; hedef komşu tarım ülkeleri ile yapılacak serbest ticaret anlaşmalarında sektörümüzün mutlaka kapsama alınması; gelecek açısından çok önemli gördüğümüz hususlar.

Asıl değerlendirmemiz gereken durum ise ülkelerin ve vatandaşların tarımın ve gıda tedarikinin önemini mevcut pandemi ve son yıllara damga vuran küresel ısınmanın da etkilerini hissettirdiği dünya genelindeki kuraklık nedeni ile daha da iyi anlamaya başlamış olması. Artan tarımsal ürün fiyatları, azalan dünya stokları, artık tarım ürünü ithalatçısı ülkelerin değil, tarım ürünleri ihraç eden ülkelerin kota ve gümrük vergileri uygulamaya başlaması, gelinen yeni durumun çok önemli göstergeleri. Bu noktada Bitki Islahı sektörü tarımsal üretim en temel ve teknolojik girdisi olan tohum konusunda ‘’Bitki Islahı ve İnovasyon’’ yaklaşımının, ‘’Yeni Islah Tekniklerinin’’ tüm paydaşlar ve tüketiciler tarafından en doğru şekilde anlaşılması, ülkeler tarafından adil ve uyumlu şekilde regüle edilmesi ve tarımsal ürün tedarikinin en sürdürülebilir şekilde güvence altına alınabilmesi için çok ciddi çalışmalar yapıyor. Yakın geleceğimizin sürdürülebilir gıda, yem, lif ve yenilenebilinir enerji için hammadde üretiminin temel konuları olacak bu kavramların ülkemizde de tartışmaya başlamamız gereken çok önemli başlıklar olduğunu düşünüyorum.

Veteriner Hekim Tahir Selçuk Yavuz
AtaFen Kurucu Ortağı

Tarım Gündem Dergisi’nin yayın hayatına başladığı 2011 yılından bu yana geçen son 10 yılda sektörümüzde neler olduğuna bir göz atalım.

Son 10 yıldaki gelişmelerin en önemlileri arasında bizim şirketimizin yani AtaFen’in aşılarının piyasada yer alması da vardır. Aşılarımızın geliştirilmesi, üretilmesi ve koruyucu hekimliğin hizmetine sunulması tam bu dönem içerisinde gerçekleştirilmiştir. Aşılarımızın kullanılmaya başlanmış olmasıyla, birçok kuzu, oğlak, buzağı ve anneleri, ayrıca besiye alınan danalar, tabii ki hayvan sahipleri büyük yarar gördüler.
Önemli ve olumlu gelişmeler bilgisayar teknolojisi sayesinde oldu. Son 10 yılda bilgisayarlı sağım makinaları, robotlar, buzağı besleme üniteleri, yem karıştırma dağıtma, yemi yemliğe itme ve tazeleme robotları devreye girdi. Mikroçiplerle hastalık ve kızgınlık takipleri yapılmaya başlandı.
Veteriner Fakültelerimiz sayıları arttı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde 2010 yılında Veteriner Fakültesi kurulmuştu. 2011 yılında hiç Veteriner Fakültesi kurulmadı. 2012 yılında Bingöl, Tekirdağ, Aksaray ve Adana-Ceyhan’da Veteriner Fakülteleri kuruldu. 2013 yılında Siirt’te, 2015 yılında Muğla-Milas’ta, 2016’da Kastamonu’da, 2017’de Yozgat-Sorgun’da, 2018’de İzmir-Kiraz’da, 2019’da ise Konya-Ereğli’de Veteriner Fakültelerinin kurulmasına karar verildi. Bunlar son 10 yılın gelişmeleri oldu. Ama veteriner hekimlik camiasında bu kadar çok Veteriner Fakültesi açılması “olumlu” değil, tam tersine “olumsuz” gelişme olarak kabul edilmektedir. Yine de son 10 yılda 10 Veteriner Fakültesinin mevcutlara ilave edilmiş olması da bir gerçek olarak karşımızdadır.
Bunlar dışında hiçbir kronik sorun halledilmemiştir. Ülkemiz hayvancılığının kronikleşmiş sorunlarından sürü hastalıkları olan bruselloz ve tüberküloz yönünden olumlu yönde bir gelişme olmamıştır.
Mera sorunu daha da derinleşmiştir. Hayvancılığımızı hapseden, duvar, saman, eskiye aşırı bağlılık ve bilgisizlik gibi sorunlar devam etmektedir. Aslında hayvancılığımızın gelişmesini engelleyen bu dörtlünün başı “bilgisizlik” tir.
Son 10 yılda büyük çiftlikler kuruldu ve bunlardan bazıları modern işletmeler yönünde örnek oldular. Ancak toplamın içerisinde bu gibi işletmeler çok az.

Tarım Gündem Dergisi’nin yayın hayatında bulunduğu son 10 yıl böyle geçti. Bakalım bundan sonraki yıllarda neler göreceğiz?
İyi günler görmemiz dileğiyle,

GENTA GENEL TARIM ÜRÜNLERİ PAZARLAMA A.Ş
Gökçe Atalay – Genta Yönetim Kurulu Üyesi ve Teknik Satış Müdürü
Son 10 yılda gübre sektöründe yaşanan değişimi üç ayrı başlık altında değerlendirebiliriz. Damla sulamanın etkisi yaşanan değişimlerin en başında yer alıyor. Damla sulama, 10 yıl önce ilk olarak açık saha sebzeciliğine, akabinde meyveciliğe, zeytine, narenciyeye ve sonraki yıllarda da tarla bitkilerine yayıldı. Damla sulamanın hızlı yayılışı gübreleme mantığını da değiştirdi. Bu değişim sonucunda üreticiler damla sulama sistemi kullanılan alanlarda giderek daha hızlı, yüzde yüz çözünebilen ve bitki tarafından daha kolay alınabilen bitki besleme ürünlerine yönelmiştir. Aynı zamanda %33’lük nitrat ürünleri yasaklanınca üretici, yan türevi olan sıvıları ve damla sulama gübrelerini kullanmaya başladı. Özellikle birinci sınıf dediğimiz, potasyum nitrat, azot ve amonyum nitrat bazlı gübrelerin karışımıyla oluşmuş, sodyum ve klor oranı 1’in altındaki damla sulama gübreleri sektörde çok hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır.
İkinci değişim olarak organik bazlı taban ve üst gübreleme kullanımının artmasından söz edebiliriz. Gübre firmaları enerji firmalarıyla ortaklaşa çalışarak özellikle fosforu ve azotu bağlayabilen ve büyükbaş hayvandan elde edilen organik maddeleri, NPK elementleri ile birleştirerek organomineral taban gübrelerini pazara sunmuştur. Yeni nesil olarak adlandırılan bu gübreler pazarda çok hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır. Tüm bu değişimlere ek olarak, amino asitler ve amino asit bileşimi içerikli ürünlerin de piyasada hızlı bir şekilde yer aldığını söyleyebiliriz.
Üçüncü değişim ise azot tüketiminin artmasıdır. Havada karbondioksit emisyonu arttıkça, bitkinin karbondioksit kullanımı artmaya başlar. Karbondioksit artarken de bitki daha fazla besin tüketir. Topraklardaki organik madde azlığı bu besin tüketiminde bitkinin tam büyümesine ve gelişmesine izin vermez. Topraktaki organik madde azlığı bitkiyi beslemede yetersiz kaldığı için üreticiyi tabandan ve üstten daha fazla gübrelemeye sevk eder. Bu noktada gelişim düzenleyicilerinin de etkisi göz ardı edilemez. Her bir bitki gelişim düzenleyicisinin hangi besinle kontrol edildiğini bilmemiz tüm bu süreçte fayda sağlamaktadır. Günümüzde çok fazla ilaçlı aktif madde yasaklanıyor, ayrıca mikronize kükürtlerle organik kükürtler de Türkiye pazarında hızla yer almaya başlıyor.
Bitki besleme alanında en yenilikçi akımların yanı sıra, üreticilerin özellikle doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda uygulanmasını temel alan bir yaklaşımla başarıya ulaşacağına inanıyor ve bunun için onlarla 30 senedir beraber çalışıyoruz.

Jiri Velharticky – TürkTraktör Pazarlama Direktörü

Tarım sektörü ve faaliyet gösterdiğimiz tarımsal mekanizasyon üretim iş kolunun son on yılına baktığımızda, bazı dönemlerde dalgalanmalar yaşansa da, gıdaya olan talebin kaçınılmaz olarak artmasıyla birlikte her iki sektörde de gelişimin sürdüğünü söyleyebiliriz.

Özellikle artan maliyetlerin düşürülmesi, verimlilik artışının sağlanması ve sürdürülebilir bir tarım için değişen ihtiyaçların karşılanması adına tarımda mekanizasyona olan talep artıyor. Pandeminin yarattığı tüm sıkıntılara ve olumsuz koşullara rağmen; yaşanan ciddi canlanmayla Türkiye traktör pazarı, 2020 yılında bir önceki seneye göre %87’lik bir büyümeyle 48.000 adede ulaştı. Dünyanın 4. büyük pazarı oldu.

Gelişen teknolojiyle birlikte daha donanımlı ve teknolojik ürünler de pazarda yerini almayı sürdürüyor. Yaşanan dijitalleşme ile birlikte, son beş yılda artık tarımda, uydu destekli otomatik dümenleme sistemine sahip traktörler, farklı alanlarda sensör ve drone kullanımı, verim haritalama teknikleri ve mobil tarım uygulamaları gibi farklı birçok konu başlığının daha çok konuşulur olduğunu görüyoruz.

Tarımda dijitalleşmeyi artırmak adına, uydu kontrollü hassas tarım alanında sunduğumuz New Holland PLM ve Case IH AFS sistemlerimiz ile çiftçilerimizin verimliliklerini üst seviyelere taşımalarına yardımcı oluyoruz.

Tarımda çiftçilerimizi en çok zorlayan konulardan biri olan “doğru zamanda doğru tarımsal uygulamaları hayata geçirmek” alanında Tarlam Cepte mobil uygulamamız ile çiftçilerimize 7/24 çözüm sunuyoruz. Çiftçilerimiz, noktasal meteorolojik risk uyarıları, bitki sağlığının takibi, risk ve kuraklık raporları, traktör ve ilaçlama kullanım saat önerileri ve yetiştiricilik tavsiyeleri gibi bir çok bilgi ve öneriye bu uygulamamız aracılığıyla ulaşıyor. Çok kısa bir zamanda pek çok çiftçimizin tercih ederek kullanmaya başladığı uygulama olmayı başaran Tarlam Cepte, 27.000 kullanıcının 12 bin 696 parça tarlanın uydu üzerinden takip edilmesini sağlıyor. İzlenen tarlaların büyüklüğü ise 335.000 dekara ulaşıyor.

Modern tarıma yön veren şirket olma yaklaşımımız ile Türkiye’de pazarın son 14 yıldır kesintisiz lideri ve öncü üreticisi olarak, bizler de çiftçilerimizi en yeni teknolojilerle donatılmış; kalitesi dünya standartlarında olan traktör ve tarımsal ekipmanlarla buluşturmaya devam ediyoruz.

Tarım Gündem Dergisi ise hayata geçirdiğimiz tüm bu çalışmaları duyururken, farklı kitlelere ulaşmamızda önemli bir köprü vazifesi görüyor.

Murat Avunduk
GRIMME Turkey Genel Müdürü

Son 10 yıl içerisinde sektörde ,patates mekanizasyonunda büyük değişimler oldu , neredeyse tüm üreticiler tüm işlemlerini işçilerle ve teknolojik olarak fazla gelişmemiş makinelerle yaparken günümüzde artık 110 hp üzeri yüksek kapasiteli ve güçlü tarktörler satılıyor tabi ki bunun ana kaynağı bizim gibi ileri teknoloji ile çalışan şirketlerin sürekli geliştirdikleri makineler örneğin , hasat makineleri işçiye söküm denilen klasik söküm makineleri yerini artık hazneli kapasiteleri 4 ton dan 15 tona kadar olan makinelere bırakıyor. Şirketimiz bu konuya oldukça gelişimsel bakıyor ve bu yönde son teknoloji makineler üretiyor .Bir örnek daha verirsek makineler geliştikçe onları çeken tarktörlerde büyük gelişim gösteriyor, artık 110 hp üzeri tarktörler oldukça yoğun satılıyor. Bunun sonucunda teknoloji ilerledikçe makineler geliştikçe her şey de buna paralel olarak gelişiyor.
Tabi ki üreticiler bu gelişmelere uzak kalmıyorlar .Üreticilerimiz gayet ön görülü hareket ediyor ve gelişen ve değişen dünyada tüm geliştirmelere uyum sağlıyorlar.
Üreticilerimiz her geçen yıl makine parklarını büyütmekte ve son teknoloji makineleri tercih etmekte ve teknolojik makinelerimizi yakından takip etmektedir, ülkemiz makinalaşmaya oldukça ilgili ve gelişmeye açıktır. Her geçen yılda daha ileri gideceğine inanıyoruz.
Tüm teknolojimiz ve tecrübemizle üretici ihtiyaçlarını ön planda tutarak makinelerimiz o şekilde geliştiriyoruz, üreticilerimiz bizi yön vermekte ve teknolojik gelişmemize katkı sağlamakta bizde tecrübelerimiz makinelerime aktararak ülke tarımında mekanizasyona katkı sağlıyoruz . Bu bilgiler ışığında sektörün her geçen yıl daha da gelişeceğini düşünüyoruz.

AR TARIM Genel Müdürü Ekrem Suad Sadak,
Son 10 yılda tohumluk patates sektörü olumlu gelişmeler gördü. Sertifikalı tohum kullanımı artıyor ve dolayısıyla verim artıyor. Ancak, ekilen tüm tohumlar sertifikalı olana kadar daha uzun bir yolumuz var. Bu, daha fazla verimi garanti edecek ve hastalıkların yayılmasını önleyecektir.
Gururla söyleyebiliriz ki Türkiye’de de yüksek kaliteli tohum üretimi artıyor. Yerli çeşitlerin geliştirilmesi, yetiştiricilere alternatifler sunmak için doğru yönde atılmış bir ileri adımdır.
Ülkemizde yabancı firma temsilcilerinin artması ile birlikte yetiştiriciler yararına rekabet artmıştır. Sadece seçenekler genişletmekle kalmadı, aynı zamanda hizmet kalite standartlarının da yükseltilmesi gerekecek. Bunu yapmayan şirketler güvenini kaybedecek. Tohum sektörü, satıcı pazarından alıcı pazarına dönüşmüştür. Herkesin bunu anlaması gerekiyor.
Patates üretimine gelince, maalesef ulusal bir üretim planının olmaması ve bunun kontrolünün hala çözülmesi gerekiyor. Ayrıca ihracatımız birkaç ülkeye bağlıdır. Patatese yönelik dünyaca geniş talebi karşılamak için patates sektörü, Ticaret Bakanlığın yardımıyla, yeni fırsatları değerlendirebilir.
Yetiştiriciler için doğrudan eğitim söz konusu olduğunda, Tarım Bakanlığı iyi bir yola girmiştir. Tarım İlçe Müdürlüklerle bu daha da yaygınlaşabilir. Bu yolda yüksek kademe tohum üreticilerine de büyük bir sorumluluk düşüyor. Bir çoğunun bunu fark ettiğini ve dolayısıyla daha iyi tarım arayışlarında Tarım Bakanlığı’nı desteklediğini görüyoruz.

Basın Kuruluşu: Tarım Gündem Dergisi
Konuşmacı: Mete Has / AGCO Türkiye Genel Müdürü
Tarih: Şubat 2021
Son 10 yılda sektörde neler değişti?

Son 10 yılda sektörde çok hızlı bir değişim yaşandığına şahitlik ettik. Giderek Ar-Ge çalışmalarıyla teknoloji kullanımı ve dijitalleşme dalgası, tarım makineleri aracılığıyla üretime daha fazla dahil olmaya başladı. Teknolojinin tarıma entegre olmayı, verimlilik artışını, zaman ve maliyetten tasarrufu beraberinde getirdi. AGCO’dan örnek vermek gerekirse, dijitalleşme yatırımlarına her yıl daha fazla bütçe ayrılarak, tarımsal üretimin maksimum verimliliğe çekilmesi için sürekli Ar-Ge çalışmaları yürütülüyor. Dünya çapında tüm AGCO markalarında kurulan Dijitalleşme Departmanları ve Ekipleri (DCX) bu yeni yaşam düzenindeki teknolojik çözümleri geliştiriyor ve çalışanlarımıza ve müşterilerimize sunuyor. AGCO, dünya çapında Ar-Ge’ye günlük 1 milyon dolar, yılda yaklaşık 400 milyon dolar harcıyor. Çiftçileri ve tarımı desteklemek, onlara sürdürülebilir bir şekilde çözümler sunmak temel şirket politikamızı oluşturuyor.

Tarımda mekanizasyon bütün gıda üretim zincirinin belkemiği bir anlamda… Geride bıraktığımız 10 yılda makine olmadan hasat yapmanın artık imkansız hale geldiği görüldü. İçinde bulunduğumuz Pandemi döneminden öğrendiğimiz en önemli derslerden biri ise tarımın ne kadar önemli bir role sahip olduğu oldu. Dünyada nüfusun artış hızını düşünürsek, tarımsal üretimin de aynı oranda artması gerekiyor. Alanlar büyümediği için bu nedenle tarımda verimliliğin artırılması ihtiyacı doğuyor.

Bugün geldiğimiz noktada ülkeler, uluslararası organizasyonlar, büyüyen dünya nüfusunu beslemek için tarımı en öncelikli gündem maddeleri arasına almış durumda. En son teknoloji ile verimli, kazançlı, çiftçilerin üretimini destekleyecek, tarıma yatırımın sürekliliğini sağlayacak politikalar şekilleniyor ve bu yönde çalışmalar daha da artacak. Çünkü insanlığın geleceği hiç şüphesiz ki tarımsal üretimden geçiyor. Tarım’da Gündem’imiz bu hayati konular!
Ali Ekber YILDIRIM
Sektör değerlendirmesi

Türkiye’nin son 10 yıllık tarımdaki performansına bakıldığında elbette iyi olan,gelişen büyüyen alanlar da var. Yerinde sayan hatta gerileyen alanlar da.
Öncelikle çiftçinin sorunlarında çok büyük değişiklikler olmadı. Bu 10 yıl boyunca yüksek girdi fiyatları, üretimdeki plansızlık, desteklerin geç açıklanması ve geç ödenmesi, ürün fiyatlarındaki istikrarsızlık, ithalat politikası hep gündemde oldu.
Geçen 10 yılda tarıma verilen destek 6.9 milyar liradan 22 milyar liraya ulaştı. Tarımsal kredi hacmi 24 milyar liradan 135 milyar liraya ulaştı.
Tarımsal dış ticarette ihracat aynı dönemde 14.4 milyar dolardan 20.2 milyar dolara, ithalat ise 17 milyar dolardan 19.4 milyar dolara çıktı.
Çiftçinin en çok kullandığı ve yüksek fiyatından şikayetçi olduğu iki girdiden birisi olan mazotun litresi 2011 yılında ortalama 3.5 liraydı bugün 6.8 lira.
Gübre fiyatına bakıldığında ise Tarım Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, son 10 yılda Üre gübresinin ortalama fiyatı ton başına 982 liradan 3 bin liraya, DAP gübresinin tonu 3 bin 450 liraya, Amonyum Sülfat gübresinin tonu ise 585 liradan 1650 liraya çıktı.
Aynı dönemde buğday üretiminde önemli bir değişiklik olmadı. Son 10 yılda 19 milyon ton ile 21 milyon ton arasında yani ortalama 20 milyon ton üretim gerçekleşti.
En önemli gelişmelerden birisi sertifikalı tohum üretiminde oldu. 10 yılda 637 bin tondan 1 milyon 150 bin tonun üzerine çıktı.
Büyükbaş hayvan varlığı 12.4 milyon baştan 18.6 milyona, küçükbaş hayvan varlığı ise 32.3 milyondan 55.6 milyon başa ulaştı. Aynı dönemde süt üretimi 15 milyon tondan 23 milyon tona, kırmızı et üretimi 778 bin tondan 1.2 milyon tona çıktı.
Tarımda teknoloji kullanımı yaygınlaştı.Verimlilik arttı. Fakat, Türkiye yaşanan sorunlar ve politika yanlışları nedeniyle tarımsal potansiyelini henüz yeterince değerlendiremiyor.
Böyle bir dönemde yayın yaşamına başlayan Tarım Gündem 10 yaşına girdi. İlk sayısından itibaren yazmaktan büyük keyif alıyorum. Mesleki bir yayını özellikle de Türkiye gibi tarıma gereken önemin verilmediği bir ülkede bir tarım dergisini 10 yıl yaşatmak hiç kolay değil. Tarım Gündem’i yayın hayatına başlatan ve tüm zorluklara rağmen 10. yıla taşıyan Burcu Uzuncular, uzun yıllar emek veren Fatma Uzuncular ile Esin Hepsavaşçı ve elbette siz okurların desteği ile bugünlere geldi. Tarım Gündem’in daha nice yıllar ilkeli, başarılı yayın çizgisini sürdürmesini dilerim.

Batı Akgün
Rivulis Eurodrip
Pazarlama Müdürü
SEKTÖR DEĞERLENDİRMESİ

Sulama sektörünün son 10 yılda geldiği noktanın ( bir gelişim olsa da), gelmesi gereken noktanın çok gerisinde olduğunu düşünüyorum. Gerek damla sulama adaptasyonun düşük olması, gerekse de basınçlı sulama sistemlerine geçişte halen istenilen ivmeyi yakalamış değiliz. Bu sadece sulama sektörü ile ilgili bir problem değil aslında, su kaynaklarının kullanımı konusunda büyük bir problem teşkil ediyor. Devlet bu konuda ciddi teşvikler veriyor, bizim gibi sektöre hizmet veren firmalar Türkiye’nin her bölgesinde anlatıyoruz. Ancak çiftçiler salma sulama gibi çok verimsiz ve su israfının en yüksek seviyede olduğu alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçmiyor. Bitki gelişimde ve veriminde sulama sisteminin etkinliğin çok büyük öneme sahip. Fakat çiftçilerimiz bu konuda henüz yeterince bilgi sahibi değil veya ekonomik olarak bu yatırımları yapmak istemiyorlar. Burada özel sektöründe malzeme satmanın ötesine geçmesi ve yaratılan faydanın önemini anlatılması gerekiyor. Her geçen gün tarım sektörünün önemi artıyor, bunu çarşıya pazara gidince hepimiz görüyoruz. Fiyatların ülkemiz için makul seviyelerde olması için ve ayrıca çiftçilerimizin karlı ihracat yapabilmesi için verimliliğin çok yüksek olması gerekiyor. Bunu sağlamanın en önemli yollarından biri damla sulama ve bu kanaldan bitki beslemedir. Dünya’nın en büyük tarımsal üretim yapan bölgelerine gittiğinizde bu sistemin nasıl verimli kullanıldığını görebiliyorsunuz. Türkiye’nin bazı bölgelerinde büyük tarım ülkelerine dahi örnek olabilecek çok iyi uygulamalar olmasına karşın, bu genele ne yazık ki yaygınlaşmış değil. Biz önümüzdeki yıllarda da çiftçilerimize en iyi ve en başarılı örnekleri göstermeye devam edeceğiz. Umarım ilerleyen yıllarda modern sulama ve besleme yöntemlerine geçiş çok daha hızlı ve etkin olur.

SFT TARIM YÖNETİM KURULU BAŞKANI
NAZMİ GÜNDÜZ

Sektör Değerlendirmesi
Son 10 yılda uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayımız ve işlenen arazi büyüklüğümüzde ciddi azalmalar yaşandı. Bu durum 2000’li yıllarda başlatılan ‘Küçük Çiftçinin Azaltılması Politikası’ nın bir sonucudur. Bu süreçte, daha iyi bir hayat kurmayı hayal eden özellikle genç çiftçiler şehirler, şehirlerin varoşlarına gittiler. Amaçları ,daha iyi bir gelecek kurmak idi. Ama iş bulamadılar ve işsizler ordusuna katıldılar. Dünyada baktığımızda ise, tarımın genellikle küçük aileler tarafından yapıldığını görüyoruz. Rakamsal olarak baktığımıza, dünyada 580 milyon civarında çiftçi var ve bunun yüzde 85’ni küçük aileler, yüzde 10’un büyük aileler ve kalan 5’ise profesyonel yöneticiler tarafından yönetilen büyük şirketler olduğunu görüyoruz. Profesyonellerin yönettiği şirketler bizim ülkemizde yok.
Sonuç olarak son 10 yılda ülkemize baktığımızda şunları görüyoruz;
*Üretim azalıyor ithalat ise hızla artıyor. İşin kötü tarafı, ithal edilen bu ürünlerin, hammadde veya üretim yapmak için kullanılan ara ürünler değil, nihai tüketime hazır ürünler olduğunu gerçeğidir. (Mısır, buğday, ayçiçeği, saman, mercimek, pamuk gibi)
*Şeker fabrikaları satıldı. Pancar üretimi azaldı ve pancar üreticileri başka ürünlere kaymaya çalışıyor.
*Örtü altı üretimi çok zorlaştı çiftçi 2,3 – 2,5 TL ye mal ettiği domatesi 1,8-2,0 TL ye satıyor. Diğer ürünler de bundan çok farklı değil.
Türkiye’nin sorunu aslında tarımda majör değişiklikler yapmaktır. Bunlardan en önemlisi ise, kuraklıkla ilgili çok acil önlemler alınmasıdır.

Son Eklenen yazılar

GENTA laboratuvarlarını daha da güçlendirdi

GENTA laboratuvarlarını daha da güçlendirdi

GENTA 2020 yılının başında, Bitki Besleme iş birimindeki Ar-Ge ve Kalite Kontrol laboratuvarlarında faaliyet alanlarını genişleterek, bilimsel gücünü pekiştirdi. Laboratuvarlarda Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra toprak, gübre ve yaprak analizlerinin yüzde 90’ını...

BASF, sürdürülebilir tarım için inovasyon portföyünü güçlendiriyor

BASF, sürdürülebilir tarım için inovasyon portföyünü güçlendiriyor

• Çiftçiler, çevre ve toplum sürekli araştırma ve geliştirme çalışmalarından faydalanacak, • Şimdiye dek hiç olmadığı kadar sürdürülebilir tarım çözümleri için tohumlar, bitki koruma ürünleri ve dijital hizmetler... • Tahmini maksimum satış potansiyelinin 7,5 milyar...