AR TARIM Olarak Vizyonumuzun Temeli, Başarımızın Sırrı

Türkiye’nin önde gelen patates tohumu üreticilerinden AR TARIM, sunmuş olduğu yenilikler ile sektöre yön vermeye devam ediyor. Dergimize özel sorularımızı yanıtlayan AR TARIM Genel Müdürü Ekrem Suad Sadak, 2030 stratejilerinden Seed Potato Akademisi’ne, yemeklik patates çeşitlerindeki pazar liderliğinden, sanayilik çeşitlerdeki pazar payı çıkışlarına ve hedeflerine kadar birçok yeni ve yararlı bilgiyi bizlerle paylaştı. Sektöre dair bu önemli açıklamaların siz değerli okuyucularımız için de keyifli bir okuma olmasını dileriz…

Yemeklik patates tohumunda lider firma olarak gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?
AR TARIM Seed Potato Akademisi ve AR TARIM 2030 stratejinizle ilgili bilgi verir misiniz?

2030 yılından bahsederken, birçok insan bunun abartıldığını düşünüyor. 10 yıl içerisinde neler olacağını nereden bilebilirsiniz? diyorlar.. Bizim ise cevabımız basit; Bizler pazar yapıcıyız, takipçisi değiliz. Yeni ıslah edilmiş bir çeşidin piyasada yer almasını sağlayana ve ilk satışlarınızı yapana kadar, yıllar süren bir planlama, yatırım ve testler gerekir. Şu anda herkes bir ürünü ürün yelpazesine eklemek için verimi karar kriteri haline getiriyor. Biz bunun ötesine geçiyoruz. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde ülkemizin sorunları olacağını ön gördüğümüz, su miktarı ve kalitesi, toprak kalitesi ve özellikle yüksek kaliteli tohum üretimi için ekilebilir verimli toprakların azalması gibi sorunları ele alıyoruz. Bizim denemelerimiz ve çalışmalarımız buna odaklı olmaktadır. Bu arada Türkiye’deki kötü depolama koşullarını da unutmuyoruz. Biz Arizona ve Vogue çeşitleri gibi, piyasayı her alanda etkileyen çeşitleri sunmaya devam edeceğiz.
Yerli üretimimizi artırdıktan ve Türkiye’yi yumrudan T2 kademeye kadar üretim merkezi haline getirdikten sonra aynı zamanda ihracata yöneleceğiz. Vizyonumuz dahilindeki tüm fikirlerimiz sadece bir üretim planı gereksinimi duymuyor, ayrıca bir finansal plan, insan kaynakları planı ve bunu desteklemek için teknolojik altyapı gereksinimi duyuyor. Bu sebeple, birçok senaryoyu hesaba katarak uzun süreli planlama yapıyoruz ve işi şansa bırakmıyoruz.
T2 kademe tohumunun yerli üretim konusuna gelirsek, bilmeniz gerekir ki, müşterilerimize olan yerli tohum satışımız, ithalat satışlarımızı geçti ve bunu 2025 yılına kadar üç katına çıkarmak için çalışıyoruz. Neden 2025? Neden daha erken değil? Biz kendi piyasa tahminlerimizi yapıyoruz ve ona göre hareket ediyoruz. Kontrollü bir genişleme ile, şirketimizin stabil bir temele dayanmasını sağlamak ve şirketimizin geleceğini garanti altına almak istiyoruz. İhtiyatlı davranmak ve geleceği garanti altına almak personelimize ve müşterilerimize karşı yükümlülüğümüzdür.
HİR hizmet modelimizin tanıtımıyla, müşterilerimize sunmaya başladığımız tüm yeni teknolojilerle birlikte başka bir fark yaratacağız. Müşterilerin tüm ortak mutabakatlarımızı takip edebileceği AR TARIM uygulaması buna bir örnektir. Önümüzdeki aylarda başka sürprizlerimizde olacak.
Bana AR TARIM patates tohumu akademisi hakkında bir soru sormuştunuz? Bunu yanıtlamadan önce, lütfen vizyonumuza bir göz atın.. Bir araştırma, üretici ve pazarlama şirketi olarak işimiz; memleketimizde patates tohumculuğunu geliştirmek, tüm üretici, tüketici ve kamu kuruluşlarının arasında bir elçi olarak yerli üretimi arttırmaktır. Akademi fikri, insan kaynakları gelişim programımızın ana çerçevesi olacaktır. Bu bilgiyi paylaşmak istiyoruz ve bu sebeple seminerler, web seminerleri, tarla günleri vs. yapacağız. Bunları patatesle ilgili olan herkese açacağız. Bu profesyonelliği yaymanın harika bir fikir olduğunu düşündük ve bunu birkaç kişiye sınırlamamaya karar verdik. Bu fikrimizin vizyonumuzla ile kusursuz bir şekilde uyacağına inanıyoruz. Çok yakında bu konu hakkında daha fazlasını sizlere anlatacağız.

Özellikle sanayilik piyasada artan payınızı neye bağlıyorsunuz?

2016 yılında bu pazara girmeye karar verdik ve sadece Avrupa’da değil, aynı zamanda dünya çapında bilinen çeşitler (Fontane ve Markies) için Türkiye’deki denemelere başladık. Sadece bir hedefimiz vardı, bu da yemeklik piyasasında olacak büyük dalgalanmalardan korunmak ve pazarda belirli bir paya erişmekti. Neyse ki, çeşitlerimizin özelliklerinin iyi olması, iyi bir tanıtım ve müşterilere sürekli verdiğimiz destekle birleştiğinde bizi bu pazarda da iyi bir oyuncu haline getirdi. Bunun ardından, çok tanınan değil ancak mükemmel kalitede olan yeni çeşitlere başladık (Ottawa). Bunlar şu anda müşterilerimiz tarafından test edilmektedir. Sanayilik piyasada yüzde sıfır olan pazar payı şu anda yüzde 10 civarındadır. Hedefimiz önümüzdeki 2 yıl içerisinde yüzde 17’ye ulaşmak ve 2025 yılı itibariyle yüzde 25’e ulaşmaktır. Yaptığımız her işte, güven önemli bir rol oynar. Güven, riskten kaçınan kurumsal alıcılarda çok büyük önem arz eder. Güven oluşturmak için prosedürlerimizin tüm bölümlerinde dürüstlükle hareket ediyoruz. Bunu da mükemmel ekip çalışmamızla başarıyoruz.

Yeni yerli ve milli çeşitler hakkında görüşünüz nedir?

Yeni bir çeşit yaratmak sabır, yatırım ve profesyonel bir yaklaşım gerektiren uzun bir süreçtir. Bu yola girmeye karar veren herhangi bir şirket takdir edilmelidir. Bildiğiniz gibi, yeni bir çeşit ortaya çıkarmak, mevcut çeşitlerin melezlemesiyle yapılır. Gelecek vaat eden yeni yerli ve milli çeşitlerde, melezlemelerde bizim çeşitlerimizin de dahil edildiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Bu da çeşitlerimizin iyi olduğuna ve yerli ve milli çeşitler için bir temel oluşturduğuna dair bir kez daha kanıt teşkil etmekte.
Şunu bilmeniz gerekiyor; Bir ülkede üretilen tüm ürünler yasal olarak yerlidir. Dolayısıyla Türkiye’deki üretimimiz de yerlidir. Milli, o ülkenin insanı tarafından yaratılan, yerli niteliklere sahip ve bu noktada o ülkeyle ilişkilendirdiğiniz bir üründür. Bunun sahiplikle ilgisi yoktur. Buradaki sorum şu: Eğer biz Türkiye’de kendi elemanlarımızla bir yeni çeşit ıslah edip üretiyorsak ve bazı satışlardan sonra Türkiye ile ilişkilendiriliyorsa, sahiplerimiz Avrupalı olduğu için, o çeşit yabancı mı yoksa yerli ve milli mi olacak?
Benim için yabancı veya yerli ve milli anlamı hakkındaki tartışmalar zaman kaybından ibarettir. Bunun tanımlanmasını kendilerini buna adayan uzmanlara bırakıyorum. Biz sadece Türk tohum yetiştiricileri ve çiftçileri için en iyisi neyse, vizyon ve misyon açıklamamızda belirtildiği gibi, ona odaklanıyoruz ve bunu da yüzde 100 Türk kadromuzla yapıyoruz. Her zaman etik bir çerçevede rekabet edeceğiz ve tüm rakiplerin çabalarına saygı göstereceğiz. Ve eğer birinin daha iyi olduğunu görürsek, o bizim ölçümüz olacaktır.

İthal patates tohumları hakkındaki söylentilere karşı görüşünüz nedir?

Her şeyden önce ithalatçıların sadece talep üzerine tohum ithal ettiklerinin bilinmesi gereklidir. Biz, aynı tohum kademesinin alternatifi olarak yerli üretim tohumu sunuyoruz. Hangi menşei istediğine karar vermek müşteriye kalmıştır.
Mevcut aşamada, daha yüksek kalitede olduğuna inandıkları için hala birçok insan ithal tohumu tercih etmektedir. Bunu da haklı olarak düşünebilirler zira T2 kademede yerli tohum sadece son birkaç yıldır mevcut olduğu için ilk etapta kendisini kanıtlaması gerekiyordu; biz bu süreçte bunu zaten başardık.
Türkiye’ye ithal edilen tohumun diğer ülkelere gönderilenlere kıyasla daha düşük kalitede olduğu düşüncesi doğru değildir. Türkiye karantina düzenlemeleri en katı yönetmelikler arasında yer almaktadır. Avrupa’da bizim için seçilen tohum ekstra kontrol gerekliliklerinden geçiyor ve hatta en yüksek standart olan “Türkiye Kalitesi” olarak ilan ediliyor. Sadece “Türkiye Kalitesi” statüsüne sahipse iç kalite etiketi alıyor. Bu nedenle, ithal tohumun hastalıklı veya virüslü olduğu ve ülkeye girdiği iddiasını savunmaları, benim görüşümde tarafsız ve profesyonelce davranan yerel makamların kabiliyetlerini haksız bir şekilde sorgulamaktadır. Bu durum belki, on yıllar evvel, alt yapı yetersizliği nedeninden olmuş olabilir, onu bilemem, ancak son yıllarda böyle bir durum yok.
Yayılan bir diğer konu da, Türkiye’nin sadece 5’inci nesil tohum alması konusudur. Böyle bir açıklama yapanların Türk tohum sertifikasyon adımlarının Avrupa’dakiyle aynı olduğunu da söylemesi gerekir. Kategori isimleri ülkeye göre değişebilir. Eğer siz 5. nesil derseniz, üreticiyi tamamen yanlış yönlendirirsiniz, üretici T2 sınıfından başlayarak 5’inci ekim tohum olarak düşünebilir.Ayrıca bu konuda daha ayrıntılı düşünmek gerekir. İthal E sınıfı satın alırsanız bunu neredeyse hiç verim kaybı olmadan iki yıl üst üste sertifikalandırırsınız. Tohum kaliteli olduğundan S2’den ötesine gidenlerde var ve tohumu çok az verim kaybıyla sertifikasız olarak (depo patatesi gibi yetiştiren) üç yıl boyunca çoğaltıyorlar. Tohum kalitesi iyi olduğu için maalesef üçüncü, dördüncü hatta beşinci lakabıyla sertifikasız tohum kanunsuz olarak alıcı buluyor. Bu durumda defalarca çoğaltılan ithal tohum çeşitlerinin kalitesinin düşük olduğu nasıl söylenebilir?

Son Eklenen yazılar

Rivulis ve Eurodrip’den Şekerpancarına Yönelik Özel Çalışmalar

Rivulis ve Eurodrip’den Şekerpancarına Yönelik Özel Çalışmalar

Rivulis Pazarlama Müdürü Batı Akgün, 2015 yılından bu yana şekerpancarına yönelik çok önemli çalışmalar yaptıklarını belirterek; “ Bu çalışmalarımızın sonucunda, şekerpancarı üreten çiftçilerin damla sulama sistemlerine olan ilgileri arttı. Bu durum bizi oldukça mutlu...

Çok Başarılı Bir Yıl Geçirdik

Çok Başarılı Bir Yıl Geçirdik

MAS Seeds Ülke Müdürü Turhan Mutlu Çiçek, MAS Seeds olarak 2020 yılını çok başarılı geçirdiklerini belirterek, “ Biz her yıl büyüyen ve ürün portföyünü geliştiren bir şirketiz. Geçen sene ile kıyasladığımızda, toplam üretim alanlarımızı neredeyse üç katına çıkarttık....

GENTA büyümeye devam ediyor

GENTA büyümeye devam ediyor

GENTA Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Atalay, tarım sektöründe Covid 19 nedeniyle yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen, GENTA olarak başarılı bir yıl geçirdiklerini açıkladı. Atalay, “Grup görüşmelerimizi azaltarak daha bireysel görüşme sistemi uyguladık ve bunun da...